Bazen bir haber düşer ajanslara; birkaç satır, birkaç kelime…
Ama o kelimelerin ardında bir ömür, bir aile, bir hikâye gizlidir.
Geçtiğimiz gün, bir kargo uçağının düşmesi sonucu 20 kahramanımızı kaybettik.
Gökyüzüne emanet ettiğimiz, görev başında can veren bu insanlar yalnızca bir “uçak kazasında hayatını kaybedenler” değil; bu ülkenin sessiz ama en fedakâr neferleriydi.
Onların işi görünmezdi.
Ama taşınan her yükte, ulaştırılan her malzemede, güvenli bir operasyonun her anında onların emeği, cesareti vardı.
Ve şimdi, gökyüzü sessiz…
Hüzün, bir kez daha yurdun dört bir yanına yayıldı.
Bir kargo uçağı…
Belki sıradan bir görevdi, belki yüzlerce kez yaptıkları bir uçuş daha…
Ama o gün kader başka bir rota çizdi.
Şimdi, 20 evin kapısı çalındı. 20 baba, 20 anne, 20 eş, 20 evlat sessizliğe gömüldü.
Bu kaybın ardından yalnızca “neden” sorusunu değil, “nasıl önleriz” sorusunu da sormak zorundayız.
Havacılıkta güvenlik zinciri, bir halkasının kopmasıyla trajediye dönüşür.
Bu yüzden her kazanın ardından suçlu aramaktan öte, ders çıkarmak, eksikleri tamamlamak, önlemleri artırmak gerekir.
Çünkü hiçbir hata, bir canın bedelini ödeyemez.
Bugün yüreğimiz yanıyor.
Ama onların emanetine sahip çıkmak, adlarını sadece bir anma töreninde değil, güvenli bir gelecek için atılan her adımda yaşatmak boynumuzun borcudur.
Gökyüzüne veda eden o kahramanlara rahmetle, minnetle…
Ruhları şad olsun.













