Muhalif olmak, yapılan her işe kayıtsız şartsız karşı olmak demek olmamalıdır. Gerek ülkemizde gerekse de şehrimizde olumlu işleri takdir ederken olumsuzlukları da işaret edebiliriz. Ama bu işaret olumlu olanları asla görmemek değildir.
İktidar partisi ve yönetimini eleştirenler kayıtsız şartsız bunu yapıyor. Her şeye karşı, her şey kötü…
Bir örnek verelim; bir televizyon dizi oyuncusu var, keskin muhalif. Oyunculuk anlamında bir açıklaması yok ama AK Parti hakkında sosyal mecrada yoğun bir şekilde var. Öyle ki AK Parti mitinglerini bile olumsuz gösterme derdinde. Sürekli muhalif, ama eleştiri şeklinde değil. Bu hanım oyuncu geçtiğimiz günlerde bir Avrupa ülkesine gidiyor ve sürpriz; Büyükelçilik konutunda, bahçesinde en üst seviyede ağırlanıyor. Demek ki ağır eleştirenler kıymetli.
Gerek ulusal gerekse yerel medyada da bunu görmek çok mümkün. İktidar partisi ve yerel yönetimlerin desteği ile ayakta dur ama ağır eleştir. Zaten ulusal veya yerelde iktidar partisi mensupları kendilerini destekleyen, eleştiriyi olumlu yapıp yol gösterenlere çok itibar etmiyorlar. Onlar nasıl olsa bizi destekliyor diye kendilerine muhalefet eden yayın organlarını, kişileri baş tacı yapıyorlar. Onların her davetine katılıp diğerlerini görmezden geliyorlar. Seni eleştiren, yerden yere vuran senin katkınla orada diyen yok.
Günümüzde muhalif olmak el üstünde tutulmaya yetiyor. Zaten yöneticiler, parti teşkilatları da muhalifleri gözetiyor. Diyelim bir ilan, bir tanıtım mı verilecek, ‘herkese eşit verin’ deniyor. İyi de biri senin en olumlu icraatlarını derhal yansıtırken, açık aramazken diğeri ya görmüyor, ya olumsuzluklar arıyor.
Seçimler öncesi muhalefeti güçlendirmek, yani muhalif yayın organlarının her davetine koşup gitmek onları maddi manevi güçlendirir, genişletir, seçim zamanında muhtaç olunur.
Yaygın medyaya bakın, özellikle muhalefet yapan yayın organlarının yazarları, yorumcuları çok sert muhalefet yapıyorlar. Öyle ki ana muhalefet genel başkanından daha ileri söylemlerde bulunuyorlar. İktidara verdikleri yer sadece eleştiri anlamında.
TRT başta dizilerde, kamu reklamlarında vs. oynayıp, konserler verenler ana muhalefet kazanacak gazına gelip sert söylemlerde bulundular, sanki onlar dedi diye vatandaşlar oy verecekler gibi. Oysa yıllarca bu iktidar sayesinde dizilerde, konserlerde yer aldılar. Demek ki yatırım ve beklenti muhalefette.
Sevgili okur, bir seçimi daha geride bıraktık, önümüzde yerel seçimler var. Mart ayında yine sandıklara gidecek ve yerel yöneticileri seçeceğiz. Yerel yöneticiler de en azından genel seçimlerde izlenen yolu izlememeli, muhalefeti canlı ve diri tutmamalı. Bu taraf nasıl olsa bizden deyip muhalif yazarlara yakınlık kurmak, oradan bir getiri getirmez ama kendimden dediğiniz yerden götürebilir. İster yerel ister ulusal medya olsun, medya ayakta kalsın diye destek veriliyorsa medya da gereğini yapmak zorundadır. Paramı alırım, muhalefetimi yaparım demek ne denli yanlış ise, buna pirim vermek de o denli yanlıştır. Ana muhalefet yerel seçimlerde büyük kentlerde kazanınca kendi medyasını nasıl kurup güçlendirdi görmek lazım…
GÜNÜN SÖZÜ: Sarraf olmaya gerek yok, menfaat herkesin ayarını ortaya çıkarır…













