Yıllarca 10 Kasım Atamızı anma programlarında bulunduk, hep sahtekâr bir din adamı ve kahraman subay tiplemesiyle karşılaştık.
Gerek televizyonlarda gerekse de dizilerde yabancılar hep kilise figürünü ön plana çıkarıp, özendirmeye çalıştı. Bizim film ve dizilerimizde hiç rastladınız mı mükemmel görüntüsü ile camiler, din adamlarımızı, dinimizi ön olana çıkarıp yabancılara özendirici olduğunu?
Örneklendirelim; Recep-Şaban-Ramazan. Dinimiz açısından 3 önemli ay, 3 Aylar diye bilinir ve son ay oruç tutulup bayram yapılır.
Şaban ismini İnek Şaban yaptılar. Şaban dedikçe güldürler, güldürdüklerini sandılar. Ama başarılı oldular ki, son yıllarda Şaban ismi çocuklara çok nadir konuyor. O da dedenin ismi ise…
Recep ismini Recep İvedik yaptılar. Güldüler, güldürdüklerini sandılar ama muvaffak oldular ki son yıllarda Recep ismi çok ender konuyor.
Ramazan; İnek Şaban tiplemesine uygun bir de hiç isim kalmamış gibi saçma rollere bu ismi verdiler. Diğer 3 isimde olduğu gibi milleti uzaklaştırdılar ve bu 3 isim atadan kalmadıysa çocuklara verilmiyor.
Film ve dizilerde değişmeyen bir figür bir isim; Cafer. Tüm dizilerde ve filmlerde aşağılanan, azarlanan alt rollerde kapıcı olarak kullanılıyor. Oysa Cafer, Peygamberimizin amcasının ismi.
Abbas; hani güldürdüklerini sandıkları ve başrolünü bir ateistin oynadığı Çiçek Abbas. Abbas da Cafer gibi Efendimizin amcasının adı.
Kıymetli okur, erkeklerde durum böyle, hanımlarda nasıl? Dikkat edip sizler de yorumlayabilirsiniz. Kapıcı hanımları, gündeliğe giden hanımlar Fadime, Emine, Ayşe, Cennet, Cemile. Hepsi de Efendimizin yakınlarının isimleri. Bu tesadüf olabilir mi?
Elin yabancısı kendi dinini, inancını fırsat bulduğu her alanda, dizide, filmde överken, biz neden alay konusu yapıyoruz?
Sözün özü, dışarıdan onlar, içerden bunlar çabalasalar da dinimize, inancımıza sekte vuramazlar.
GÜNÜN SÖZÜ: İnsanlar parlak düşüncelere değil, parlak görünüşüne önem verirler…













