İster iç ister dış etkenler diyelim, ülkemiz diğer ülkeler gibi ekonomik sıkıntılar geçiriyor. Ekonomik sıkıntıları yaşamın her alanında görebiliriz. Mesela marketler. Allah vicdan merhamet versin, mübarek günler diye verilen iaşe çekleri dağıtımını yapan firmalar fahiş fiyatta satış yapıyor. Bir Kayseri firması, aynı marka, aynı gramajda yoğurdu, hemen yanındaki market 20 liradan satarken o market 30 liradan işlem yapıyor. Haram olsun.
Fahiş fiyatta mal satan firmalardan kartla gelenlerin tepki gösterecek durumları yok. Bazı mamuller aceleyle zamlanmış, eskinin üzerine etiket kondurulmuş. Bu Müslümanlığa da, insanlığa da sığmaz. Çıkarır Rabbimiz.
Bu ekonomik durumda asgari ücrete yapılan zam güdük kaldı.
Asgari ücrete gelecek her zam işten çıkarılma sayısını ve iş yerlerinin kapanma sayılarını da zamlandırır. Küçük ölçekli işyerleri için yıkım demektir. Peki, asgari ücrete zam yapılmasın mı? Elbette artış yapılmalıdır. Ancak bu kez fedakârlığı devletimiz yapmalıdır.
Diyelim ki şimdi asgari ücret 4.250 lira. İşyerine maliyeti 6.250. Devlet diyecek ki bu 6.250 lirayı 5.250 lira olarak öde, aradaki 1.000 lirayı çalışanlarına ver. Bu kadar basit.
Büyük sanayi kuruluşlarında çalışan kardeşlerimiz asgari ücretin üzerinde alıyorlar, helal olsun. Küçük ve orta ölçekli iş yerleri ne yapacak? Sanayide tamir atölyeniz var, 3 kişi asgari ücretle çalışıyor, artış olursa ya eleman çıkacak, ya da işyeri kapanacak.
Günümüz şartlarında istihdamın önemi ortada. Bu nedenle devletimiz vergiden fedakârlık yapacak.
Petrolün varili 130 dolar olunca 20 lira olan benzin, petrolün varili 100 dolar olunca neden aynı oranda inmedi?
Çiftçi desteklenmeli, hayvancılık desteklenmeli, sanayi toplumu olduğumuz kadar tarım ülkesi, hayvancılık ülkesi olduğumuz yıllara dönmeliyiz. Özel tüketim vergisi kaldırılsa çok şey düzelir.
Sözün özü bu ekonomik şartlar elbette düzelecek, böyle gitmeyecek. Korona da olduğu gibi şiddetli başlayıp inecek elbette. O zamana kadar asgari ücretten alınan verginin bir bölümü çalışanlara ödenmelidir. Ne işçi, ne işveren yıpranmasın...













