11 Kasım 2025 tarihinde, Azerbaycan’dan Türkiye’ye dönmek üzere havalanan C-130 askeri kargo uçağının Gürcistan-Azerbaycan sınırında düşmesi sonucu 20 kahraman askerimiz şehit oldu.
Evet, yine bir anne yüreği yandı, bir baba yüreği eridi ve bir eş yüreği yalnız kaldı…
İnanın, bu kahredici acıyı kelimelere sığdırmak mümkün değil!
Her şehit haberinde yüreğimizden bir parça kopuyor.
Her defasında “Şehitler ölmez, vatan bölünmez!” diyoruz.
Bu söz, milletimizin en derin duygularını, vatan sevgisini ve direncini yansıtan güçlü bir ifadedir.
Ancak bütün bu yüce anlamına rağmen, gerçekte şehitler ölüyor; Bir ocağa düşen ateş, tüm bir milleti ısıtsa da ateş, düştüğü yeri kavuruyor...
Daha sonrasına gelecek olursak hep söylediğim ve savunduğum bir şeyi yine bu satırlarda anmak istiyorum;
“Artık bu millet televizyon karşısına geçtiğinde ya da eline bir gazete aldığında, şehit haber görmek-duymak istemiyor ve bizlerde olumsuz-kahredici haber vermek istemiyoruz.”
Ama geldiğimiz şu dönem de bu pekte mümkün görünmüyor.
Yaşanılan olaylar, hissedilen duygular tarifsiz ve oldukça üzücü.
Bu noktada bizlere düşen görev, yalnızca acıyı paylaşmak değil; Kahraman şehitlerimizin emanet ettiği değerlere sahip çıkmak, birlik ve beraberliğimizi korumaktır. Çünkü şehitlerimizin hatırası, bu milletin vicdanında ebediyen yaşayacaktır.
Son olarak şehit olan kahraman vatan evlatlarına Allah’tan rahmet, acılı yakınlarına ve Türk Milleti’ne başsağlığı diliyorum.













