Süper Lig’de ilk yarı takımımızın başarısıyla bitti. Başarıdan kastımız sıralamadaki yerimiz. Süper Lig’de doğal olarak şampiyonluğa oynayacak bir takım oluşturamadığımız için hedefimiz ligde kalmak. Sadece ligde kalmayı hedefleyerek sezona başlayan bir takımın topladığı puanlar başarı sayılır.
Sakatlıklardan yakasını kurtaramayan oyunculardan kurulu Süper Lig maçlarını izleyenler, oynanan futbolun sadece isminin süper olduğunu, oyun kalitesizliğinden hemen anlar. Yayıncı kuruluşa bu şartlarda kim para verip üye olur ki?
Sürekli yan pas, kaleciye pas yapılarak uyutulan ve dakikalar kaybedilen maçlarda bir de futbolcuların yalandan sakatlanmaları eklenince seyir zevki vermeyen oyun neden izlensin? Yalandan kendini yere atan, kıvranan, yetişin diye çimleri döven adam, istediği düdüğü çaldırmış ise, o bağıran kıvranan adam kalkıp koşmaya devam etmiyor mu? Yalandan alınan faulle oyundan atılan bir oyuncunun vebali kimde? Hepsi bunu para karşılığı yapıyor. Para denince şaşırdığımız; oyun kalitesi yerlerde olan ligimizde gerek hocalara ve gerekse emekliliği gelmiş oyunculara döviz üzerinden bu kadar paranın neden ve nasıl verildiği.
Bir futbol kulübüne başkan olmanız için ilk şart: paralı olmanız. Cebinizden harcamanız için değil elbette. Kamuoyunun desteği için şart. Kim şimdiye kadar para verip de üstünü çizdi? Kara para olmadıkça hiç kimse helal kazancından vermez, vermiyor da. Bunu takımımız için maddi manevi çok büyük zorluklara katlanan fedakâr Başkan Berna Gözbaşı için kimse söyleyemez.
Berna Gözbaşı büyük fedakârlıklarla, cebinden borç vererek takımı belli bir seviyeye getirdi. Ama defansa da ‘kendi kalenize değil rakip kaleye atacaksınız’ diye öğretemez ki. Allah var defansımız çok güzel goller atıyor ama keşke bunları rakip kaleye atsalar. İkinci yarıda da böyle oynanacaksa defansımızdan bir gol kralı çıkarırız.
Kayserispor’da en fazla fedakârlığı Berna Gözbaşı, Mehmet Özhaseki ve Memduh Başkan yapıyor. Kale arkasında fedakârca takımlarını destekleyen, son maçlarda maç boyu susmayan gençlere helal olsun. Ama localarda, sıcacık içeceklerini yudumlayan, ceplerinden kuruş vermeyenlere sözümüz. Babalarının, kuyruğuna takılarak maçlara gelenlerin, araçlarıyla kapalı parka girip asansörle yerlerine kurulanların takıma hiç faydaları olmayacak mı? Para koklatma, maça bedava gir ama eleştir. Böyle bir dünya yok, olmamalı da…
İzleyenleri asla memnun etmeyen Süper Lig’de düşmeme iddiası ile çalışan, mücadele eden Kayserispor bu kentin simgesidir. Modern şehircilik anlayış ve yönetimiyle başarılı bir takımı elbette hak etmektedir. Bu da Berna Gözbaşı'yı yalnız bırakmamakla elde edilir. Büyük maçlara bakın, stada reklam vermeye koşanlar bu takım sayesinde para kazananlar Kayserispor'a sahip çıkmalıdır.
Düşmeme iddiasında bir takım, seyir zevki olmayan bir lig, her hafta maç alan ve maçları katleden torpilli hakemler, emekliliği gelip ülkemizde hayatları boyunca kazanamadıkları parayı vergisiz alan yabancılar bir yanda, soğuk yağmur demeden saatler öncesi görev alan güvenlik görevlileri. Gerek localarda ve gerekse evlerinden maçları izleyen bedavacılar. İşte ligin özeti.













