Kurulduğu 10 Nisan 1845 tarihinden bugüne kadar huzur ve düzenin bozulmaması ve güvenli bir şekilde yaşamın sürdürebilmesi için görev yapan, Türk Polis Teşkilatı mensupları, Polis Teşkilatı 10 Nisan'da kurulduğu için 10 Nisan’ı her yıl Polis Günü olarak kutlar.
‘Polis kimdir?’ diye aklımıza gelecek sorunun cevabı ‘içimizden biri’ olmalıdır. Zira polis kardeşler uzaydan gelmiyor, içimizden, kimimizin kardeşi, kimimizin akrabası. Yani toplumun bir kesiti. Bu mesleği bazıları çocukluk hayali olarak düşler, bazıları iş alternatifi olarak görür. Elbette dışarıdan göründüğü gibi olmayan bir meslek. Hele hele Amerikan filmleriyle hiç ilgisi yok.
Pandemi döneminde sokaklarda, yağmur altında bizim için sokağa çıkmaması gerekenler için nasıl da çalışmışlardı, hatırlayalım… Maçlarda, konserlerde, koruma görevi vs. gerçekten hayati tehlike altında çalışırlar. Hayati tehlikenin net göstergesi ne yazık ki polis şehitliğidir. Maçlarda, konserlerde, kanunen korunması gerekmeyenler mutlaka ücreti karşılığında bu hizmeti almalıdır. Tek eleştirimiz üniformalı polislerin mutlaka şapkalarını takmalarıdır. Şapka takmamak ciddi bir disiplin suçu olmalıdır. Saçları bozulmasın diye takmıyorlarsa cidden ayıp. Gelelim asıl konumuza. Aile bilinci yerleşmemiş, çocuk yetiştirmekten uzak toplumlarda ileriyi düşünmeden yavrular korkutularak yetiştirilmektedir. Hatırlayalım, çok küçük çocuklar iğne yaptırmakla korkutulur, polise verilmekle tehdit edilir, böylece güya uslu durması, yemeğini yemesi sağlanır. O çocuk hasta olsa doktora gider mi? İğne yaptırır mı?
Peki, o yavru başı sıkışsa, taciz, tehdit vs ile karşılaşsa polise gider mi? Korku var nasıl gitsin? Oysa o polis bizim içimizden çıkan, yetişen gençler. Kimimizin akrabası, kiminin eniştesi, içimizden çıkan kişiler. Neden korkalım ki? Bu yanlışı ne yazık ki bazı din adamlarında da gözlemliyoruz. Hep Allah'tan korkun derler, kimse de Allah'ı sevin demez.
Biz de polisimizi küçük yaşlardan başlayarak sevdirmeliyiz. Suçlu olan kanundan, polisten korkar. Suçu olmayan kişi normal bir memurdan neden korksun?
Bakınız son yıllarda Kayseri başta olmak üzere emniyet mensupları birbirinden önemli işlere imza attılar. FETÖ ile uğraşmak ise hayatlarında karşılaşacakları en karmaşık misine yumağı idi. Çözdüler, çözmeye de devam ediyorlar. Şehrimizde çözülmemiş, rafa kalkmış suç dosyası yoksa bu emniyet çalışanlarının başarısıdır. Hırsızlığa, kapkaça, beyaz ticaretine karşı amansız savaş veren bu vatan evlatları ile çocuklarımızı korkutmayalım, sevdirelim onları. Başları sıkışınca gönül rahatlığı ile koşup yardım isteyebilsinler.
Başta aileler olmak üzere çocuklarımız da gördükleri, yaşadıkları aşağılık durumlar olursa mutlak surette güvenlik görevlileri ile paylaşmalıdırlar. Bana değmeyen yılan bin yaşasın sözü bize, bizim gibi asil bir millete asla yakışmaz.
Çocuklarımız karşılaştıkları, gördükleri polis amcalarına koşsunlar, selam versinler, görecekler ki aynı derecede sevgi ile karşılık bulacaklardır. O polisler gökten inmedi ki, içimizden çıktılar. Severler, heves ederler, polis olmak isterler.
Lütfen çocuklarımızı büyütürken bilinçsizce, ileriyi düşünmeden, korkutarak yedirmeye, uyutmaya çalışmayalım. Korku beraberinde düşmanlığı, kötülüğü de barındırır.
Çocuklarımızı korkutmayalım. Sadece okul hayatlarında değil, yaşamın her alanında en büyük güvenceleri korkuttuğumuz polisimizdir.
Polisimizi sevelim, sevdirelim, moral verelim. Can ve mal güvenliğimizi onlar sağlıyor, unutmayalım…













