Asrın felaketi daha çok konuşulacak. 11 bin dolayında deprem ve artçısı zaten unutmaya imkân vermiyor.
Depremin ilk anından itibaren canla başla koşan binlerce vatan ve milletsevere şükran borçluyuz. Kimi görevi gereği gitti kimi de insan sevgisi ile. Kimi bu hasletler ile bölgeye koşarken bazı utanmazlar yalan üstüne yalan atmayı adeta meslek edinmişler. Allah’tan korkun…
Muhalif medyanın can simidi gibi ekranlara çıkardığı her konudan anlayan, mutlaka yalan yanlış iddiaları olanlardan biri, hem de isminin önünde Prof. Dr. yazan biri inanılmaz yalanlar yazdı. Devletimizin savcısı ifadeye çağırdı, elbette özür dileyerek çıkıp gitti. Ya ardında bıraktığı yalanlar ne olacak?
Bu ismin önünde Prof. Dr. yazan zat neden ifadeye çağırıldı? Muhalif medya sanki mesleği ile ilgili açıklamalar yapmış gibi kınamalar yaptılar. Oysa durum farklıydı.
Bu zat ilk gün güya asker polis deprem bölgesinde yokmuş, kadınlara tecavüz ediliyormuş. Ne iğrenç yalan... Bitmedi, bin kadar çocuk kayıpmış, organ mafyası kaçırmış. Bizzat kendi bildiği en az 100 canlı enkazdaymış.
Bu yalanları dizmek için Prof. Dr. titrini kirletmeye gerek var mı? Zaten muhalif kanallar, sosyal medyalar yalana karşı kapılarını sonuna kadar açmış, at babam at. Yeter ki iktidar yıpransın.
Baraj çatladı yalanını atanlar utandı mı? Baraj çatladı denildiğinde bölgeden kurtarma ekipleri hemen tahliye oldular. Bu sırada yitirilen canlar ne olacak, bu yalanı atanlar utandı mı?
Şehrimizde bile bir sürü yalan atıldı. ‘Organize Sanayi kapatıldı’dan tutun da ‘okulların tatili’ne, ‘3 saat sonra deprem olacak’tan tutun da ‘şehrimizin pek çok yeri çürük’ yalanına kadar sıralandı. Bu yalanları atanlar utandı mı?
Sosyal medyada bir resim yayınladı, bir direğe koli bandı ile bir erkek bağlanmış, altına da deprem bölgesinde hırsız yakalandı yazılmış. O resim Ukrayna’da çekilmiş, bu yalanı atan utanır mı?
Yabancı medyada 2017’de Afrika’da oluşan tsunamiyi ‘Akdeniz’de deprem sonrası oldu’ diye yazdılar. Elbette onlar utanmaz, amaç ülkemize turist gelmesin. İçimizdekilere ne oluyor peki?
Şunu da ilave edelim, Kızılay iyi bir sınav veremedi. 2050 çadırı satmamalıydı. Zira o çadırlar acilen deprem bölgesine gönderilecekti. Zaten Kızılay’ın başındaki kişi ‘haberim yok’ diye topu çalışanlarına attı. Sonra da sanki bu yardımlardan sorumlu o değilmiş gibi yok asker yok koordine vs. işi değiştirdi.
Üzülünen nokta ise, gerek bürokratlar olsun gerekse de sorumluluk sahipleri, işlerini aksatmaları doğrudan Cumhurbaşkanı’nın hedeflenmesine yol açıyor.
Yardımla başladık, yardımla bitirelim. Kızılay başta olmak üzere, Diyanet İşlerimiz, diğer kurum ve kuruluşlar ne kadar maddi yardım topladıklarını açıklamalıdır. Yıllardır yazıyoruz, her cuma para toplanıyor, bir cumada kaç lira toplanıyor? Camilerin girişlerine asılsa, bu cuma şehrimizde şu kadar toplandı dense olmaz mı? Mesela Kızılay nakdi olarak kaç lira topladı, bilinmesinde sakınca olmasa gerek.
Sözün özü, katkı vermeyenlerin eleştirmeye hakkı ve haddi olmamalı. Zaman açık arama, kötüleme, yalan atma zamanı değil. Yalanın kimseye faydası yok. Yalandan kim ölmüş diye söylenen tabire cevap, yalandan güven ölür, yalandan insanlık ölür deriz.
GÜNÜN SÖZÜ: Kazanmak için etrafındakileri harcayanın elde edeceği şey galibiyet değil yalnızlıktır…













