Türkiye’de milyonlarca çalışanı yakından ilgilendiren 2026 yılı asgari ücret süreci için geri sayım başladı.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 2026 asgari ücreti için ilk kez 21 Ekim’de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda toplandı.
Aralık ayında başlayacak resmi görüşmeler öncesinde, Komisyon’un yapısı ve işleyişi ele alındı.
Toplantının ardından ise herhangi bir resmi açıklama yapılmadı.
Ancak öngörülen oranlarına bakıldığında, 2026 yılında asgari ücretin yüzde 15 ila 25 arasında artırılması hakkında söylemler var.
Bu senaryolar arasında ise, yüzde 20’lik bir artış oranı öne çıkıyor.
Peki, bu rakam gerçekten “asgari geçim” için yeterli mi? yoksa yalnızca bir “sayı asaletiyle” yapılmış bir aldatmaca mı?
Ve asgari ücrette öngörülen yüzde 20’lik zam oranı, çalışanların yaşam standartlarını gerçekten koruyabilecek mi?
Geliniz, son yıllarda yapılan zam oranlarına birlikte göz atalım:
-2023 Ocak ayında %54,6
-2023 Temmuz ayında %34
-2024 Ocak ayında %49
-2025 Ocak ayında %30
2026 yılı için öngörülen yüzde 20’lik zamla, asgari ücret yaklaşık 26.525 TL’ye çıkacak.
Görünürde bir artış gibi duruyor; ancak hayat pahalılığı, enflasyon ve temel ihtiyaçların artış hızına bakıldığında tablo pek parlak değil!
Özellikle kira, elektrik, doğalgaz, ulaşım ve gıda fiyatlarındaki yıllık artışlar çoğu zaman %30’u bile aşabiliyor.
Bu durumda, çalışanların eline geçen zam, gerçek anlamda asgari geçim için yeterli olmaktan çok uzakta kalacaktır.
Üstelik asgari ücretle geçinen milyonlarca aile için sadece temel ihtiyaçları karşılamak değil, çocuklarının eğitim masrafları ve sağlık giderlerini karşılamak da büyük bir mücadeleye dönüşüyor.
Özetle, asgari ücrette yapılacak zam oranı sadece bir sayı değil; milyonlarca insanın hayat kalitesi, ekonomik güvenliği ve umutlarının doğrudan yansımasıdır.
Milyonlarca çalışanın artık bugünü idare etmekten öte, yarına umutla bakabilme ihtiyacı üzerine kurulmalı.
Kısacası asgari ücret belirlemesi salt bir yüzde artış oyunu olmamalı.
-Gerçekçi bir yaşam maliyeti hesabı esas alınmalı: Gıda-konut-ulaşım-sağlık gibi temel kalemlerdeki artış sağlıklı biçimde hesaba katılmalı.
-Artış oranı, yüksek enflasyon dönemiyle uyumlu olmalı; en azından enflasyon oranını geçmeli ve çalışanların reel alım gücünü korumalı.
-Sosyal adalet gözetilmeli: Asgari ücret, sadece çalışanı değil, aynı zamanda ailesini de kapsayacak şekilde adil ve insani bir yaşam standardı sağlamalı.
Demem o ki: Çalışanların hak ettikleri insanca yaşam koşullarına kavuşması için bu sürecin titizlikle ve hakkaniyetle yürütülmesi şarttır.
Çünkü asgari ücret, yalnızca bir maaş değil; umutların, mücadelelerin ve adaletin sembolüdür.












