Kaybettiğimizde en çok kıymetini bildiğimiz şey sağlığımız. Sağlıklıyken kıymetini bilmeli ve tedbirlerimizi, yaşam biçimimizi buna uygun yapmalıyız. Bakınız Çin’de çıkan bir coronavirüs sadece ülkemizi değil dünyayı kasıp kavurmaya yetti, milyonları aramızdan aldı. Bu hastalığa yakalananlarda da kimi geçici, kimi kalıcı hasarlar bıraktı. Hâlâ tat alma duyuları çalışmayanlar mevcut.
Devletimiz şehir hastaneleri yaparak halkın sağlığına verdiği önem ve değeri gösterdi. Corona sürecinde bu daha net anlaşıldı. Devletimiz gösterdi de vatandaşımız gösterdi mi?
Eskiden kamuda çalışanlar diledikleri gibi hastanelere gidemezlerdi. Kurum doktoru muayene edecek, uygun bulursa sevk edecek. Doğrudan gidiş olmuyordu. Devletimiz belki de işsiz doktorlara iş olsun diye özel sektöre de kurum doktoru zorunluluğu getirdi. Şimdi düşünün Organize Sanayimizde işletmelerin anlaşmalı doktorları var. İl Sağlık Müdürlüğü ne gerek varsa bir de Organize Sanayi’ye sağlık ocağı açtı kim gidecekse?
Her ailenin bir aile hekimi var. Peki, aile hekimliği düşünüldüğü, planlandığı gibi çalışıyor mu? Kesinlikle hayır.
Herhangi bir hasta, hasta olduğunu sanan kim varsa yapılması gereken önce aile hekimine gitmeli, aile hekimi sevk ederse hastanelere gidilmeli. Şu anda aile hekimliği çok da aktif değil. Aile hekimi havale ederse kendine de not alır ve takip eder. Böylece gerçek hastalar hastanelere gider, hem hastanenin yükü azalır hem de gerçek hastalar randevu almakta zorlanmaz, düzen gelir. Bakınız, randevu alıp da gitmeyenlere Bakanlık nihayet çözüm üretti ve ‘randevu alıp da gitmeyenlere 15 gün randevu verilmeyecek’ dendi. Randevu alan gitmiyorsa önceden iptal ettirmeli, hem insani hem de vicdani bir durum.
Düşünün biri çıkıyor ve 112 gibi hayati önem taşıyan acili 22 bin kere arayıp sohbet ediyor. Cezası, 500 lira. 112 ücretsiz olunca başta telefon tamircileri onardıkları telefonları kontrol amaçlı 112’yi arıyor, ahlâki de değil, vicdani de.
Şehir Hastaneleri, Devlet Hastaneleri, Üniversite Hastaneleri konuşulurken bakılan hasta sayısı olarak değerlendirilmemeli. ‘Efendim bu gün 10 bin hastaya baktım’ diyene, ’kaçını sağlıklı muayene ettin, testlerini, tahlillerini vs. kaçını tamamladın?’ diye sormak gerekir. Düşünün bir doktor günde 70-80 hastaya ancak bakar, muayene edemez.
Tüm bunları önlemenin yolu, hasta sayısını baz almak yerine tedavi sayısını ölçü almak gerekir.
Yapılması gereken şey, bize göre hasta olan, hasta olduğunu sanan her kimse aile hekimine gidecek, o havale ederse uzmana sevk edecek. Başka türlü sağlıkta sağlıklı sonuç alınamaz.
Şehrimize bir bakın, Melikgazi İlçe Sağlık Müdürlüğü Talas ilçesinde. Vatandaş gidip geliyor mu?
Asker Hastanesi şehrin en güzel yerinde, şimdi Sağlık Müdürlüğü’nün sürgün alanı. Vatandaş gidip geliyor mu? Hayır, sadece bürokratlar orada artık ne yapıyorlarsa bilemeyiz. Doğumevi Hastanesi boşaltıldı, neden? Ya yıkın ya da yapın.
Efsane çalışmalar yapan Devlet Hastanesi’nde eski köhne binalar yıkılıp modern hale gelmeli, ulaşım açısından da bu elzem.
Ekonomik durumu iyi olan kaymak takımı zaten özel hastanelere gidiyor, onlara göre bir şey yok. Sağlık alanında başarı bize göre aile hekimliğinin işler hale gelmesi, ilk müracaat olması ile geleceğini düşünüyoruz. İşini hakkıyla yapan, maddiyat gözetmeksizin vatandaşına gece gündüz, ailesinden bile feda ederek çalışan başta doktorlarımız ve tüm sağlık çalışanlarına dualarımızla destek oluyoruz, olmalıyız da...
GÜNÜN SÖZÜ:
En iyi dost aynadır, sen ağlarken o asla gülmez…













