Obezite gerekli mücadele ve müdahale yapılmayarak çağın hastalığı haline dönüştü. Elbette tek neden; beslenme alışkanlığı ve yediklerimiz.
Hızla tüketim toplumu haline getirildik ve ne yazık ki medya reklamları bunu körüklemeye devam ediyor. Dikkat buyurunuz tasarrufa yönelik hiçbir çağrı, tanıtım yok. Ha bire yedirme derdindeler.
Ancak günlük yaşantımızda geçiştirme yöntemleri, ucuza doyma isteği sağlıksız bedenler oluşturmaya önemli katkı verdi. Çocuklarımız daha adını söyleyemedikleri hamburgercilere gitmek istiyorlar. Bu hamburger kültürü Amerika toplumunu en yoğun obez ülkesi haline getirdi. Bizde de aynı hızla sürüyor. Etin içeriğini dahi bilmeden, bol ketçap, bol mayonezle çocuklarımızı doyurduğumuzu sanıyor ve aldanıyoruz. Evde yapılan köftenin üzerine ev salçası sürüp yedirsek olmaz mı? Olmaz, elâlem ne der?
Yemek nasıl ki ağızda başlarsa, sindirim de ağızda başlar. Dişlerimiz küçük parçalara ayırır, tükürük bezleri sindirimi kolaylaştırıcı sıvı salgılar, mide de rahatça öğütür. Peki, yeterli çiğnemezsek?
Beynimizde tokluk hissini uyarıcı merkeze, mideden giden sinyal 20 dakikayı buluyor. Çiğnemeden yutulan gıdalar beyne doyma sinyalini gönderene kadar doymuşluk hissini almadan külçe gibi yemekten kalkarız. Ne tat alma ne doyma. Ama mide tıka basa dolu. Mide bunu nasıl eritecek, sindirecek?
Yapılması gereken mutlak surette yavaş yeme, tam çiğneme alışkanlığını kendimiz uygulamalı ve çocuklarımıza bunun da eğitimini vermeliyiz.
Sabah kalktık, kahvaltısız güne başladık, öğlene kadar ya bir poğaça, bir bisküvi ve çay kahve. Öğlen hamburgercide, dürümcüde tıkınma, tabi okeye gidecekler çok süratle yemeli, çiğnemeden yutmalı. Akşam eve dönüş, Yaradan’a sığınıp silip süpürme. Hızlı yiyerek beyni kandırma. Sonra TV’nin karşısına uzanma. Meyve, çay tatlı ile cila çekme ve uyumaya gidiş. Bu mide bu yükü nasıl taşısın, nasıl sindirsin? Sabaha kadar öğütmeye, sindirmeye çalışma. Elbette mide ve bağırsak hastalıklarına açık net davetiye.
Çok sevdiğimiz, örneğin kaymaklı ekmek kadayıfı önünüze geldi. Çok seviyoruz ya. Kaç parçada yutuyoruz? Çevremizde gözlemliyoruz, iki veya üçe bölüp yemiyoruz, yutuyoruz. Hani çok severdik? Yavaş yavaş, küçük parçalarla, ağızda dans ettirerek tadına vararak yesek, hem zevk alsak ve hem de mideyi rahatlatsak olmaz mı?
Dengeli ve düzenli beslenme alışkanlığı arzu eden kişi, arkadaşları ile ortaya yemek yaptırmamalıdır. O kıymalılar kalmaz korkusu ile nasıl da çiğnemeden yutulur, gözlemleyiniz.
Her şey ağızda başlar. Biz de sindirimi ağızda başlatmalı, çocuklarımızı buna uygun yetiştirmeliyiz. Doğal yufkamızı yesek asla obez olmayız ama Amerika menşeli hamburgerler, dürümler bu toplumu obez yapıyor. Elbette hızlı yemek alışkanlığı da tuzu biberi oluyor. Unutmayalım doyduğumuzu bize beynimiz söylüyor, o da mideye giden gıdadan 20 dakika sonra giden sinyalle bağlı olarak. Geliniz çağın hastalığına yenilmeyelim. Çevremizi genişletme çalışmasına dur diyelim, yürüyemez hale gelip cerrahi müdahalelerden kaçınalım. Şehir Hastanesi Baş Hekimi Doç. Dr. Serhat Koyuncu çok önemli bir hizmete imza atmış, Şehir Hastanesi’nde obezite merkezi kurmuş. Uzman hekimler ve uzman çalışanları ile tek hedef obeziteyi önlemek. Buyurun, gidin, görün ve yararlanın… Sağlıklı bir toplum, sağlıklı bir geleceğimiz olsun. Afiyet olsun.
GÜNÜN SÖZÜ: Hayatta telafisi olmayan tek şey, geçen zamandır…













