Geçtiğimiz haftanın en önemli olayı; açıklanan enflasyon rakamları ve İstanbul Belediye Başkanı’nın yediği balıktı.
26 Ocak tarihinde İngiltere Büyükelçisi Cumhurbaşkanı’na güven mektubunu sunarak resmen göreve başlıyor. Görev yeri Ankara. Yazılı olmayan anayasa ile yönetilen İngiltere Büyükelçisi yazılı olmayan protokol kurallarına da uymuyor. Ne Meclis Başkanı ziyaret ediliyor, ne de Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı. Hatta iş merkezi olan Ankara Belediye Başkanı’na bile gitmeden soluğu İstanbul Belediye Başkanı’nın yanında alıyor.
Şans bu ya Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün çok yoğun kar beklendiğini açıklamasına rağmen bir balıkçıda 3,5 saat yemekli görüşme yapılıyor. Tahmin edildiği gibi kar yağıyor, yollar kapanıyor, ulaşım felç. Araçlarında 8-10 saat mahsur kalanlar oluyor. Ortada görülmeyen İstanbul Belediye Başkanı’nın balıkçıda İngiltere Büyükelçisi ile yemek resimleri yayınlanıyor. Eski Refah Partisi ileri gelenlerinden, sonradan CHP’nin önde gelenlerinden olma başarısı gösteren kişiden tutun da, eski vekiller genel başkanlarının gözüne girmek için, belediyeden menfaati olan gazetecilerin hepsi balıkçı resimlerini, yemeği yalanlama yarışına giriyor. ‘Çok eski resim’ diyorlar. Tüm bunlardan 3 saat sonra ortaya çıkan İstanbul Belediye Başkanı yemeği yalanlamıyor, önceden planlanmıştı diyor. Tabi yemeği yalanlama yarışına giren adı büyük koca koca adamlar tweetleri siliyor.
İktidar yöneticilerinin, iktidara yakın medya kuruluşlarının eleştiri için sürekli İstanbul Belediye Başkanı’nı gündemde tuttukları çok açık. İktidar eleştirdikçe saflar sıklaşıyor. Kimse demiyor ki ‘yav bu başkan İstanbul için ne yaptı?’ Hiçbir icraatı ile anılmaması ama sürekli isminin gündemde tutuluyor olması İmamoğlu popülaritesini artırıyor.
Efendim ‘İmamoğlu balıkçıda olmayıp dozerin başında mı olmalıydı?’ sorusuna cevabımız elbette evet olacak. Kayseri Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, ‘kar için önceden tuzlama, araç, ekip hazır olmalı, karı havada yakalamalıyız’ diye ekiplerini konuşlandırıp sabaha kadar yanlarında olmadı mı?
İstanbul Belediye Başkanı da ekiplerin başında olmalı, koordine etmeliydi. Kriz masası kurup başında olsa, yemeği de daha sonra yeselerdi. İlginç olan bu yemekten sonra Amerika Büyükelçisi de İstanbul Belediye Başkanı’nı ziyarete gitti.
Balıkçıda yenen 3,5 saatlik yemek ve karla mücadelede sınıfta kalma görüntülerinin genel başkanları nezdinde olumlu karşılandığı analiz edilirken, yine aynı partinin örgütü tarafından fakirlik edebiyatı yapan genel başkanın geceliği 110 bin lira olan otel odasından çekilmiş resimleri görüldü. Ne büyük çelişki.
Genel başkan bu yemekten sonra 12 ayrı yerde konuşmalar yaptı ama hiçbirinde İngiliz Büyükelçisi ile yenilen yemekten, görüşmeden haberinin olduğunu açıklamadı.
Bundan önceki seçimde cumhurbaşkanı adayını ‘gel bakalım Muharrem’ diye açıklayan parti genel başkanı, önümüzdeki yıl yapılacak seçimde ‘gel bakalım İmamoğlu’ der mi?













