Polis, halkın emniyetini sağlamak ve ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğüne, anayasal düzenine ve genel güvenliğine dair önleyici ve koruyucu tedbirler almak üzere görev yapan kamusal hizmet birimidir.
‘Polisin saygınlığı’ başlığı atmamızın nedeni ekranlarda gördüğümüz ve asla onaylamadığımız olaylar.
Gün geçmiyor ki polisin itilip kakıldığı, dövüldüğü vs. görüntüler ekranlarda olmasın. Avrupa’da, Amerika'da asla olmayan, olamayacak olan olaylar bizde ne yazık ki sık görülmeye başlandı. Avrupa’da olsun Amerika’da olsun polis tüm vatandaşların çekindiği, saygı duyduğu bir meslek gurubu.
Ülkemizde polisi gerçi caddelerde pek göremesek de, koruma olarak her daim karşımızdalar. Kaymakam eşlerinden başlayın, eski bakanlara, medya çalışanlarına, şarkıcılara kadar çok geniş bir alanda koruma hizmeti veriyorlar, kimi kimden koruyorlar?
Yasa gereği korunacaklar belli ama kim nereyi yönetiyorsa bir süre sonra o makamdan gideceği için kendinden öncekinin ne arabasını alıyor, ne de korumasını. Ulusal medyada çalışan, yazan pek çok kişinin koruması var. Bu çok önemli kişiler neden maaşlarını verip özel koruma tutmuyorlar? Bir polis memurunun maliyetine bakın, bir de kaç kişinin korunduğuna. Bizim paramız.
Diyelim ünlü bir şarkıcının davası var, polisler etrafında. Diyelim konser var, polisler etrafında. Oysa organizeyi yapanlar özel koruma almalıdır. Mesela Vali Gökmen Çiçek Kayserispor'a destek olsun diye çevre ilçelerden seyirci getirdi, kaymakamlar dahil. Bir araç protokole yanaşıyor, bir hanımefendi iniyor, yanında koruması. Kim bu hanım, kaymakam eşi. Kimden korunuyor?
Polis eskiden caydırıcı bir güçtü. Siz bakmayın şimdiki polislerin pek çoğunun üniformalı olup şapka takmadıklarına, eskiden çekince idi. Bu arada, resmi kıyafetin üstüne şapka takılmamasını çok yadırgıyoruz, uzaktan gören caydırıcı olur diye. Toplum düzeni için mutlaka polis memurlarına gerekli yetki ve sorumluluk yeniden verilmelidir. Avrupa Uyum Yasası denilerek yetkisiz kalan polis suya sabuna dokunmadan çalışanlar kadar, gece gündüz narkotik gibi, asayiş gibi çalışanlar da mevcut. Polis toplum düzeni için, asayiş için, ahlak için yetkilerle donatılmış, sorumluluk sahibi meslek olmalıdır. Yetkisi olmayan ya da sahipsiz bırakılan polis görevini hakkıyla yapmaz, yapamaz. Herkesin eşit olduğu, polisin sayıldığı, çekinildiği, itilip kakılmadığı, gereksiz kişileri korumadığı, korumaların emniyetin başka birimlerinde değerlendirildiği bir teşkilat özlemimiz, arzumuz olsa gerek.
Bu arada bir sözümüz de Jandarmamıza. Valimizin daveti ile gidilen Yeşilay ile müşterek yapılacak olan Madde Bağımlılığı Rehabilitasyon Merkezi Temel Atma Töreni’ne gidenler Jandarma görevlilerinden nezaket, saygı bekler. Karşılarında her kim olursa olsun girişte emretmeye, sert konuşmaya asla hakları olmamalı. Araçları tören bölgesine almıyorsanız bu kuralı herkese uygulamalısınız. Almasanız da kullanılacak nazik ve saygılı bir dil giremeyenleri de memnun eder. Pek sık rastlanan bu durumdan Valimizin haberi elbette yoktur, ama artık buna da bir el atması gerekir.
Hangi görevi yaparsak yapalım nezaketi, saygıyı bir kenara bırakmayalım. Üniforma çıkar, kişilik kalır...
GÜNÜN SÖZÜ: İnsan ilişkilerinde çoklar sıkıntı, denge esastır…













