Bazı tarihler takvimde sıradan bir gün gibi görünse de insanın hayatında yeni bir sayfanın açıldığı dönüm noktalarıdır.
Benim için de 1 Temmuz, sadece yazın ilk günlerinden biri değil; kalemimin yeni bir yolculuğa çıktığı, Gazete Kayseri ailesine katılarak okurlarımla aynı satırlarda buluşmaya başladığım anlamlı bir tarihtir.
Aradan geçen bir yıl, geriye dönüp baktığımda sadece geçen zamanı değil; biriken hatıraları, edinilen tecrübeleri ve her yazıyla daha da güçlenen sorumluluk duygusunu da içinde barındırıyor.
Öte yandan bundan tam 60 yıl önce, 1 Temmuz 1966'da Anadolu'nun bağrında bir umut yeşerdi. O umut, yıllar içinde milyonların ortak sevdasına dönüşen Kayserispor oldu.
Altmış yıl…
Bir futbol kulübü için sadece rakamlardan ibaret değildir.
Zaferlerdir, hüzünlerdir, umutlardır, yeniden ayağa kalkışlardır.
Tribünlerde söylenen marşlar, çocukların sırtına geçirdiği sarı-kırmızı formalar, deplasman yolları, unutulmayan goller ve nesilden nesile aktarılan bir aidiyet duygusudur.
Kayserispor, bu şehrin karakterini sahaya yansıtan en önemli marka değerlerden biridir. Mücadele etmeyi, pes etmemeyi ve her şartta dimdik ayakta kalmayı temsil eder.
Kimi zaman Avrupa heyecanını yaşatmış, kimi zaman zor günlerden geçmiş ama hiçbir zaman bu şehrin kalbinden çıkmamıştır.
Her neslin anlatacak bir Kayserispor hikâyesi vardır.
Kimi ilk kez babasının omzunda maça gitmiştir, kimi ilk gol sevincini Atatürk Stadı’nda veya Kadir Has Stadı'nda yaşamıştır, kimi ise Sarı-Kırmızı renklere çocukluğunu, gençliğini ve hayatını sığdırmıştır.
Bugün geriye dönüp baktığımızda, 60 yıllık bu büyük çınarın ayakta kalmasını sağlayan en büyük güç; taraftarının bitmeyen sevgisi ve Kayseri'nin kulübüne duyduğu bağlılıktır.
Dileğimiz, geçmişin gururunu geleceğin başarılarıyla taçlandırmaktır. Çünkü Kayserispor, sadece dünün değil, yarının da umududur.
Nice zaferlere, nice nesillere ve nice 60 yıllara...
Şen çok yaşa Kayserispor!...
Sarı-kırmızı sevda, ilelebet...










