İki keklik bir kayada ötüyor
İki keklik bir kayada ötüyor
Ötme de keklik derdim bana yetiyor
Aman, aman yetiyor
Ötmede keklik derdim bana yetiyor
Aman amman, yetiyor
Annesine kara da haber gidiyor
Annesine kara da haber gidiyor
Yazması oyalı kundurası boyalı
Yar benim aman aman, yar benim
Uzunda geceler yar boynuma
Sar benim aman aman, sar benim
İki keklik bir dereden su içer
İki keklik bir dereden su içer
Dertlide keklik dertsizlere dert açar
Aman amman, dert açar
Dertlide keklik dertsizlere dert açar
Aman amman, dert açar
Buna yanık sevda derler tez geçer
Buna yanık sevda…
İki Keklik'in hikâyesiyle şöyle anlatıla gelir:
Şöhret Hanım, Balıkesirli Mehmet Şevket Efendi’nin eşidir. Balıkesir’in Edremit ilçesine bağlı Güre köyünde yaşayan Şöhret Hanım, dönemin zenginlerindendir. Öyle ki zeytin toplamaya bile cam topuklu rugan ayakkabılar giyerek gider Şöhret Hanım. Dünyevi zenginlikleriyle köylülerden farklılıklarıyla dikkat çeken Mehmet Efendi ve Şöhret Hanım çiftinin Zekeriya adında bir de oğulları vardır. Zekeriya, askerlik çağına geldiğinde Enver Paşa komutasında Sarıkamış’a gider. Sarıkamış’ın çetin kış şartlarında askerliğini yapan Zekeriya, yol almak için yollarına çıkan karları temizlemeye çalışırken bir kuyuya düşerek şehit olur. Şöhret Hanım ise hasretiyle tutuştuğu oğlunun ölüm haberini ovadayken alır ve oracıkta öten kekliklere 'ötme de keklik derdim bana yetiyor,' diyerek ağıt yakmaya başlar.













