Her Müslüman’ın inandığı, iman ettiği dinimizin bir emri, İslam’ın beş şartından birini oluşturan Ramazan ayı, oruç ayı başladı. Geçen yıl oruca başlayıp da aramızda olmayanlara Allah’tan rahmet diliyoruz.
Oruç asırlardan beri süregelen bir ibadettir. İslamiyet’te ise yılın bir ayında, hiçbir şey yemeden içmeden, gün ağarırken başlayan, güneşin batışıyla sonlanan açlık ve susuzluğun, yani yeme içmenin o an itibariyle serbest olduğu bir ibadettir. Dinimiz hastalara, tutamayanlara fakirleri doyurmak suretiyle izin vermiştir. Akıl baliğ olan herkese farzdır. Ancak Allah’ımızın bizim sabahtan akşama kadar aç susuz durmamıza asla ihtiyacı yoktur. Her kul bu ibadeti kendisi için, nefsini ıslah etmek için tutar. Bu ay inzivaya çekilir gibi kimselerden uzak geçirmek, sabah yatıp akşama kalkmak asla doğru değildir. O zaman nefis nasıl terbiye olsun ki?
Aslında fakir fukaranın durumunu anlamak, onlara yardım etmek için sadece oruç ayını beklemek de yanlıştır. Bir ay aynı durumda yaşamak, 11 ay unutmamak için yeterli olmalıdır.
Bu ayda sadece ağzımıza oruç tutturmak yeterli değildir elbette. Davranışlarımızla, hal ve hareketlerimizle mümin olduğumuzu da göstermeliyiz. Gerek kutsal kitabımızı Kur'an’ımızı okumayı öğrenmek ve gerekse de anlamını bilmek için bundan iyi fırsat mı olur? Neden kitabımızın anlatımlarını bilmeyelim? Bilmez isek anlamını bilmeden Bakara 222 ayete ağlarız. En azından Sübhaneke’yi hatasız okumayı, anlamını bilmeyi denesek. Namazda ne okuduğumuzu merak edip anlamını öğrensek çok daha dikkatli ibadet ederiz.
Muş’ta imamlık yapan İbrahim Kertil adını duydunuz mu? Bu kardeşimiz mahallesinde bulunan çocuklara ve gençlere namaz haricinde, Kur’an dersleri veriyormuş. Eee ne var bunda diyor gibisiniz. İbrahim Kertil kutsal kitabımızın yanında o çocuklara ve gençlere matematik, İngilizce, edebiyat dersleri de veriyormuş, iyi mi? İbrahim Hoca böyle yaparak camilerimizin ilim yuvası olduğunu, imamların da sadece namaz kıldırma memuru olmadıklarını ne kadar güzel anlatmış. Helal olsun.
Bu ay kendimize şunu da sormamız gerekir: Kutsal kitabımız Kur'an’ı ölüye okuduk, deliye okuduk, yemeğe okuduk, açılışa, kapanışa okuduk yahu bir kere de kendimize okuyalım, ne dersiniz?
Çocuklarımıza dikkat edelim, her şeyi yapmalarına izin veriyoruz, sigara içen içene, cafeler, eğlenceler... Her şeyi yapabilirler. Ellerde milyonluk telefonlar. Hadi oruç desek ama o daha çocuk dersiniz, demeyin... Allah kuluna üstesinden gelemeyeceği yük vermez. Bayram sevincini yaşamak için oruç ibadetimizi adam gibi yapmalıyız. Yani her şeyimizle oruç tutmalıyız, dedik ya Allah’ımızın bizim aç susuz durmamıza asla ihtiyacı yoktur. Yalnız namaz kılmayanlara karışmıyoruz ya, oruç tutmayanlara da karışmamalıyız. Tutanlar tutmayanlara, tutmayanlar da tutanlara saygılı olmalıdır.
GÜNÜN SÖZÜ: Sözü israf etme, dinleyenin değil anlayanın varsa konuş…













