2018 yılında yapılan yerel seçimler öncesi ülkemizde soğan ve patates stokçuları nedeniyle bu iki ürün fiyatı aşırı yükselmiş, bazı belediyeler kamyonlarla üreticiden tedarik ettikleri soğan ve patatesleri halka uygun fiyattan satmışlardı.
Ülkemiz ciddi bir ekonomik dar boğazdan geçerken bir yandan da halkın mağdur olmaması için devletimiz ücret artışları yaptı. Öyle ki özel sektörün vereceği asgari ücreti, küçük işletmeler çok zorlanarak ödemeye başladı. Ama çalışanlara yapılan bu maaş artışları, alım gücünü beklendiği gibi tetikleyemedi.
Asgari ücret artışı ile birlikte, o an için üretimde olmayan ama depolanmış, stoklanmış tüm mallara hemen zam kondu. Marketler neredeyse etiketleri günlük değiştirmeye başlayıp yeni eleman görevlendirdiler. Eski üretim, eski hasat ne varsa aşırı zamlandı. O zaman denildi ki, hal yasası çıkacak, tüketici ezdirilmeyecek.
Eskiden alış veriş yapmak üzere alternatif marketler vardı. Şimdi neredeyse her sokakta üç harfli marketler var. Adeta tekel olmuş gibi fiyat rekabeti yapmıyorlar. Hemen hemen tüm mamüller aynı fiyatlardan satılıyor.
Eskiden fiyat denetimi yetkisi belediyelerdeydi. Belediye zabıtası, vergi memuru ile birlikte belediye yetkililerinin başkanlığında denetleme yapar, faturalar ile satış rakamları karşılaştırılır, fazla olan hemen düzeltilirdi. Tabi zabıt tutulur ve encümen gereğini yapardı. Zabıta, zabıt tutan anlamında olsa da şimdi eski işlev ve yetkisi yok. Fiyat denetimi ise serbest piyasa denilerek yapılamıyor.
Şimdi bakın, geçen dönemde elde edilen mahsuller, mesela kuru soğan, pazarda 20 lira, dolma biber 50-60 lira. İyi de buna kim dur diyecek?
Sadece soğan örneği verdik, gidip kasapta et fiyatlarına bakın. Sucuk fiyatlarına bakın. Domates fiyatlarına bakın. Allah kimseyi gördüğünden geri koymasın ama orta sınıf tamamen ortadan kalktı. Dar gelirli ve yüksek gelirli gurupları oluştu. Bir tarafta 20-30 milyonu bastırıp Çay Bağları’nda villa alan var, bir yandan da pazardan eli boş dönen var.
Ülke genelinde deprem felaketinden sonra siyasi manevralar genel bir kitleyi ilgilendirmiyor. O nedenle mevcut iktidarın mutlaka piyasaya çekidüzen vermesi gerekir. Herkes kafasına göre artış yapamamalı. Mesela şehrimizde Et ve Balık Kurumu kapanmamış olsaydı sigorta görevi yapardı. Et almak adına alternatif oluşur, şehrin değişik noktalarına belediyelerin de desteği ile şubeler, satış noktaları açardı. Biz de 300 lira verip kıyma almazdık.
Sözün özü, asgari ücretle geçinmeye çalışan, çocuk okutan, servis parası, kira, elektrik, doğal gaz vs. temel giderleri olan büyük kitle için mutlaka piyasalar kendi haline bırakılmamalı, gerekirse yasa çıkarılarak bu artışa dur denilmelidir. Yasa çıkarmaktan kastımız asla vergi, pirim vs. affı değil.
GÜNÜN SÖZÜ: İnsan toprak alma derdinde. Toprak insan alma derdinde. Ne toprağın gözü doydu ne de insanın…













