Aşure Günü, yalnızca dini bir gün olmanın ötesinde; paylaşmanın, birlikteliğin ve dayanışmanın sembolüdür.
Asırlardır süregelen aşure geleneği, farklı tatların aynı kazanda buluşarak ortaya eşsiz bir lezzet çıkarmasıyla toplum hayatımıza da önemli bir mesaj verir.
Aşure, farklılıkların zenginlik olduğunu anlatan en güzel örneklerden biridir.
İçerisindeki her malzeme kendi özelliğini korurken, birlikte çok daha anlamlı bir bütün oluşturur.
Tıpkı toplumumuz gibi...
Farklı düşüncelerin, farklı yaşamların ve farklı kültürlerin bir arada uyum içinde yaşayabilmesinin mümkün olduğunu gösterir.
Günümüz dünyasında insanların birbirinden uzaklaştığı, komşuluk ilişkilerinin zayıfladığı ve bireyselliğin öne çıktığı bir dönemde aşure geleneği bizlere paylaşmanın değerini yeniden hatırlatıyor.
Bir tabak aşureyi komşuya götürmek, bir büyüğün kapısını çalmak ya da ihtiyaç sahibi bir aileyi hatırlamak aslında gönüller arasında köprü kurmaktır.
Muharrem ayının manevi atmosferi içerisinde idrak edilen Aşure Günü, aynı zamanda sabrın, şükrün ve dayanışmanın da simgesidir.
Tarih boyunca birçok önemli olayın bu güne denk geldiğine inanılması, aşureyi manevi açıdan daha da anlamlı kılmaktadır.
Bu yıl da aşure kazanları kaynarken yalnızca tatlı bir gelenek yaşatılmayacak; aynı zamanda dostluk, kardeşlik ve paylaşma kültürü de nesilden nesile aktarılacaktır.
Çünkü aşurenin asıl lezzeti içerisindeki malzemelerde değil, paylaşılırken oluşan tebessümlerde saklıdır.
Aşure Günü'nün ülkemize ve tüm insanlığa birlik, beraberlik ve bereket getirmesi dileğiyle...
Unutmayalım ki paylaştıkça çoğalan en güzel değerler, sevgi ve kardeşliktir.













