Şehrimiz beşik gibi sallanmaya devam ediyor. İlk deprem 04:17’de gerçekleştiğinde elbette uyuyan kimse kalmamış, vatandaşlar sokaklara taşmıştı. Hastane acillerine kendini camdan, balkondan atanlar da yetiştirilmişti.
Ekranlardan deprem nerede nasıl olmuş, ölen, kalan derken öğlen saatlerinde yani 13:24’te yine müthiş bir sarsıntıya yakalandık. Kimi bağlara, kimi şehirlerarası yollara, köylere yöneldi. Fırınlar, caddeler yetersiz kaldı. Elbette bu büyük depremi herkes hissetmiş ve büyük korku ve panik yaratmıştı. Çaresizlik...
Korona illetinde de gördük ki bazıları her konuda uzman. Elbette deprem konusunda da uzmandan geçilmemeliydi, öyle de oldu. Konuşan konuşana, kim daha büyüğünü söyleyecek, kim daha fazla tedirginlik yaratacak?
Şehrimize gelince. Bünyan üzerine kadar gelen fay hattı burada ikiye ayrılıyor. Hattın biri Erkilet üzerinden İncesu(Saraycık),Yeşilhisar ve Niğde'ye uzanıyor. İncesu ilçemiz ve mahallelerinde yaşanan deprem ve kırılmalar Erkilet hattından kaynaklanıyor. Şehrimizin tarihinde bu hat üzerinde yaşanan büyük bir deprem kaydı bulunmuyor. Bu hattın tetiklemesi ile bir hattın da kırılabileceği, bunun da 3-3,5’i geçmeyeceği tahmin ediliyor.
Bünyan üzerinden gelip Talas, Erciyes, Yahyalı üzerinden devam eden hatta kırılma yok. Bu hat uyuma halinde. Kaydedilmiş deprem oldu mu sorunuza verilecek cevap, geçmişte şimdiki gibi ölçüm cihazları olmadığı için olmuş deprem varsa büyüklüğü bilinmiyor.
Ekipler tarafından yapılan son incelemede ise 660 olan ağır hasarlı yapı sayısı 851’e çıktı. Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç da Kayseri’nin Afet Bölgesi ilan edilmesine ilişkin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile telefon görüşmesi yaptı. “Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla, Bakanlar Kurulu’nda bu konu görüşüldü, gerekli talimatı verdi. En kısa zamanda afet kapsamına alınması ile ilgili açıklama yapılacak” diyor.
Bize düşen görev ise değerli okur şudur; öncelikle yapıyı yapan, izin veren, denetleyen her kim ise, kimin inşa ettiği bina ise mutlaka vicdan temizliği yapmalı, geçmişte yapılan bir hata varsa bina yıkılmadan, kimse ölmeden tedbir alınmalıdır. Ekonomik durumu orta ve altında olan aileler ev alırken doğal olarak fiyatına bakıp aldılar. Binada beton, çimento, demir kaçağı varsa, menfaat karşılığı izin verildiyse bunda o dar gelirliyi neden aldın diye kimse suçlayamaz. Bilakis neden çaldın, neden eksik malzeme kullandın denmeli ve hepsinden önemlisi de bu tür hırsızlara ibretlik cezalar verilmelidir ki kimse çalmasın.
14 katlı bir binadan daire aldınız, ilk yapılan şey parasını tedarik etmek. Nereden bileceksiniz ki zemin kat bodrum katla birleştirilmiş, kolonlar kesilmiş. Parasını zor denkleştiren bir aile, pazarlık yaparken binayı-yapıyı, malzemeyi, işçiliği inceleyemez ki.
Malzemeden çalan, kolon kesen, bodrumları kesip biçip dükkân yapan her kim ise vicdan temizlemeli, hem bu dünyalığını hem de ahiretini kurtarmalıdır. Çalan kadar buna göz yuman da suçludur ve ağır, ertelenmeyen, açıklamayı geriye bırakmayan, iyi hal indirimi yapılmayan cezalar verilmeli ve uygulanmalıdır. Yoksa daha çok ağlarız...
GÜNÜN SÖZÜ: Zor olan ölümden kaçınmak değil, kötülükten kaçınmaktır. Çünkü kötülük ölümden daha hızlı koşar…













