Geçtiğimiz ay bir sağlık kuruluşunda uzman çavuşun görevli doktora hakaret ettiği iddiası yer almış ve büyük infial yaratmıştı. Sonradan anlaşıldı ki o doktor aktif bir FETÖ’cü, uzman çavuşa hakaretler eden bizzat doktor.
Gün geçmiyor ki haberlerde şiddet olayları yer almasın. Elbette insan sağlığı ile doğrudan ilgilenen doktorlarımıza yapılan şiddet içimizi acıtıyor. Buna karşılık doktorlarımız da kendilerinin insan sağlığı, insana hizmet odaklı ne denli öneme haiz iş yaptıklarını kanıtlamak için iş bırakma eylemi yapıyorlar. Merak ettiğimiz doktorlara yapılan şiddete tepki için neden sadece kamu doktorları iş bırakıyor? Neden özel hastanelerde çalışanlar meslektaş dayanışması için iş bırakmıyorlar?
Pandemi döneminde belediyeler toplu taşıma araçlarını kamu, özel ayırımı yapmadan tüm sağlıkçıların emrine ücretsiz verdiler. Pandemi ile uzaktan yakından alakası olmayanlar bile bundan yararlandı. Bir kişi de demedi ki ‘yav biz özelde çalışıyoruz, kamu sağlıkçıları faydalanmalı’…
Doktorlar iş bırakma eylemi yaparak zaten sıkıntılı hastalara bir darbe de onlar vurmuş oluyor. Özel hastane doktorları neden meslektaşlarına destek vermiyor? Devlet kurumlarına gidenler sıradan vatandaşlar, parası olan zaten özele gidip muayene ve tedavi oluyor. Olan sıradan vatandaşlara oluyor.
Toplum olarak ister ekonomik nedenler, ister istihdam, ister huzur adı ne olursa olsun her geçen gün gerginleşen bir topluma dönüştük. Çatsanız trafikte, evde, işte kavga hazır. Çok sudan nedenlerle kavgalar, yaralamalar, hatta cinayetler işleniyor. Sabah 04:00-05:00’de kornalar çalanlar, müzik açıp gidenler yani bunlar birer kavga nedeni olabilir. Hasta demeden, yaşlı demeden, çocuk demeden, vardiyalı çalışanlar demeden sünnette bile konvoy düzenleyen, kornalar çalarak yaşını başını almışlara şehir turu yaptıranlara ne demeli? Al sana kavga nedeni.
Şiddet her yerde var. Bunu sadece sağlıkçılarla sınırlamak anayasanın eşitlik ilkesine aykırı. Ne yani doktora şiddet suç da öğretmene, vergi memuruna, polise, bekçiye, tüm vatandaşa serbest mi? Başta milletvekilleri olmak üzere o kadar dokunulmayan kişi varken sadece doktorlarla sınırlama yapılmamalı.
Diyarbakır’da biri ayrılmak istediği eşini bıçaklıyor, kadın ağır yaralı. O şahsı akıl hastanesine yolluyorlar, hasta raporu verip salıveriyorlar. O şahıs da daha önce yaraladığı eşini bu kez öldürüyor. Derhal akıl hastanesine yollanıyor, sürpriiiiz. Akıllı raporu verilip hapse atılıyor. Hangi rapor doğru? Devlet her iki raporu veren doktordan hesap sormasın mı?
Şiddet bebeklikten başlıyor, anne baba şiddeti, okulda öğretmen şiddeti(Öğretmenin vurduğu yerden gül bitermiş. Neden öğretmen çocukları gül bahçesi gibi değiller?). Öğretmenler gariban çocuklara şiddet uygularken serbest, doktora yasak.
Şiddetin her türlüsüne karşı olup ona uygun yasalar çıkarılmalıdır. Bu yaşadıklarımız Avrupa’da neden yaşanmıyor? Orda her şey sisteme oturmuş da ondan. Bu konuya devam edeceğiz…
GÜNÜN SÖZÜ: Saye, Farsça’da ‘gölge’ demektir. ‘Sayende’ yani ‘senin gölgende’ anlamına gelir…













