Şehrimiz her geçen gün daha modern ve daha yaşanabilir bir görünüme kavuşuyor.
Yenilenen meydanlar, düzenlenen parklar, bakımlı yürüyüş yolları ve neredeyse adım başı yerleştirilen çöp kutuları, kent estetiğine verilen önemin en somut göstergeleri arasında yer alıyor.
Ancak tüm bu çabalara rağmen karşılaştığımız bazı manzaralar, sorunun yalnızca belediyelerin hizmet üretmesiyle çözülemeyeceğini gösteriyor.
Yürüdüğümüz yolların kenarında, oturduğumuz ağaçların altında ve dinlenme alanlarında gelişi güzel bırakılmış çöpler görmek ne yazık ki artık şaşırtmıyor. Üstelik bu tabloyu görmek için uzun araştırmalar yapmaya da gerek yok.
Geçtiğimiz günlerde şehirdeki bir oturma ve dinlenme alanında çektiğim aşağıdaki fotoğraf, sorunun boyutunu gözler önüne seriyor.


Fotoğrafta görülen görüntü, ne bir ara sokakta ne de gözlerden uzak bir noktada karşımıza çıkıyor.
Tam aksine, vatandaşların dinlenmek, vakit geçirmek ve nefes almak için kullandığı ortak bir alanda yer alıyor.
Yıllardır aynı şeyleri konuşuyoruz. Daha fazla çöp kutusu konulsun denildi, konuldu.
Parklar düzenlensin denildi, düzenlendi.
Yeşil alanlar artırılsın denildi, artırıldı.
Peki, şimdi ne diyeceğiz?
Her köşe başına bir görevli mi dikelim?
Yere atılan her pet şişenin, her sigara izmaritinin başına bir zabıta mı koyalım?
Bir noktadan sonra kabul etmek gerekir ki sorun ne çöp kutusunun azlığı ne de hizmet eksikliği.
Sorun, hepimizin sıkça kullandığı ama uygulamaya gelince unuttuğu o kavramda yatıyor: vatandaşlık bilinci. Çünkü şehir dediğimiz şey sadece yollar, kaldırımlar ve parklardan ibaret değildir. Şehir, o alanları kullanan insanların karakterini ve yaşam anlayışını da yansıtır.
Demem o ki; bir şehrin kalitesi yalnızca yapılan yatırımlarla ölçülmez. O şehirde yaşayan insanların ortak yaşam alanlarına gösterdiği özen de en az yapılan hizmetler kadar önemlidir.
Aslında fotoğraftaki görüntü yalnızca birkaç kişinin geride bıraktığı çöplerden ibaret değildir. Yıllardır değiştiremediğimiz bir alışkanlığın, bir duyarsızlığın fotoğrafıdır.
Bu nedenle kabul etmek gerekir ki, bu görüntünün sorumlusu ne belediye ne de çöp kutularının yetersizliğidir. Sorun, temiz bir şehirde yaşamak isteyip o şehrin temiz kalması için en küçük sorumluluğu bile üstlenmek istemeyen anlayıştır.
Ve unutulmamalıdır ki; şehirler hizmetle güzelleşir, bilinçle korunur.














