Kırım Savaşı yıllarında geçen bir hikâyeden esinlenerek yakılmış bir türküdür.
Oğlu savaşa giden bir ana, oğlunun savaştan dönüşünü karşılamak üzere tren istasyonuna gider. Ancak trenden inenlere bakar bir türlü oğlunu göremez. O üzüntüyle eve geri döner.
Bu arada, oğlu ise trenle gelenler içindedir fakat tren istasyona girmek için biraz yavaşlayınca, evine ve hasret kaldığı sevdiklerine biran önce kavuşmanın verdiği sabırsızlıkla, trenden atlar ve kestirme yoldan, annesinden daha önce eve ulaşır...
Çoktan beri birbirini göremeyen gençler, hemen odalarına çekilirler... Annesi ise eve döndüğünde gelinin odasından bir erkek sesini geldiğini duyar. Tüfeği kaptığı gibi içeri girer ve gelinin yatağına doğru tetiği çeker. Yatak kanlar içinde kalır. Yatağı açıp bakar ki yataktakiler geliniyle oğludur. Yaşanan bu acı olay bir ağıt türküsü olarak günümüze kadar gelir.
Kırmızı gül demet demet
Sevda değil bir alamet,
Balam nenni yavrum nenni
Gitti gelmez ol muhannet
Şol revanda balam kaldı
Yavrum kaldı balam nenni
Kırmızı gül her dem olmaz
Yaralara merhem olmaz
Balam nenni yavrum nenni
Ol tabipten derman gelmez
Şol revanda balam kaldı
Yavrum kaldı balam nenni
Hayatta iken sevdiklerimize sahip çıkalım, sevdiğimizi söylemekten çekinmeyelim. Evladımız, anamız, babamız, eşimiz, her kim olursa..
GÜNÜN SÖZÜ: Her gün 86.400 saniye soluyoruz…













