Bu nasıl konu diye kızmadan lütfen okuyunuz. Bize öğretilen İslam’ın 5 şartı olduğudur. Kelime-i Şahadet getirmek, namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek, hacca gitmek. Epeydir araştırdık, soruşturduk, bu beş şartın kaynağı nedir diye. Bize göre bu beş şart elbette olmazsa olmaz, ama bu tamamen kişileri ilgilendiren bir husus. Şahsi yani. Namaz, oruç, haç gibi ibadetler bireysel ibadetler. Bunları yapmak Müslüman olmaya yeterli mi?
Canlı öldürmemek, yalan söylememek, hile yapmamak(ticarette), gıybet etmemek, haram yememek, faiz yememek, ırza geçmemek, çocuklara cinsel istismarda bulunmamak. İstisnasız her Müslüman’ın evet diyeceği bu hususlar İslam’ın nesi olur?
Bir amca, işlem yaptırmak için bankaya gider, fiş alır, sırası gelir ve işlemi söyler. Çalışan kadın bir yandan da çay içmektedir. Amca, “Kızım Müslüman değil misin, çayı sol elle tutmak günah” der. Kadının cevabı ise muhteşemdir. “Bey amca sağ elimle sizin faizi hesaplıyorum” olur.
Allahımız Maun Suresi’nde çok açık olarak ibadetin sadece kendisi için yapılması gerektiğini emreder. Yani başkası görsün, başkası duysun, başkası haberdar olsun diye ibadet yapılmaz, yapılmamalı. Yapılıyor mu?
Ticarette her türlü hile yap, yalan söyle, faiz ye, adam öldür, çocuk istismarı yap, her türlü üçkâğıdı yap, sonra de ki İslam’ın beş şartını yerine getiriyorum, ben Müslümanım de…
Ticaretten basit bir örnek takdim edelim, evlik sucuk 800, evlik sucuk 250 yan yana satılıyor. Hangisi evlik?
Yüce dinimizin muhteşem eseri Kur'an ‘Oku’ emriyle başlıyor. Okuyor muyuz? İstanbul'da bir cami imamı, mahallesinde bulunan kimsesizler için caminin altına duş yaptırmış, traş makinesi almış, hem yıkanmalarını sağlıyor ve hem de elleriyle traş ediyor. Cemaatten topladığı giysileri yoksullara dağıtıyor. Peki, bunlar Kayseri'de neden yapılmaz?
Eskiden imamlar ezan okur, sala verir, cenaze yıkar, camiyi temizler, define gider, hutbe hazırlar, vaaz verir, çocuklara kurs düzenlerdi. Ya şimdi? Namaz kılın diye çırpınan bir müftümüz var, ya imamlar? Ezan merkezden, sala merkezden okunuyor, kendileri namaz vaktinde geliyor, işleri varsa ya müezzin ya cemaatten biri namazı kıldırıyor. Hutbe Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan hazır geliyor, imamlar sadece okuyorlar. Temizliği belediyeler, cenaze hizmetlerini belediyeler yapıyor. Bazı camilerde cemaatten toplanan paralarla hoca kiralanıyor, çocuklara Kur'an öğretsin diye, imamlar yine yok. Örnek verebiliriz.
Geriye kalan, namaz kıldıran memurlar. Dinimizi doğru öğrenmeli, doğru kişilere soru sormalıyız. Yanlış kişiden doğru cevaplar çıkmaz. Bakın TV’lerde büyük paralarla program yapanlara. Rektör, YÖK üyesi, iyi de TV’lerden fırsat bulup üniversitesine ne zaman gidiyor? Bir diğeri, dönüp gelen, diyor ki ölüm halinde uzuvlar tek tek birbirleriyle helalleşeceklermiş… Şehrimizde iki cami örneği verelim. Bir cami Kale nin içindeki cami. Sabah, akşam, yatsı namazı yok. Görevli imam sadece öğlen ve ikindi kıldırıyor. Bu camiye imam atamaya gerek var mı?.100 metre ilerde Hunat Cami var,epey de görevlisi var. Ezan okunurken gelip namaz kıldıramaz mı?. İkinci örnek eski fuar alanının içinde ,bandonun yanındaki cami. Yazın öğlen ve ikindi de 10-15 kılan var, yaz bitince imam kendi kılıp gidiyor ve maaş alıyor.
İslam’ın şartı beş, ya diğerleri?
Günü sözü :
Ne kadar çok dostun olduğunu işleri düşünce anlarsın..













