Katar’da oynanmakta olan futbol dünya kupası maçları eski heyecanı olmasa da büyük bir kitle tarafından izleniyor. Öyle ki Fas galip gelince İstanbul'da gösteriler yapılıyor. Uruguay’dan tutun da Suudi Arabistan'a kadar pek çok ülke bu mücadelede yer alıp ülkelerini tanıtırken, ülkeleri için maçlar oynarken her zaman olduğu gibi biz yine seyirciyiz.
Düşünebiliyor musunuz sevgili okur, İran, Fas, Tunus, Hırvatistan(Güney Kore’de dünya kupasına katıldığımızda yeni kurulan bir devletti)… Bunlar dünya kupasında mücadele ediyor, ülkemiz yok.
Diyanet İşleri Başkanlığı’nca Ramazan kolileri dağıttığımız Kamerun dünya kupasında ama biz yokuz.
10 milyon Dolar vererek cami yaptırdığımız Gana dünya kupasında, biz yokuz.
Oysa milli takıma yapılan yatırıma bir bakın. Yıllarca her galibiyette ne pirimler, ne arabalar, neler aldılar neler. Milli takım futbol kalitesi olarak boy ölçüşemese de milli takım hocalarına verilen maaş ile Avrupalı hocalarla yarış halinde olmadı mı? Dünya kupasına katılan pek çok milli takım hocasından daha yüksek maaşlar verilmedi mi? Yıllık 3 milyon Euro küçük bir rakam mı? Bu paralar neye göre veriliyor, kimin parasını kime veriyorsunuz diye sormak gerekir.
Adı üzerinde, ‘milli takım’. Türkiye’yi temsil ediyor ama verilen paralar Euro, neden milli paramız kullanılmıyor?
Milli takımı değerlendirirken bakılması gereken ilk yer lig maçları olmalı. Dünya genelinde bir tek ilgiyle izlenen derbi maçı var, Barselona, Real Madrid. Ama bizdeki kompleksli adamlar, Anadolu derbisi, Karadeniz derbisi vs. isimlerle anlam yüklediler. Oysa bir maçın derbi olarak lanse edilmesi için ilk ve tek şart aynı şehirde olmaları.
Futbolcularımıza, nasıl bir kompleksse yabancı futbolcuların isimleri ile lakap taktık. Hiçbir Avrupalı futbolcu Türk ismiyle anılıyor mu? Şifo Mehmet buna örnek.
Oynanan futbola gelince; bir dokunmayla sanki kaval kemiği kırılmış gibi çimleri dövenler, çığlık atanlar, kıvrananlar. Hakem zaten rezil futbolun baş mimarı olarak bunu yer ve güçsüz takımın aleyhine düdük de çalar, kart da gösterir. Fenerbahçe-Beşiktaş maçının tek devresinde top oyunda 27 dakika kalmış, nasıl ama?
Yan pas, kaleciye pas, yerlerde kıvran, çığlık at ve bu futbolla da dünya kupasına katıl, olacak şey mi? Olmuyor zaten.
Tüm futbol kulüplerinin çok büyük borçları var. Kim yaptıysa o ödemeli diye bir yasa olmalı. Kendi fabrikalarına bir çaycı alırken, çıkarırken performansa bakanlar, kılı kırk yaranlar, para cepten çıkmayınca takımları menajerler aracılığıyla futbolcu çöplüğüne çeviriyor. Kayserispor’da bir dönemde 72 futbolcu transferi, genel menajer diye çok büyük yetkilerle getirilen, üç beş maç durup parasının tamamını alıp giden hocalar, oynamadan parasını alanlar vs… Hangi iş insanı kendi parasıyla bunu yapar, yapmıyorlar da…
Ülkemizde zihniyet değişmeden biz ne Avrupa’da ne dünya kupasında başarı elde edemeyiz. Çok para vermekle başarı gelmiyor. Milli takım hocalarına 3 milyon Euro paralar verdik, statlara nedense isimlerini verdik. Onlar ne verdiler? Verilen para bizim paramız, ama verenler biz değiliz.
Her zaman olduğu gibi seyirciyiz, iyi seyirler...
GÜNÜN SÖZÜ: Hatalarımı başkalarına değil, bana söyle, çünkü onları düzeltecek olan başkaları değil benim…













