Kıymetli okur, adına korona denilen illet milyonlarca insanı bu dünyadan kopardı. Ders alındı mı?.
Çevremize bakalım, şu sıralar enfeksiyon hastalıkları bir hayli yükselmiş durumda. Şahsi görüşümüz yeniden maske kullanılması şeklinde. Enfeksiyon, bakteri, virüs, mantar veya parazit gibi mikroorganizmaların vücuda girip çoğalmasıyla oluşan bulaşıcı hastalıklardır. Yüksek ateş, halsizlik, ağrı, öksürük, ishal ve cilt döküntüleri yaygın belirtileridir.
Toplu taşıma araçlarına binenler hayretle görecek ki öksürenlerin çoğu ağzını kapatmıyor, hapşuranlar da aynı. Peki bu mikroplar hemen ölüyor mu?. Tutamakları tutanlara da, kapı önlerine yığılanlara da aynen sirayet ediyor. Özellikle yaşlı insanlarımız, öksürük, tıksırık sahipleri evlerinden çıkmamalı, bedava diye toplu taşıma araçlarını kullanmamalıdır. Bu bu insan sağlığı açısından çok önemli olduğu kadar kul hakkına da girer.
Toplu taşıma araçları böyle ama henüz bitmedi. Gelelim camilere. Korona döneminde uzak kaldık, sonra araya bir metre mesafe koyduk ama epey hasta kaybettik. İmamlar her farz namazlarında sımsıkı saf tutmayı istiyorlar. Araya şeytan girmesin. Sünnet namazlarında şeytan girebilir mi?. Oysa müslümanlar sımsıkı kenetlensinler, araya fitne düşürmesinler diye enredilmiş, sadece farz namazları denilmemiştir. Cami adabı yazımızda da belirtmiştik, en son gelip yara yara milleti en öne gidenler çok daha fazla sevap aldıklarına inanıyor. Toplu taşım araçları gibi düşünelim, ön de aynı yere gidiyor, aracın ortası da, arkasıda. O zaman kimseyi rahatsız etmemeli, ön merakı olanlar erken gelmelidir.
Yaz ayları geliyor sevgili okur, bazıları abdest alıyor, ayaklar kurulanmadan, çorap giymeden ıslak ayaklarla yürüyüp camide önlere geçiyor. Ayakların kiri ile ıslanan halılara başkaları secde ediyor. Hastalığa, mantara davet.. Zaten sadece toplu taşıma araçlarında değil camilerde de öksürenler, tıksıranlar ağızlarını kapamazsa o mikrop halıya yapışıyor, bazı mikroplar aylarca halıda kalabiliyor. Hem hastalık daveti ve hem de kul hakkı. Rahatsız olanlar camiye gitmemelidir.
Hastaneler, adı üzerinde, ama kontrole bile gidenlerin enfeksiyon kapacakları kadar hijyenden uzak, sağlıklsız ne yazık ki. Şehir Hastanesine, Devlet Hastanesine gidip görün, kalabalık, sıra beklemeyenler... Hastalık kol geziyor..
Kimi ayakta, kimi yatarak geçiriyor ama yazılan ilaç korkunç boyutta. Doktor iki üç ilaç yazıp yolluyor, gerçekçi olalım kim bitene kadar kullanıyor?. Herkesin evinde bir torba ilaç.. Sgk iyi dayanıyor değil mi?.
Kıymetli okur sözü daha fazla uzatmayalım, hepinizin bu husuta ilave edeceği alanlar elbette vardır. İnsan hayatı bu kadar ucuz olmamalı, başkasının hayatına da değer vermeli, saygı duymalıyız. Az bir hastalığı, kırgınlığı olan topluma girmemeli, oturmalara katılmamalı, hastalığı yaymamalıdır. Bu konuda en önemli görev imamlara düşüyor. Uyarıyı onlar yapmalı, evde de namaz kılındığını, hastalık halinde camilere gelinmemesi gerektiğini hatırlatmaları gerekir. Merak etmesinler her cuma toplanan paradan eksilme olmaz. Sağlıklı günler dileriz.
Günün sözü ;
Ne garip, diri nin yüzünü güldüren yok, ölüye ağlayan çok..













