Gösteriş sözcüğünün anlamı, başkalarını etkilemek, başkalarına kendini beğendirmek, ya da yalnızca böbürlenmek amacını güden aldatıcı, yapay davranıştır. Son günlerde gösteriş epey abartılmaya başlandı. Koluna milyon dolarlık saat takanlar bunu gözümüze sokmayı marifet belledi. Asgari ücret, emekli zammı ne kadar düşük oldu, kira verilemiyor, servis ücreti ödenemiyor vs. tartışılıp söylenirken, bu abartılı saat gösterisine söyleyecek söz kalmıyor. Zaten 500 bin lira maaş, maaşın yarısı kadar yolluk, danışman, sejreter, şoför, thy uçak biletleri üçte bir, yurtdışı dolarla harcırah, dört çeşit ızgaralı yemek 150 lira olanlar geçinemiyorum derse dar gelirliler ne yapmalı?.
Dikkat ederseniz gösteriş son yıllarda son derece abartılı boyutlara ulaştı. Doğumdan ölüme kadar bir gözlemleyin, görün. Çocuk mu doğdu, daha hastane odasında başlar gösteriş, balonlar süsler, çiçekler, oyuncaklar. Sonra törenle eve çıkış ve evde abartılı süslemeler.
Çocuk erkek ise sıra geldi sünnetine. İlk mürüvvet denir ve masraftan kaçılmadan, el alem için merasim düzenlenir. Özellikle mutaasıp geçinen bazı aileler o kadar abartılı kutlamalar yapıyor ki, görenler inanamıyor. Avrupalı neden bunları yapmaz?. Bu araya bir not sıkıştıralım. İstanbul'dan tayinle gelen bir memur emekli olup Istanbul’a dönmüş. Akraba eş dost Kayseri nasıldı, neler yaptın, nasıl bir şehir vs sormuşlar. Adam yolları geniş, insanları çok sıcak demiş ve düşünceye dalmış. Ne oldu diye sorunca, o kadar yıl kaldım, bir adam var çok merak ettim ama göremeden geldim demiş. Merakla sormuşlar kim o adam?. Vallahi kimseden korkmuyorlar, kimseden çekinmiyorlar o adamdan korkup çekindikleri kadar deyince herkes meraklanmış. Adamın adı el alem demiş.
Çocuğu süslenmiş, yıkanmış araca bindirdik, ama öncesinde şehir kültüründen uzak kapıda en az 1 saat davul çalınmalıdır. Tatil günü, yatan, uyuyan, hasta, yaşlı demeden. Sonra yaşlı başlı teyzeler, amcalar arabalara dolarlar, kornalar çalınır, herkes görsün diye, sanki ilk geliniyor gibi şehir turu atılır. Herkes gördü mü?, evet sırada abartılı menüden oluşan ziyafete koşmak vardır. Ama kapıda mehter takımı olmalıdır, el alem ne der?, Bir mehter bile tutamamışlar..
Yemeklerin yarısı yenir, kalkılır ve evlere gidilir, kimse de bu düğünü beğenmez. Oysa tahtta getirilmişti yavru. Elbette bu gündüz olanı, ekonomik durum iyi ise sanatçılar dansözler getirilir. Neden?. El alem beğensin diye.
Evlilik törenleri bundan farklı mı?. Düzene çıkılır, hayatında bir kez giyeceği kostümlere dünya bir para verilir, düzen mi düzülen mi bilinmez?.
Kız istenmesi, kahvesi, büyük kahvesi, nikahta 15-20 tanık, abartılı düğün. Neden?, el alem ne der?.
Konuyu fazla uzatmadan söyleyeceğimize gelelim. Cenazesi olan için durum daha da farklıdır. Hadi camiye gittiniz, acaba cemaat kalabalık mı?, dedikodusu yapılır. Cenazede bile protokol geçerlidir. Sonradan gelip en önde milleti ite kalka saf tutarlar. Bir imam yetmez, medyada yer alan cenazelerde namazı kıldıranın arkasında 3-5 imam daha bulunur. Mezarlık.. Zengin cenazesi ise hocalardan biri bitirir, diğeri başlar. Fakir ise en kısa yoldan defin gerçekleşir. Cenaze sahibinin aklı evde kalmıştır. Definden sonra gelenlere kıymalı sunulacak, vefat KUTLANACAKTIR. Gelenler hiç yemek yememiş gibi kıymalı partisine koşar ve yerler. Ama cenaze sahibinin çilesi perşembe yatsıya kadar sürer. Her gelen en seçkin restoranlardan yemek verilmelidir. Sorarlar, ne verdiler diye. Neden? El alem ne der?.
Perşembe telaş gündüzden başlar. Bacılardan gelen ucuz su börekleri ikram edilecek değil ya?. El alem ne der sonra?. Restoranlardan gelen, üzerinde kocaman gönderenin ismi yazan koliler gelir, kapışılır. Sonra zengin cenazesi ise hocalar sırayla saatlerce okurlar. Müftü bile katılır, dua eder. Sonra yine el aleme uygun olarak Kur'an, kahve, lokum ve seccade ikramı başlar. Halı ise millet saldırır, oysa namaz kılmıyordur.
Gelenekler, gösteriş merakı, desinler istemi asla bizim dinimizde yeri olan davranışlar değildir. Buna kim dur diyecek?. Biz değişemdikten sonra, komplekslerimizden arınmadıktan sonra, hava atma adiliğinden vaz geçmedikten sonra bu işler düzelmez. Bir cenaze bile bazı ailelere yıkım olabiliyor. Manevi olarak acılarını unutturup maddi acılar veriyoruz. Lüks yerde bir düğün yapıp, yıllarca borç ödeyenler var. Buna kim dur diyecek?. El alem ne der sonra?.
Günün sözü ;
Her şeye hazırlıklı ol, bu dünya geçici..










