Her gün haber bültenlerini izleyenler, mutlak surette, cinayet, gasp, darp, yaralama, silahlı soygun vb haberlerini görüyorlar. Suç varsa ceza da aynı şiddetle olmalı, emsallerine karşı caydırıcı olmalıdır. Şimdi öyle mi?
Her konuda olduğu gibi işi eğitim sistemimize bağlamadan, diğer faktörleri de saymalı, değerlendirmeliyiz. Bakınız toplumumuzun sosyal aracı televizyon yayınları. Şimdi akıllı telefonlar çıktı, gençlerin bazıları nete takılıyor. Televizyon dizilerini analiz edelim. Sinemalarda komedi filmleri iş yapıyor, milyonları geçen seyirci sinemalara koşuyor. Hem de 30 dakikalık reklam zorunluluğuna rağmen. Peki, televizyonlarda oynayan diziler, filmler neden komedi değil? Başta silahlar, tavuk gibi adam öldürüyorlar, ellerini sallayarak gidiyorlar. Bu mafya dizileri topluma, eğitime ne katıyor? Kavga, hakaret olursa izleniyor, bu mu Türk insanının seviyesi?
Yabancı filmlerde silahı kullananlar mutlaka cezasını da film dahi olsa görüyor, ya bizde? Bilmem ne vadisi diye yıllarca oynayan, hala da yayınlanan dizi var. Adamımız ve adamları kimseyi takmadan gördüklerini öldürüyorlar, polis asker dâhil. Ya cezaları? Sizce, dürüstçe düşünelim, hiç mi aklınızdan geçmedi, özenmediniz? Biz özendik. Çek vur, hâkim savcı polisi takma, ne güzel memleket.
Eğitim, sadece okullarda alınanlarla sınırlı olmamalı. Bakınız tıp fakültesine vs birçok okula girmek için çok yüksek puanlar gerekiyor değil mi? O öğrencileri yetiştirmek isteyenler, yani öğretmenler en yüksek puanla girmeleri, mezun olunca da sınavsız atamaları gerekmez mi? Demek ki toplum refahı için okullarda alınan eğitim yeterli kalitede değil.
Yine yabancı filmlerden örnekler verelim, her filmde çok iyi kalpli bir papaz, rahip, kilise sahnesi bulunur. Bizde ise imam olacaksa üçkâğıtçı, kadına bakan tipler gösterilir. Dini ön plana çıkaracak sahne olmaz.
Konumuza dönelim, silah, bıçak, her an her yerden alınabiliyor. İster dükkâna gidin, ister internetten getirtin. 276 TL’ye fişekleri ile birlikte çantası dürbünü tüfek aylarca TV’den satıldı. Şimdi silah yakalatmak, arabada sopa bulundurma gibi durumlara ceza yok. Eğitim durumumuz, yaşam durumumuz, bu toplumda kesin olarak silah, bıçak vs gibi öldürücü silahların kullanımını, bulundurmasını yasaklamalıdır. Kesin bir ceza konur, eskiden silah yakalatan en az 5 yıl hapis yatardı. Şimdi seri katiller 8-9 senede aramızdalar. Ya parçalanan, babasız anasız kalan aileler ne olacak? Suç ne ise, ceza da o denli yüksek olmalı ki, caydırıcı olsun, emsal olsun. Ayaktan vuranlar, hem silah taşımaktan, bulundurmaktan, ateşlemekten, adam yaralamaktan toptan ceza alsalar suç kalır mı?
Silah tedarik etmek, bıçak almak, simit almak gibi. Sonuca bakıp, eyvah, tüh, zavallı, yazık oldu gibi hiçbir anlamı olmayan söylemler yerine icraata bakmak gerekir. Yani ruhsatlı, ruhsatsız silahlar, bıçak, kama vs taşımak, üzerinde bulundurmak ağır suç sayılıp, aynı ölçüde ceza verilmeli, bu sayede silahlı eylemler önlenmelidir.
Silah yakalatıp para cezası alanlar, o silahlı kişileri yakalamak için cansiperane çalışan güvenlik güçleri, serbest bırakılanları gördükçe neden kelle koltukta çalışsınlar? Adana Adliyesi hâkimleri bu durumdan rahatsız olmuşlar ve ortak karar almışlar; ‘silah yakalatanlar tutuklanacak.’ İşte çözüm bu kadar basit. Haberlere bakınca görüyoruz ki, silahlar sanki savaş için tedarik edilmiş. Buna dur demenin yolu ama, fakat, iyi hâl demeden, zengin fakir, siyasi, partili ayırımı yapmadan tutuklanma cezası mutlaka verilmelidir. Ancak böyle caydırıcı olunur. Silah almaya parası olan 1.500-2.000 lira cezayı güle oynaya öder ve cezaevi yerine kendi evine gider, gitmemelidir...
GÜNÜN SÖZÜ: Üç şey boşunadır; aptala nasihat, cahille tartışmak, ikiyüzlü ile dost olmak…













