Eğitim ve öğretim yılının başlamasıyla birlikte yavrularımız okullara koştular. Şimdi bakıyoruz sabah ezanı okunmadan yavrular servis bekliyor, ya da servis onları. Düzenleme yapma yetkisi valilere verildi, yarım saat geç başlanmalı, zira yakınımızda bir okulda beden eğitimi sabahın erken saatinde yapılıyor, hava soğuk, yavrular hastalanır diyen olmalı.
Evlatların okullara gönderilmesi ile ailelerin işleri bitmiş sayılmamalı. Ailelere düşen görev, evlatlarının kimlerle arkadaşlık yaptığını bilmekle başlamalı. Sona servis şoförünün kim olduğu, zamanında gelip gelmediği kadar düzenli araç kullanıp kullanmadığı da araştırılmalıdır. Bazen görüyoruz, ne yazık ki genç şoförler son ses müzik açıp hoyratça araç kullanıyor. Denetimini öncelikle aileler yapmalıdır. Okul idaresi ve öğretmenler ile sıkı diyalog kurulmalı, sadece başarıya hedefli değil, sosyal ve kültürel açıdan da eğitimi sağlanmalı, zararlı arkadaşla edinmesinin önüne geçilmelidir. Anneler al şu parayı okul çıkışı bir şeyler ye derse, o gencin okul kıyafetleri ile cafelerde oturmasına şaşmamalıdır.
Gelelim asıl konumuza. Aile bilinci yerleşmemiş, çocuk yetiştirmekten uzak toplumlarda ileriyi düşünmeden yavrular korkutularak yetiştirilmektedir. Hatırlayalım, çok küçük çocuklar iğne yaptırmakla korkutulur, polise verilmekle tehdit edilir böylece güya uslu durması, yemeğini yemesi sağlanır. O çocuk hasta olsa doktora gider mi?. İğne yaptırır mı?. Peki o yavru başı sıkışsa, taciz, tehdit vs ile karşılaşsa polise gider mi?. Korku var nasıl gitsin?. Oysa o polis bizim içimizden çıkan, yetişen gençler. Kimimizin akrabası, kiminin eniştesi, içimizden çıkan kişiler. Neden korkalım ki?. Biz de polisimizi küçük yaşlardan başlayarak sevdirmeliyiz. Suçlu olan kanundan, polisten korkar. Suçu olmayan kişi normal bir memurdan neden korksun?. Bakınız son yıllarda Kayseri başta olmak üzere emniyet mensupları birbirinden önemli işlere imza attılar.. Şehrimizde çözülmemiş, rafa kalkmış suç dosyası yoksa bu emniyet çalışanlarının başarısıdır. Hırsızlığa, kapkaça, beyaz ticaretine karşı amansız savaş veren bu vatan evlatları ile çocuklarımızı korkutmayalım, sevdirelim onları. Başları sıkışınca gönül rahatlığı ile koşup yardım isteyebilsinler. Başta aileler olmak üzere çocuklarımız da gördükleri, yaşadıkları aşağılık durumlar olursa mutlak surette güvenlik görevlileri ile paylaşmalıdırlar. Bana değmeyen yılan bin yaşasın sözü bize, bizim gibi asil bir millete asla yakışmaz. Çocuklarımız karşılaştıkları, gördükleri polis amcalarına koşsunlar, selam versinler, görecekler ki aynı derecede sevgi ile karşılık bulacaklardır. O polisler gökten inmedi ki, içimizden çıktılar. Severler, heves ederler, polis olmak isterler. Lütfen çocuklarımızı büyütürken bilinçsizce, ileriyi düşünmeden, korkutarak yedirmeye, uyutmaya çalışmayalım. Korku beraberinde düşmanlığı, kötülüğü de barındırır. Çocuklarımızı korkutmayalım. Sadece okul hayatlarında değil, yaşamın her alanında en büyük güvenceleri korkuttuğumuz polisimizdir. Polisimizi sevelim, sevdirelim, moral verelim. Can ve mal güvenliğimizi onlar sağlıyor, unutmayalım..
Günün sözü;
Yanında huzur bulduğunuz insanlar servetinizdir, sevdiklerinize sevginizi hissettirin, yarın çok geç olabilir.













