Bağımlılık denince akla hep zararlı içeceklere olanlar gelir. Oysa toplum olarak farklı bağımlılıklara sahibiz. Bunların başında telefon ve televizyon, internet bağımlılıkları geliyor.
Doğru kullanılırsa teknoloji çok büyük nimet, doğru kullanılıyor mu? Bakınız herkesin elinde akıllı telefonlar var. Gelir durumu ne olursa olsun herkeste var. Ne işe yarıyor? Ders mi çalışıyoruz, iş mi yönetiyoruz, ticari durumlar için mi kullanıyoruz? Hepsi hayır. İster toplu taşıma araçlarına binin, ister cafelere girin. Herkes ha gayret telefonla ilgilenmekte. Toplu taşıma araçları dedik de zaten istasyonlara gidince cep telefonları ile ilgilenmeyen güvenlik görevlisi göremezsiniz. Başlar eğik, telefonla uğraşı. Bazen dalıyor, trenler gelse de kafalarını kaldırmıyor, yayaları uyarmıyorlar. Peki ne yapar bu insanlar telefonla? Raylı sisteme bindiniz, kimseye yer vermemek için telefona sarıldınız. Bari açıp bir şeyler okuyun yav. Bilginiz, kültürünüz artsın.
Bazen hiç ummadığınız arkadaşınız gelen mesajı gösteriyor. Ya bel altı, ya saçma bir video. Bunlara harcanan zaman başka şeylere harcansa ya. Zaten arama motoru yaptığı araştırmada internette Türklerin en çok kullandığı sözcük, aranan şey 3 harften oluşuyor. Yani interneti de, telefonu da doğru kullanmıyoruz. Elbette bu toplumun genelini ilgilendirse de ailelere çok büyük iş düşüyor. Babalar elde telefon oynarken yavrularına büyük paralar vererek, kimi kredi çekerek aldığı telefonları kapatın diyemez, diyemiyor. İlgilenmiyor ki... Cuma mesajları, kandil kutlamaları vs.telefon şirketlerini zengin etmeden öte işe yaramıyor.
Televizyonun hala cazibesini yitirmemesi, evlere girdiği günden beri gerek aile içi iletişimini ve gerekse komşuluk ve akrabalık ilişkisini olumsuz etkilediği bir gerçek. Bir yere giderken TV programlarına bakılıp karar verilmiyor mu? İşte durum bu. Zaten televizyon dizileri aileyi, toplumu düşünerek yapılmıyor ki. Vur kır, yalan, üç kağıt, kapı dinleme, laf taşıma, yakınlarına sünme, zengin konaklarda hizmetçili evlerde lüks yaşam… Ne ahlaksızlık ararsan dizilerimizde mevcut. Kavgasız tartışma programları majör televizyonlarda izleyici bulamıyor. Geçtiğimiz hafta saat 16.20 de yayınlanan bir kanalda yaşananları özetlerde gördük. Adamın 7 çocuğu olmuş hepsini yuvaya vermiş. İsimlerini dahi hatırlayamıyor. Peki bu yavruların suçu ne?. Devletimiz korumaya alacağı çocuklar için de bir sistem geliştirmeli. Nasıl olsa devlet alıp büyütüyor diye kimse şeyi sevdasına kapılmamalı.
Toplum olarak bu bağımlılıktan mutlak surette kurtulmalıyız. Bu sosyolojik bir vaka haline geldi. Maddi durumu uysa da uymasa da herkesin elinde on bin liralık telefon var. (yüz bine kadar çıkıyor).Kimi kredi ile kimi ödeyemediği kredi kartıyla alıyor da alıyor. Kimin ne işine yarıyor? Bu kadar ne konuşulur? Bunlar olmayınca dayan mesaja, saçma sapan, cinsellik vs. Neden hiç bir batılı müslümanlığı seçmiyor sorusuna karşılık uzmanlar kime bakıp da müslümanlığı merak etsinler diyorlar.
Televizyon programları ivedilikle düzeltilmelidir. Türk dizilerini, filmlerini izleyen biri bizi nasıl bilir? Bu bağımlılıktan kurtulmalıyız, ama nasıl?..
Günün sözü :
Sahip olduklarına şükretmeyenin kaybettiklerine isyan etmeye hakkı yoktur.













