Döviz fiyatlarında yapılan savaş neticesinde ekonomik olarak epey sıkıntı yaşadık, yaşayacağız. Aslında sıkıntı bu kadar yoğun olmasa da kanı bozuklar, fırsatçılar nedeniyle her kesim etkileniyor. Misal domates bir lira, salça 13 lira. Dolar kuru ile ne alakası var?
Gelelim asıl konumuza. Maliye Bakanı kamuda tasarruf yapılacağını açıklayıp, ilk iş olarak da makam araçlarını gündeme getirdi. Yerden göğe kadar haklı, bizdeki makam aracı sayısı Almanya'nın on katı.
Makam araçları denince nedendir bilinmez akla ilk belediyeler gelir. Oysa Özhaseki Bakan, Bekir Yıldız ve Memduh Büyükkılıç yıllardır makam araçlarına sınır getirmiş, resmi araçları satıp yerine kiralama yoluna giderek belediyelerinin önemli ölçüde tasarruf etmelerini sağlamışlardır. Günümüzde de bize göre en tasarruflu kamu kuruluşları belediyelerdir.
Belediye ne yapsa, ne alsa herkesin dilindedir. Sorsanız ‘benim vergimle alındı, ben seçtim tabi soracağım’ derler. Oysa kamu kuruluşlarına, onların harcamalarına kimse karışmaz, seçmediğimiz için. Seçersek hesap da sorarız, ya atanmışlara?
Kamu açıkları sadece araçların tasarrufu ile sağlanamaz. Zaten göreceğiz ki araç tasarrufu sıradan üç beş aracın trafikten çekilmesi ile sınırlı kalacaktır. Örnek verelim, Millet Meclisi’nde yasama yıllarında Meclis Başkanlığı iki dönemdir. Genellikle seçilen iki dönemi tamamlar. Ayrılırken altına son model makam ve koruma araçları, polisler tahsis edilir. Bu eski meclis başkanları, tahsis edilen araçları özel işlerinde kullanmıyorlar mı? Resmi görevleri zaten yok.
Aynı şekilde, silahlı kuvvetlerde paşa olmuş ve emekli olmuş kişilere korumalı lojman ve makam araçları verilmiyor mu? Ölene kadar.
Gidin Fenerbahçe Orduevi’ni gezin, sürekli paşa lojmanı yapıldığını hayretle görün. Zaten orduevleri son derece ucuz emirlerindedir. Ve asla ordu evlerinde subaylarla, subaylar ast subaylarla birlikte olmazlar. Herkesin yeri ayrıdır.
Kamu açıklarını kapatmanın önceliği doğu ve güney doğuda bulunan lojmanlar dışarıda tutularak tüm kamu lojmanlarını satılması ile mümkündür. Bakın Çelik Başkan 40 daireli lojmanları sattı ve belediye bütçesine kazandırdı. Ama lojman satışı yine gariban memurun oturduğu değil, lüks konutlardan başlanmalıdır.
Önce lüks lojmanlardan başlanarak lojman satışları en önceliğe konulunca, ikinci sıraya misafirhaneler, konuk evleri gelmelidir.
Basit bir örnek verelim, zararda olduğunu bildiğimiz, hepimizin parasının kesildiği SGK kurumunu bilirsiniz. Bu kurumun İstanbul Beşiktaş’ta beş yıldızlı misafirhanesi var. Çoook ucuz ama sıradan SGK’lılar kalamıyor. Yine SGK kurumunun İzmir’de, Antalya’da lüks kampları var.
Gerçi kampı olmayan kamu kuruluşu mu var? Ekonomi Bakanlığı’ndan Askeriye’ye, MİT’e, Emniyet’ten Milli Eğitim’e, TRT’den en sıradan kamu kuruluşuna kadar her tatil beldesinde kamplar, tesisler var. Satabilir misiniz? Zaten vatandaştan gelen tepkileri önlemek için çoğu kamp tesislerinin kapısına eğitim tesisi yazmış, kimi kandırıyorlarsa?
Ülkemizin neresine giderseniz gidin, askeriyemize yapılan lojmanlarla, orduevleri ile karşılaşırsınız. Şehrin en merkezi yerindedir. Önünde aracınızla bile olsa durmak yasaktır. Madem vatandaştan çekince var, orduevlerini garnizonun içine yapmalısınız.
Haseki Bakan’ın yaptığı anlaşmalarla şehrin göbeğinde bulunan komutan lojmanları, Sivas Caddesi üzerinde belediyenin önünde bulunan lojmanlarla birlikte kaldırıldı.
Sözün özü sadece makam araçları ile tasarruf olmaz. Bakınız Cumhuriyet Mahallesi’nde Atamızın kaldığı korunmalı ev var. Hiç merak ettiniz mi orada kaç kişi maaş alıyor? Çalışıyor demiyoruz, evde ne iş olacak ki? Meteoroloji Müdürlüğü var, bahçesi lojman dolu. Ne iş yapıyorlar?
Tasarruf edilecek o kadar çok yer var ki. El birliği ile ülkemizi ekonomik mücadelede yalnız bırakmamalıyız.













