Modern ve yaşanılabilir bir şehir olan Kayseri'de son yıllarda trafik ciddi bir sorun haline geldi. Alt yapı sorunu bulunmayan şehrimizde araç parkı, trafiğin bazı bölgelerde yavaş akması bizler gibi kırmızı ışıkta dahi beklemeye tahammülü olmayanlara sıkıntılı geldi.
İstatistiklere bakarsak göreceğiz ki her ay ülke genelinde olduğu gibi Kayserimizde de yoğun araç girişi gözlemlenmektedir.
Trafiğe giren araç sayısı ile doğru orantılı yolların genişlemesi, uzaması elbette mümkün olmadığından artan trafik sıkıntı yaratmaktadır.
Trafiğin sıkışmasında sadece artan araç sayısı, genişlemeyen yollar mı sorumlu?
Bakınız balıkçıların önünden meydana kadar olan alana araç park edilmemesi bir türlü önlenemedi. Duba çaksan nafile, bizde iki dakikadan geliyorum deyip sorumsuzca araç park eden çoğaldıkça polisiye tedbirler dahi engel olamaz.
Bir dönem o bölgede polisler bulunuyordu, çoktandır da yoklar. Olsalar da ya doğru dürüst bakmıyorlar ya da ‘2 dakikadan geliyorum’ lara göz yumarak trafiğe çare olamıyorlardı. Hem polisin bulunması ve hem de araçların pervasızca park edişi büyük çelişki olduğundan bizce de hiç durmamalıdırlar.
Şunu anlatmaya çalışıyoruz, uzmanlar der ki bir şehrin gelişmişliğine trafiğine bakarak anlarız. İlk baktığımız nokta kaldırımlardır. Kaldırımlar yüksek ise burada yaşayanlar kurallara uymaz, belediyeler de çare olarak kaldırımları yüksek yaparlar ki araçlar geçmesin. Gelişmiş toplumların yaşadığı kentlerde, kentlilik bilinci, kentte yaşama sorumluluğu insanlara konulan kurallara uyma zorunluluğu yükler. Ben kural tanımam, dilediğim yere park ederim diyemezsiniz. Kanunlar ve kurallara ve hatta geleneklere de uymak zorundasınız. Kentlilik bilinci bunu gerektirir.
Trafik sürekli aksın, araç parkı sorunumuz hiç olmasın diyoruz ve bunu hep kurum ve kuruluşlardan bekliyoruz; belediye, emniyet gibi. Elbette o kurum ve kuruluşlar çare üretme noktasında gayretle çalışıyorlar ama bize de bazı sorumlulukların düştüğünü de göz ardı etmemeliyiz. Biz ne yapıyoruz, ne yapmalıyız sorusunu sormalıyız kendimize. Doğru park ediyor muyuz, yasak bölgeler 5 dakika diyerek sorumsuzca park ediyor muyuz? İki şeritli yolda birinci şeridi kapatıp trafiği sıkıştırıyor muyuz? Balıkçıların önünden meydana kadar olan alana bir bakın. Mutlaka araçlar yasak olduğu halde hep park halindeler. Bir de ikinci sıraya park edip dörtlü yakanlar da eklenince trafik tıkınıyor. Bu sorumsuzlar yüzünden sorumluları suçlama kolaylığına kaçıyoruz. Elbette bu şehrin tüm sorunlarında olduğu gibi trafikte de ilgili birimler çalışma yapmakta ama biz de buna destek vermeliyiz.
Sadece balıkçılar bölgesi değil sıkışan alan. Sivas Caddesi’ne Nato’dan girişe bakın lütfen. Yol boyu çift sıra araçlarla dolu. Bankada işimiz var, iki adım yürümeye üşeniyor, aracımız tam kapının önünde olsun istiyoruz. Bu da doğal olarak yığılmalar yaratıyor.
Çözüm bilinçli toplum, saygılı toplum ve elbette ceza.
Ceza bize göre en caydırıcı olanıdır. Ama bu cezalar adil olursa. Hep imrendiğimiz Avrupa toplumlarında kurallar insanlar için konur ve kayıtsız şartsız uygulanır. Ya bizde? Mesela ikinci sıraya aracınızı park ettiniz hemen dörtlü yakar gidersiniz, bunun bize göre anlamı ‘birazdan geliyorum’ şeklinde, ama modern toplumlarda ‘tehlikedeyim, yarım edin’ demek. Biz birincisini uyguluyoruz. Geçmişte mesela Orhan Özdemir İl Emniyet Müdürü olunca tüm ağırlığı trafiğe verdi, çok şikâyet edildi zira özellikle ekonomik durumları iyi olan elit tabaka dilediği yere park edecek şekilde alıştırılmıştı. Orhan Özdemir yılmadı, şikâyet edenlere tek cümle ile cevap verdi, kurallara uyacağız. Daha sonra yani Orhan Müdür gitti, trafik bitti. Şimdi diyelim ki trafik ekipleri Melikgazi Müftülüğü önüne gitti, araçlara ceza uyguladı, oradan ayrılır ayrılmaz yeni araçlar park edecek. Her noktaya trafik polisi konulamaz, öncelikle sürücüler eğitilmeli, insani durumlar ön plana çıkarılmalı. İstasyon Caddesi üzerinde yaya geçitleri var, sakın araçlar durur diye güvenip geçmeyin, yol değil dünyanız değişir.
Trafik cezaları, hatalı park etmelere tek ve kesin çözümdür ama herkese aynı uygulanırsa. Aracın modeline, markasına, sahibinin işine göre idare olmamalıdır. Zor, dediğinizi duyar gibiyiz.













