Kamu malı, sadece kamuda çalışanların değil, kullananların da korumak, kollamak, sahiplenmek için namusuna emanet edilen şeylerdir.
Toplu taşıma araçlarını temiz tutmak, parkları temiz kullanmak, yenilen içilenleri orada bırakmamak, yollara gelişi güzel şeyler atmamak, sigara izmaritlerini insan gibi söndürüp çöpe atmak, benim değil nasılsa diye hor kullanmak, ne müslümanlığa ve ne de insanlığa asla sığmaz. Toplu taşıma araçlarında çekirdek çitip ortaya batanlar, mendil, gofret vs. kağıtlarını atanlar bizzat görebileceksiniz.
Cumhuriyet Meydanı belediyece çok büyük yapıldı ve etrafı insanları yaya olarak kullanması için zarif taşlarla güzelleştirildi. Ama kıymetli okur gidip bizzat görünüz, pastırma sucuk getirenler, su kamyonları, ekmek arabaları, dükkanlarına mal getiren araçlar, araçlarını park edip dükkanlarına giden esnafları görürüsünüz. Kimse de demiyor ki bu kamyonların, park eden araçların, su kamyonunun insanlar için yapılan alanda ne işleri var?. Biz bir trafik polisine sorduk (çooook ender de olsa arada bir trafik polisi görme onuruna erişiyoruz, nerdelerse) bu araçlara neden bir uygulama yapılmıyor diye?. Trafik Polisi bu alanın trafiğe kapalı olduğuna dair yasaklayıcı bir talimat yok dedi. Yani böyle bir yasak kararı yok diye gidip araçlarınızı rahatça park edebilirisiniz anlamı çıkıyor. Aynı şekilde kapalı çarşı girişleri de araç parkı sanki. En gözde mekanlardan biri olan pastırmacıların bulunduğu alana bir bakın, kırık taşlar, çökmüş taşlar.. Belediye ekipleri sürekli tamir ediyor, h,ç tamir edilmemeli yani hiç kırılmamalı. İnsanlar için yapılan bu alanlara her ne sebeple olursa olsun araç girmemeli.
Kıymetli okur, meydan demişken merkez ptt yi es geçmeyelim. Hunatın önünde taksilere yer yapılmış, oradan girip ptt ye kadar gelip araçlarını park edenler var. Kim denetleyecek, kim engelleyecek?.
Belediyeler insanlar için, insanca yaşanabilir bir şehir için nezih taşlardan yayalara alanlar yaptılar, iyi de araçların bu alanlarda ne işleri var?. O taşlar çıtır çıtır araçlar geçince kırılıyor, belediye ekipleri de onarıyorlar. Giden kamunun, yani bizim, hepimizin parası. Buna neden olanlara mutlaka engel olunmalı. Yüklü pastırma sucuk, su vs kamyonları, özel araçların girişi mutlaka engellenmeli. Bir yanda kamyonlar, bir yanda yollara kadar dükkanlarını dışarı açanlar, ortada daracık yürüme yolları. Sizce bu görünüm bu şehre yakışıyor mu?.
Bizler şehrimizden söz ederken elbette gururla anlattığımız, modern, yaşanabilir bir kentten söz ediyoruz. Ülkemizin en büyük meydanlarından birine sahibiz diyoruz. Ama övündüğümüz meydan bu olmamalı. Trafikten arındırılmış, her ne sabepten olursa olsun ne kamyonların ve ne de özel araçların girmesine izin verilmeyen bir meydanla tam olarak övünebiliriz. Kale girişine gel, oradan kaldırıma çık ve sür aracını. Taşlar kırılmış, insanlar rahatsız olmuş umursama, sen sucuklarını, suyunu, ekmeğini vs. teslim et, para kazan, kırılan taşların parası senden çıkmıyor ..
Kamu malları, tüm vatandaşlarındır, vatandaşlara hizmet etmek için vardır, onu korumak, kollamak vatandaşların namusuna, onuruna emanet edilmiştir. Çevremizi temiz tutalım, tutmayanları uyaralım. Çekirdek kabuklarını, meyve artıklarını, yemek artıklarını, izmaritleri evimize atmıyorsak, caddelere, sokaklara kısaca hiç bir yere atmamalıyız. Bu eğitim sorunu, bu insanlık sorunudur.
Günün sözü :
Soğumak, unutmaktan daha güçlü bir duygudur..













