Geçtiğimiz aylarda şehrimizde bir ilaç yolsuzluğu haberini gördük. Bol sahte reçetelerle sosyal güvenlik kurumundan haksız kazanç elde edilmişti. Bazı ünlü hocaların da adı geçse de sekreterlerine suçu atar kurtulurlar deniyordu. Sahi, o iş ne oldu? kapatıldı mı, haber yalanmıydı, doğruysa yapanlara ne oldu?. Unutma, unutturma.. Sosyal güvenlik kurumu hepimizi yakından ilgilendiriyor, bizim paramız. Gerçi bu kuruma çalışanlardan kesilen sgk pirimini yatırmayan büyük belediyeler, holdingler var ama yapacağımız bir şey yok. Dar gelirli isek zaten bu kurumdan yararlanamayız, ancak açıklanan borç listesine bakınca, acaba af mı bekliyorlar, kesilen bu paraları neden ödemiyorlar diye sorasımız geliyor. Ana muhalefet emekli zammını haklı yere eleştiriyor ama ilk sekiz de o parti belediyeleri var sgk pirimi yatırmayan. Neyse...
Evlerimiz de, iş yerlerimiz de, çekmecelere ve dolaplara bakınca net olarak görürüz ki mutlaka bir ya da bir kaç ilaç vardır. Hangi topluma girersek girelim, en ufak bir ağrımız, şikayetimiz olmasın, o ortamda mutlaka eğitimsiz bir uzman mutlaka vardır. Hemen ilaç tavsiyesine başlar. Herhangi bir ilaca ulaşmak diğer ülkelerde bu kadar kolay mı bilinmez, biz de çok kolay ulaşılır. Bir hastahane, sağlık ocağı varsa, etrafında esnaf sitesi gibi sıralı, çevrilmiş eczaneler görürüz. Dilediğimiz ilacı kolayca alırız.
Diyelim ki hafif kırgınlığınız var, özel hastaneler giderseniz mutlak surette tahlil, tomografi vb yapılacaktır. Sonra 3-5 ilaç yazılır, ilaç son derece ucuz olduğundan pervasız ca alıp evimizin yolunu tutarız. İlk bir iki gün düzenli olarak ilaçlar içilir, baktık toparlanıyoruz, ilaçlar masanın gözünde nadide yerini alır. İnanın herkes evinden, iş yerinden seferberlik başlatsa her evden bir torba ilaç çıkacağını garanti ederiz.
En küçük bir ağrıda, ağrı nedeni bilinmeksizin avuçla ağrı kesici içeriz. Boğazımız, dişimiz mi iltihaplandı, dr ne gerek var, çevremizde eğitimsiz dr dolu, şunu iç derler daha kötü oluruz. Oysa anti biotik insan vücuduna en fazla tahribat yapan ilaçtır. Bademciğinize iyi gelebilir, dozajı?. O böbrekler nasıl süzecek?.
Devletimize bu konuda da büyük işler düştüğü kanaatindeyiz. Sağlık sektörü de ne yazık ki suistimale açık bir sektördür. Akşam 18 den sonra özel hastaneler katkı almıyor diye gidip kuyruktakilere bakın. Gerçek acil 3 ise, bedavacı 23.. Ağrı kesici yazan doktora ,aman şu şurubu da yaz diye ısrar edenleri görün. Peki devlet ne yapmalı?. Öncelikle ilaç kullanım ve tüketimine bir dur demeli. Kutu dolusu ilaç, kimse bitirmiyor, buna bir çare üretilmeli. Az ilaç kullanımı teşvik edilmeli. Zorlanmalı. İhtiyaç kadar ilaç verilmeli. İçinde 30 adet ilaç var, doktor 3 gün sabah akşam kullan diyor, etti 9, gerisi?. Bu büyük bir israf ve bir o kadar da ilaç şirketlerinin zenginliğine büyük oranda katkı. Her ilaç bu kadar kolay bulunmamalıdır, kullanılması gerektiği kadar ilaç bulundurulmalıdır. Özel hastaneler bu konuda da mutlak surette denetlenmelidir.
Evlerimizde de ilaçları stoklamamalı, kullanım fazlasını sağlık kuruluşlarına vermeliyiz. Gerek sağlığımız için ve gerekse ekonomi için bu kadar kolay ilaç kullanmamalı, hekimin yazdığı ilaçları tam kullanmalı, artanları ise sağlık kuruluşlarına vermeliyiz. Bu vatandaşlık görevimiz olmalıdır. Herkese sağlıklı bir ömür diliyoruz..
Günün sözü,
Sonradan helal etmeyeceğin hiç bir şeyi ikram etme, çayını da, yıllarını da.













