Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan seçim gecesi galibiyet coşkusu yaşayan seçmenine derhal yeni bir hedef gösterdi; yerel seçimi kazanmak. Girdiği tüm seçimleri kazanmasına rağmen hiçbir zaman kibirlenmeyen, kaybedilen yerleri düşünen bir lider oldu. Yapılması gereken dağınık muhalefeti bir araya getirecek eylem ve söylemler. Bırakın kendi dertlerine düşsünler denmelidir.
Kendi dertleri derken elbette görülen koltuk kavgası. İlk seçildiği genel başkanı iken demecinde “% 40 oy almalıyız, alamazsak bırakır giderim” diyen genel başkan yenildikçe yenildi, ama o koltuğu asla bırakmıyor. İlginç olan ise içlerinden birinin açıkça genel başkanlığa ‘adayım’ diyememesi. O partide 7 dönem milletvekilliği yapanlar karar merci. Sosyal Demokrat Parti’de, hiç iktidar olamadan 7 dönem milletvekili olunması elbette şaşırtıcı.
İyi Parti’ye gelince, Meral Akşener, “HDP’nin olduğu yerde biz olmayız” dememiş miydi? “HDP’yi PKK’nın uzantısı olarak görüyoruz” diye konuşmamış mıydı? Hatta “Biz kalkalım o zaman masaya HDP’yi oturtun” diye aba altından sopa göstermemiş miydi? ‘Kazanan aday’ diye bir formül ortaya atıp Kılıçdaroğlu’na karşı çıkmamış mıydı? “Kumar masasında oturmam” diyerek 6’lı Masa’yı terk etmemiş miydi?
Peki, ne oldu? HDP’nin desteklediği adayı destekledi, cumhurbaşkanı yardımcısı adayı olarak seçimlere girdi ve ‘kazanamaz’ dediği Kemal Kılıçdaroğlu’na, “13. cumhurbaşkanım” diye hitap etti. Kalktığı kumar masasına 3 gün sonra kuzu kuzu oturdu. Peki, ama neden?
İYİ Parti ve HDP’yi, Ümit Özdağ ile Pervin Buldan’ı bir araya getiren bir el vardı. O el yerel seçim öncesinde de devreye girip düdüğü çaldı mı, hepsi CHP’nin yanında hizalanabilirler.
Yani muhalefetin dağınıklığı iktidarda rehavet yaratmamalı. Özellikle İstanbul gerek muhalefet için gerekse de muhalif olduklarını iddia eden medya için çok önemli. İstanbul Belediye Başkanı seçimlerden sonra yaklaşık 1.000 araç dizip “İşte israf” demişti. Şimdi kaç araç var soran var mı? Zaman zaman rakamlar açıklanıyor, tanıtım, ilan ve reklama İstanbul Belediyesi’nin verdiği para pek çok ilin bütçesi. Medyanın verdiği gaz, muhalefetten daha ileri değerlendirme ve yorumlar yapanlar, büyük paralarla anket düzenleyenler yine gündeme gelecek ve akıl vermeye, maddi destek almaya devam edecekler. İyi de İstanbul Belediyesi’nin tanıtım, reklam gibi harcamalarına genel başkan dur diyemez mi? O paralarla okullar, hastane yapalım hizmet olsun diyemez mi? Bunu diyecek kişi Amerika’dan, Almanya'dan ve ülkemizden 80’i bulan danışman getirir mi?
GÜNÜN SÖZÜ: Ne kadar az yüksekten uçarsan o kadar az incinirsin…













