Geçtiğimiz hafta İstanbul’da yapılan terör eylemi ciğerimizi yaktı. Özellikle kaybedilen yavruların arkalarında bıraktıkları ailelerin çığlıkları yürekleri dağladı. O yavruların, ailelerin kim bilir ne hayalleri vardı. Terör eylemlerinin halkı yıldırmak, kalabalık alanlarda bulunmalarını önlemek, yani kaos yaratmak amaçlı olduğu çok net. Kimliği, uyruğu ne olursa olsun ihanetin, bu terör eyleminin mazereti, aması asla olamaz. Terörden kaçıp sığındıkları, iş ve aş buldukları, onlara kucak açan bir millete yapılan ihanet, asla bireysel bir eylem değildir, olamaz da. Terör eyleminden saatler sonra eylemciyi yakalayan kahraman polisimiz bu eylemcinin destekçilerini de kısa sürede ortaya çıkaracaktır. Önemli olan bu eylem sonrası ülkemin, ülkemin vatandaşlarının sergilediği tutum ve davranışlara bakmak gerekir.
Ülkemizin birliğinden, beraberliğinden, güçlenmesinden rahatsız olan sadece dış düşmanlar değil, içimizdekilerle de büyük mücadele veriliyor. Askerini kimyasal silah kullanmakla itham eden oda başkanları, polisini uyuşturucu ticareti yapıp, hazinenin açığını kapatmakla suçlayan genel başkanlar, bombaları hükümetin patlattığını iddia eden sözde gazeteciler ve sorumlusu olduğu kentin insanlarının derin acılarını bile mizah malzemesi yapmaya kalkan belediye başkanları var ne yazık ki...
Örneğin yaşı geçmiş bir kadın gazeteci muhalif televizyon kanalında yaptığı programda, bombalama olayından hükümeti suçlayacak kadar kendini kaybetti. Son seçimler öncesinde de bombalama olaylarının arttığını, bunun Erdoğan'a yaradığını, aynı filmi tekrar gördüklerini söyleyecek kadar ileri gitti.
İBB Başkanı ise olaydan sonra Beyoğlu'na yaptığı ziyaret sırasında büyük bir saçmalığın altına imza attı. Bombanın bir saksının yanına bırakılmasına atıfta bulunarak, ‘Saksıları kaldırmakla olmaz, hep birlikte saksıları çalıştırmak lazım’ diye espri yapmak istedi. Kendisiyle birlikte çevresindekilerin de bu ‘espriye’ gülüp, kıkırdamaları ise ciddiyetin geldiği noktaydı.
Terör eyleminden sonra, bu eylemi ülkemizi kötüler mahiyette kullanan ABD gazetesi sonrası taziyeyi kabul etmediklerini açıklayan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hepimizin sesi oldu. Zaten eylemcinin kazağında eylemin adresi sanki plaka gibi asılıydı.
Varsın olsun, bin yıldır bizi ne içeriden ne dışarıdan yıkabildiler. Yine başaramayacaklar.
GÜNÜN SÖZÜ: Menfaatleri için eğilenler, dik duranları hiçbir zaman sevmezler…













