Başta televizyon yayınları olmak üzere günlük hayatımızda farklılaşma hızla sürüyor. Mesela düğünlerimiz. Eskiden geleneklere uygun yapılan törenler(çoğu desinler diye ) yerini Avrupai uygulamalara bıraktı, bırakıyor.
Eskiden aileler dünür gider, evin kızına talip olurlardı. Aile uygun bulursa da eşyalar alınır ve ailelerin ekonomik durumlarına göre merasim yapılırdı. Ya şimdi?
Ailelerin dünür olmaları devam etse de diğer adetler kaydı. Şöyle ki, aile büyükleri gelip dünür oluyor, evlenmelerini talep ediyor, kız evi uygun bulursa kahveler içiliyor. Kayserimizde ayrıca kız babasının iş yerine de gidilip önce kahve içiliyor, sonra aileler kahve içiyor. Ne kahveymiş demeyin devamı vahim…
Televizyonlar, diziler, filmler yaşamımızı değiştirdi derken bu adetlerde de oluşan değişimi anlatalım. Avrupa’da görüyoruz, dizilerde genç adam gerçekten habersizce sürpriz evlenme teklifi yapıyor. Bize gelince… Aileler tanışıyor, dünür olunuyor, yüzük bile takılıyor. Ama yetmiyor. Desinler merakı, övünme merakı, koca koçyiğitleri komik durumlara düşürüyor. Geleneklerimizde olmamasına rağmen gelin adayının önünde diz çökmeler, sinema kapatmalar, balonda teklif, meşaleler. Oysa burada gösterilen özeni evlilik sonrası, ömür boyu sürdürmesini öğütlesek...
Sıra geldi düğüne. Gelin başı, gelin yakınları vs derken nihayet salona gidiş. Ama ne gidiş... Uzun konvoylar, kocaman kadınlar erkekler sanki hiç görmedikleri bir kentte yaşıyor gibi kornalar çalarak şehir turu. Bazı illerde yollar kesilip halay çekmeler, kol bastı oynamalar. İyi de ambulans bile geçemiyor yol kapalı. Meşale atılırken duyarsızın biri havaya ateş etmeye başlar. Sürüde olan varsa hemen ona uyar.
Gençlerimiz Avrupa adetlerince evlilik teklifi ettiler, ama onlar gibi papazın huzurunda evlenmediler, imam da istemediler.
Düğünde de silahlar atılır, kavgalar çıkar. Hiçbir Avrupa ülkesinde kornalar çalarak, silah atarak konvoy yapıldığını gördünüz mü? Bırakın düğün konvoyunu, gereksiz tek korna çalın bakın cezasını görün. Bizde ameliyatlılar, hastalar, yaşlılar, çocuklar, rahatsız olanlar düşünülmeden düğün dönüşü bile kornalar, silah atmalar... İster cehalet, ister görgüsüzlük diyelim ne yazık ki her geçen gün daha da kötüleşiyor.
Artık kimde silah var diye tereddüt etmiyoruz, pek çok kişinin belinde silah var. Trafikte, düğünde çekmekten çekinmiyorlar. Avrupa’da böyle mi? Avrupa’da zerresi olmadığı için gelen gurbetçiler önce şaşkınlık yaşıyorlar daha sonra da özgürlüğün tadını çıkarıyorlar, gece gündüz demeden müzik açıp yollarda gezen duyarsızlara uyuyorlar, ne yazık...
Eskiden silah bulundurmanın cezası 5 yıl hapisti. Şimdi sanki cezası yok ki herkesin elinde, belinde. Bu kadar rahatlık olmasa silah satan dükkân bu kadar çok olur mu? İyi de bu silahlanmaya kim dur diyecek, kim?..
GÜNÜN SÖZÜ:
Kediler nankör, tilkiler kurnaz, kargalar kindar, yılanlar sinsi, insanlar hepsi…













