17 Ağustos depremi unutuldu mu? Bu soruyu o anı bizzat orada yaşayanlar, canlarını ve sonra da mallarını kaybedenler bilir. Asla unutulmaması gereken bir felaketti.
17 Ağustos depremi sonrası Büyük Millet Meclisi’nde partilerin ortak önerisi ile Deprem Araştırma Komisyonu kurulması sağlanıyor. Her partiden temsilciler katılıyor ve deprem araştırma komisyonu çalışmalara başlıyor.
23.12.1999 tarihinde komisyon, hazırladığı raporu Meclis Başkanlığı’na veriyor ve kamuoyuna açıklanıyor.
Rapordan okuyalım, rapora göre “İmar planında yanlış yer seçimi birinci öncelikli yanlış. Gerekli zemin etütleri yapılmadan imara açılan araziler, denetim yapılmaması, yapılaşma süresince deprem şartlarına uyulmaması, siyasi baskılar, rant elde etmek için yoğunluk artışları, gereğinden fazla kat yapımına izin verilmesi, kaçak yapılara imar affı ile ruhsat verilmesi sonucunda bölgede ağır can ve hasar kaybı yaşanmıştır” şeklinde rapor düzenlenmiş. Hani şimdi mevcut yönetimi, imar affı vs. diye suçlayanlar açıp bu raporu okumalıdır. 1999 yılı öncesini anlatan ve her partiden üyenin yani milletvekilinin katıldığı komisyon raporu bu.
Şimdi Cumhurbaşkanı bu rapor ışığında yıkılan binaların % 98,5’i 1999 yılından önce yapılan binalar olarak açıklıyor.
Kimi ne ile suçlarsak suçlayalım asla giden canları geri getiremez. Yıkılan binaların altında kalanlar, çıkarılmayı bekleyenler kadar bu acıyı hissedemeyiz. Oturduğumuz yerden ‘şu niye şöyle, bu niye böyle’ demek kolaycılığına kaçmayalım. Depremin ilk anında bölgeye koşan, aç susuz, uykusuz günlerce enkazdan canlı çıkarmaya çabalayanlara haksızlık etmeyelim.
Depremde sanki kendi ailesinden birini çıkarıyor gibi elleriyle toprak kazan, taşları taşıyan kahramanlar için bile atılan yalanlar unutulmayacak. Adı büyük bazılarının çıkıp yalan yanlış söylemleri unutulur gibi değil. Biri ‘sadece AK Partililer çıkarılıyor’ yalanını utanmadan söyledi. Biri ‘Hatay’da baraj yıkılıyor’ dedi ve kurtarma ekiplerinin uzaklaşmasına neden oldu.
Deprem felaketinde elbette tek suç müteahhitlerde değil. Sinsile halinde kim sorumlu ise, imza attı ise, izin verdi ise onlar da mutlaka ibretlik bir ceza almalıdır. Menfaat uğruna, rant uğruna, adına ne derseniz deyin, kim ne yapmışsa asla yanına kalmamalıdır. Elbette suçlular, rüşvet, yolsuzluk vs. ahirette hesabını vereceklerdir, kuşkumuz yok. Ama bu dünyada da bu rezillerin rezilliğini tanık olmayı da isteriz. Suçlular mutlaka ibretlik ceza almalıdır. 1999 depremi sonrası 2.100 kişi mahkemeye gönderildi, 1 kişi ceza aldı ve kısa sürede çıktı. Ya yitirilen canların bedeli ne olacak? Evsiz barksızları demiyoruz, devlet yapar. Ama gel de evlatlarını yitirenler, öksüz ve yetim kalanlarla helalleş bakalım...
GÜNÜN SÖZÜ: Açıklama yapınca büyüsü bozulan sözler gibi, tanıdıkça gözümde küçülen insanlar var…













