Geçtiğimiz hafta voleybolda Avrupa şampiyonu olan kızlarımızın, Filenin Sultanları’nın ülkemiz adına elde ettikleri büyük başarı ile gururlandık. Öyle ki final maçında molalarda lanet olası reklamlara bile katlandık. Oysa koskoca TRT’nin o reklamlara ihtiyacı mı var? Kimimiz gururla, kimimiz gözyaşlarıyla sultanları izledik. Keşke Büyükşehir Belediyesi Cumhuriyet Meydanı’na platform kurup coşkuya renk katsaydı. Şampiyon olunamasa da Avrupa ikinciliği bile gurur yaşatırdı.
Filenin Sultanları tarifeli uçakla yurda döndü, oyuncular kadar yöneticilerin de bulunması, karşılamada yaşananlar, ‘şampiyon olduk ama bir şampiyon takımı karşılayamadık’ hissi yaşattı. Bu büyük başarıyı, hadi olmaz da diyelim ki A Milli Futbol Takımımız Avrupa şampiyonu oldu. İlk konu ne olurdu? Pirim elbette. Çünkü geçmişte bunlar çokça yaşandı. Bir ikisini hatırlatalım.
Japonya-Kore’nin ortaklaşa düzenlediği dünya kupasında üçüncü olduk. Haluk Ulusoy Federasyon Başkanı, Şenol Güneş teknik patrondu. Millet olarak daha coşkuyu yaşamadan, prim kavgası çıkmaz mı! Ama konu para değildi. Mercedes marka cipti konu. Teknik ekip bazı oyuncuları es geçip, bazılarına araç verilmesi için liste sunmuş kıyamet kopmuştu. Ardından da Güneş ve ekibi özel prim istemiş; ortalık toz duman olmuştu.
Fatih Terim ile gittiğimiz Avrupa şampiyonaları. Önce Avusturya-İsviçre. Ardından Fransa.
İlkinde rahmetli TFF Başkanı Hasan Doğan ile yönetici Levent Kızıl’ın uğraşlarına rağmen ne kavgalar yaşanmıştı. Ayak bastı parası, galibiyet primi, ardı arkası kesilmeyen istekler. Uçuk paralar. Hele Fransa var. Tam evlere şenlik. Daha maçlara çıkılmadan otel odalarında Terim ve oyuncular arasında yaşananlar. Dönemin başkanı Yıldırım Demirören ve ekibinin kaosa sürüklenen prim kavgaları medyada geniş yer bulmuştu.
Gelelim Filenin Sultanları’na. Maçlar tamamlanmış ve Federasyon Başkanı toplantı yapmış. Alışıldığı ve beklendiği gibi kızlarımıza ne istediklerini sormuş. Derin sessizlik olmuş ve sözü kaptan Eda Almış. Öyle bir konuşmuş ki, dileriz para diye çıldıran diğerlerine örnek olsun. Olmaz da bizim içimizden geçen bu. İşte Eda’nın o kısa konuşması:
"Atatürk’ün sporcu kızları, ülkesi adına kazandıkları başarıyı pazarlık konusu yapmaz. Ne prim ister, ne de başka özel bir şey. 85 milyona yaşattığımız mutluluk bize yeter.” Bu konuşma üzerine salon alkıştan yıkılır, sultanlar gözyaşı döker.
Avrupa şampiyonu olan, Avrupa’da kim gelirse yenen, milli marşımızı defalarca, canlı yayınlarda yayınlatan bu kızlarımızla gurur duymamız gerekir. Kılıktı, kıyafetti, özel yaşamdı bunlar büyük başarıyı asla gölgede bırakmamalıdır. Milyonlarca Euro verip takımlar kurduk, erkek futbol takımının başına yıllık 3 milyon Eurolar ödeyerek hocalar getirdik, sonuç?
Peki, şampiyon voleybolcular ne kadar ödül alacaklar?
Sadece yönetmelik gereği kişi başı 150 Cumhuriyet altını. Yani 1.6 milyon Lira. 14 oyuncu toplamı 23 milyon TL. Takımın İtalyan hocası 40 altın.
Federasyon, ödül alarak alacağı 500 bin Euro’yu ekstradan dağıtır mı bilinmez. Futbol takımının ayak bastı primi bile kat be kat fazlası. Ay-yıldızlı forma taşıyan iki takımın arasındaki fark.
Ülkemize büyük bir başarı getiren, moral veren, gururlandıran Filenin Sultanları’nı kutluyor, kaptan Eda'nın konuşmasının, takım arkadaşlarının hislerine tercüman oluşunun özellikle erkek futbol takımına örnek olması gerektiğini düşünüyoruz. Alkışlar Kaptan Eda ve milli gururumuz Filenin Sultanları’na…
GÜNÜN SÖZÜ: Kıskanılmak doğru şeyler yaptığının göstergesidir. İnsanlar asla kaybedenleri kıskanmaz…













