İstesek de istemesek de televizyon hayatımızın bir parçası. Dünya genelinde yapılan bir araştırmada en fazla televizyon izleyen ülkelerin başında yer alıyoruz.
Bu kadar televizyon izliyoruz da bize ne katıyor? Çok kültürlü bir toplum mu olduk?
Yayınlanan pek çok programın formatı bize ait değil. Yabancı kanallarda görüp kimi para ile kimi esinlenerek aynı formatta yarışmalar, programlar yapılıyor. Çok basit bir soru yönetelim, yemek yarışması. 3 şefin önünde yarışma, yemek yapmayı mı öğretiyor?
Akşam haberlerinden sonra haber kanalları tartışma programları yayınlıyor. Hep aynı yüzler. Konu ne olursa olsun aynı kişiler, bir insan her alanda uzman olabilir mi? Parasını alıp çıkıp tartışıyorlar. Birbirlerinin sözünü kesenler, genel başkanlara şirin görünmek isteyenler, boş konuşanlar, kavga edenler ki bu izlenme oranını artırıyor diye daha çok bilgi veren değil kavga çıkaranlar tercih ediliyor.
Bir bakıyorsunuz filanca parti kurucusuyum diyen kibir abidesi. Bu yayınlar bize ne katıyor?
Evlendirme programları furyası vardı. Otobüslerle mahalleden getirilen seyirciler, kast ajanslarından gelen sözüm ona evlenmek isteyenler. Kavga, hakaret, yeter ki izlenme oranı yüksek olsun, kanal reklamdan kazansın. Aile hayatı çürüyormuş kimin umurunda?
Çok şikâyet edilse de ne yazık ki en çok izlenen yayınlar bunlardı. Sonra format değişti. Şimdi bakınız, sabah kuşağında yetiştirme yurdunda büyümüş gencecik adam eşini aramaya gelmiş. Yayın sırasında bulunuyor, bir çocuklu, 1 yaşında çocuğu bulunan cahil gelin fırıncıya kaçmış. Bu alenen gösteriliyor. Sonra bunu kendine yediremeyen genç intihar ediyor. Kim ne kazandı? Program yapımcısı ne ödüller alır artık…
Evlendirme yayınlarının yerine dar gelirli ailelerin kopuk, uçuk yaşamları irdeleniyor. Hanımını çocuklarını bırakıp baldızıyla kaçanlar, komşuyla birlikte olanlar vs… Ne ararsanız var. Ortada diyelim çocuk var, kadın kimden olduğunu bilmiyor. Stüdyoda eşi ve sevgilisi var. DNA testi açıklanıyor alenen. Sonuç çocuk babadan değil, sevgiliden. Kadın kalkıp sevinçten oynamaya başlıyor. Zaten dar gelirli, cahil, eğitimsiz konuklar tercih edildiği için sunucu ve seyirci istediği gibi azarlıyor, irdeliyor, didikliyor. Peki, bu yayınlar bize ne katıyor?
Futbol maçlarından iki gün önce başlıyorlar şöyle oynamalı, şunlar oynamalı, niyet okuyanlar, Fatih Hoca’nın kafasında bu var diyenler. Maç bitiyor, iddia edilenin hiçbiri yok, olsun ileri al geri sar, hakemin aklında şu var, seyirciden korktukları için sadece hakemler yerden yere vuruluyor. Bu muhabbet TRT’de farklı farklı, işi olmayan kişilerce günlerce yapılıyor. Peki, bize ne katıyor?
Bizim paramızla binlerce kişi çalıştıran, dış yapımlara büyük paralar ödeyen kurum ne yapıyor? Tarihi dizilerde alakasız dil kullanılarak Türkçemiz katlediliyor. Gel yerine gelesin, git yerine gidesin gibi. Bu diziler bize ne katıyor?
Hiç ekonomik sıkıntıların anlatıldığı, vatandaşı tasarrufa teşvik edici, stokçuluğu, vurgunculuğu yeren yayın dizi gördünüz mü? Cumamız mübarek olsun...













