Ülkemizin deprem bölgesi olduğu ve asırlarca da deprem felaketlerinin yaşandığı biliniyor. Şubat 2023’te yaşanan ve belki de asırlarca yaşanmamış deprem felaketi ile 11 şehrimiz çok ciddi yıkımlara uğrarken, etkilenen illerimizin sayısı da 7 olmuştu. Binalar yıkıldı, ilçeler, köyler haritadan silindi ama daha önemlisi binlerce can yitirildi. Bunlardan ders alındı mı?
Depreme hazırlıklı olma demek sadece İstanbul ile sınırlı kalınmaması gereken çok önemli bir husus. Depreme hazırlık sadece binaların sağlamlığı, çürüklüğü ile sınırlı kalmamalı. Elbette kentsel dönüşüm çok ama çok önemli.
Bir o kadar da önemli olan deprem felaketine insanımızın hazır olması gerekir. En küçüğünden en yetkilisine kadar deprem bilinci oluşturulmalı, böylesi bir felaket anında yapılması gerekenler teori olarak değil uygulamalı olarak öğretilmeli, anlatılmalı, eğitimler verilmelidir. Bu bilincin verilmesini askerlik gibi düşünmeli, ona göre hazırlıklar yapılmalıdır.
Bakınız İstanbul’da deprem olacağı uzman olsun olmasın her gün ekranlardan duyuyoruz. Geçtiğimiz hafta bir TV programına katılan Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki İstanbul kadar Ege bölgesinin, İzmir’in de sıkıntılı olduğunu anlattı, haritalarla gösterdi. Deprem kaçınılmaz ise ki öyle, tedbir almak, yapıları buna göre yapmak ve deprem sonrasına hazırlıklı olmak her bireyin görevi olmalıdır.
Deprem olmadan, diyelim sağlam binalar yapıldı, binalar sağlamlaştırıldı, kolon kesenler, para hırsı ile vatandaşları bilerek ölüme götürenler vicdana geldiler ve her türlü düzenlemeyi yaptılar. Elbette şubat depremi ve daha üzeri bir deprem olura neler yapacağız, neler yapmalıyız da bilinmeli, yurttaşlar bu bilince ermelidir.
Çocuklarımızdan başlayarak, panik olmadan teorik ve pratikler anlatılmalı, okullarda bu eğitime başlanılmalıdır. Deprem sırasında nasıl davranmalı, neler yapmalı bunlar her yaş gurubuna uygulamalı anlatılmalıdır. Ne yazık ki bunlar sadece bir felaket sırasında akla geliyor, konuşuluyor, beylik laflar ediliyor ve unutuluyor. Binaların sağlamlaştırılması, fay hatlarına yapılmaması, malzemeden çalınmaması, kolon kesilmemesi, para hırsı ile insanların canlarını tehlikeye atılmaması konularında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı çabalıyor. Yeterli mi? Elbette yetmez, iş sadece binalarla sınırlı kalınmadan, İçişleri, Milli Eğitim, Diyanet vs. güçlü kuruluşlar ve bakanlıklar vatandaşların eğitim ve bilinçlenmesi için görev üstlenmelidir.
Kamu çalışanları haftada bir gün 2 saat zorunlu eğitime alınmalıdır.
Bir küçük not ekleyelim kıymetli okur, deprem felaketi sonrası çok yıpranan bir Kızılay var. Depremler sonrası çadır satması ile gündeme gelip başındaki zevatın farklı yerlerden maaş aldığına kadar çok konuşuldu, çok yıpratıldı. Elbette gereği geç de olsa yapıldı. Şimdiki başkan ve yönetim kaç yerden maaş alıyor, genel müdürler vs ne kadar maaş alıyor bilemeyiz. Ama Türk Kızılay'ı her felakette koşan, çalışan binlerce gönüllüsü olan bir kurum. Burayı yıpratmak çok büyük vebal. Kızılay' ı değil yönetimini, varsa yanlışlar eleştirelim ama can feda çalışan, koşan, çabalayanları da asla unutmayalım.
Binalar güçleniyor, kentsel dönüşümler hızlanıyor, deprem bölgesine ilk gün gibi hizmet akıtılıyor, binlerce konut yapılıyor(680 bin), bunun yanına vatandaşlarımız olası bir felakete hazır mı? Depreme hazır mıyız?
GÜNÜN SÖZÜ: Verdiğini hiç unutmayan ama aldığını çabucak unutan insanlardan uzak durun…













