Ülkemiz her açıdan çok önemli, tarihi bir seçime gidiyor söylemlerini yıllardır dinliyoruz. Siyasetin sonuna gelenlerin vatandaşı etkilemek için geliştirdikleri bir dil.
Mayıs mı haziran mı derken adayın biri aylar öncesinden açıklandı. Diğer aday, gazeteci İsmail Saymaz'ın dediği gibi altın günü gibi toplanıp dağılıyor, henüz aday belirleyemiyor.
Partiler aday tespitinde çalışma yaparken ulusal medya elbette boş durmuyor. Kendi işlerine uygun kim varsa vatandaş istiyor, anketlerde ön plana çıkıyor diye sallıyor.
Son günlerde Ciner medya tüm köşe yazarlarının ağız birliği etmişçesine ‘Mansur Yavaş olmalı’ şeklinde yazı ve programlarındaki vurguları görenler, Beypazarı’nı işaret ediyorlar.
Baştan söyleyelim kıymetli okur, gerek CHP gerekse de İYİ Parti’nin ortak aday çıkması, birlikte aday belirleme hususunu anlarız. Her ikisi de belli bir oy oranı alarak en azından hazine yardımı alıyorlar. Peki diğer, küçük, AK Parti’de yılarca bakanlık, başbakanlık, dışişleri bakanlığı yapmış küçük partilerin aynı değerde olmalarını acaba partililer içlerine sindiriyor mu? AK Parti sayesinde makamlara gelmiş, vekil olmuş, bakan olmuş, başbakan olmuş, 63 polis korumalı hale gelmiş, yetmemiş rakip olmuş. Bari istifa ederken o sözleri söylemeseydin…
Altılı masa ile ilgili bir televizyon yayınına katılan Ahmet Davutoğlu şunları söyledi: “6 lider cumhurbaşkanı yardımcısı olacak, içlerinden biri cumhurbaşkanı olursa 5 yardımcısı olacak. Hepsi eşit yetkiye sahip olacak. Hepsine bakanlıklar verilecek. Tüm kararlar 6 imza ile çıkacak.” Sorulan soru, cumhurbaşkanı kendi yetkilerini kullanmak isterse, bir kararda ters düşerlerse ne olacak? Derhal masayı dağıtıp seçimlere giderlermiş...
Yaşı 40’ı geçenlere lütfen sorunuz, bu ülke ne çektiyse koalisyonlardan çekti. Siyasi tarihi inceleyin. Koalisyon hükümetleri ya darbe ya da ekonomik çöküntü ile sona erdi. Sadece Recep Tayyip Erdoğan gitsin diye bu çaba, bu birliktelik doğru mu?
Cumhurbaşkanı adayı belirlendi diyelim, Kılıçdaroğlu kadar Babacan da aday. Oy oranlarına göre küçük büyük demeden herkesi aynı kefeye koyarsanız elbette ister.
Diyelim aday belirlendi, aynı zamanda milletvekili seçimleri de yapılacak. Partiler bu konuda ne yapacak? Küçük oy oranlı oldukları açıklanan partiler Meclis’te grup kurmak istiyorlar. Gurup 20 milletvekilinden oluşuyor. Garantili 20’şer sıra. Gurup kurunca hazine yardımı da alacaklar.
Sadece Recep Tayyip Erdoğan karşıtlığı siyasette neler yaptırıyor, cumhurbaşkanlığı sisteminde böyle bir imzalama şekli, ortak karar vermek vs. bulunmuyor. Bu sistemde 711 bürokrat cumhurbaşkanı ile göreve gelip onunla ayrılıyor. Şimdi bu önemli atamalarda tam mutabakat nasıl sağlanacak?
Şehrimizde CHP İl Başkanı Ümit Özer vekillik için istifa etti. Tüzük gereği yönetim içinden birini seçti, ilçe başkanları itiraz etti ve seçim iptal edildi. Seçildiği açıklanan kişinin itibar kaybı düşünülmedi. Aynı şekilde İYİ Parti’de istifa eden il başkanı ve vekilin yoğun çabasıyla iki adaydan biri kazandı. Sonuçlar açıklandıktan sonra kaybeden adayın vekilin elinden tutmaması her şeyin özeti gibiydi. Ne dersiniz?
GÜNÜN SÖZÜ: Ok yaydan, söz ağızdan çıktıktan sonra, fırsat kaçtıktan sonra, zaman geçtikten sonra, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak…













