Asrın felaketi binlerce can ve mal kaybına neden oldu. Sağduyulu tüm vatandaşlar ‘nasıl yardım edebilirim’ derdine düştü. Zaman, birlik ve beraberlik zamanıydı.
Depremden bir gün önce trafik kazası geçiren Mehmet Özhaseki depremle birlikte tüm belediyelerin koordinesini sağlarken, şehrimizde atom karınca başta belediye başkanlarımız, iş insanlarımız, bireysel olarak vatandaşlarımız yardıma koştular.
Zaman birlik ve beraberlik zamanıydı ama insanların bakış açıları, beklentileri farklılıklar gösteriyor. Mesela Ana Muhalefet eski İl Başkanı, Sarız Belediye binası hasar görünce yaptığı açıklamada ‘5 ay önce açılan bina yıkıldı’ diye iktidarı suçluyor. Oysa o bina 1978 yılında yapılmış ve kendi partisince de kullanılmış. Yeni binanın temeli dahi atılmamış. Bundan kime ne fayda var?
Antakya Belediye Başkanlığı’nı 2 dönem yapan ve uygulamalarıyla rahatsızlık yaratan başkan iktidar partisince aday yapılmayınca ana muhalefete koşup Hatay Büyükşehir Başkanı oldu. Hatay’da 6 mahalle deprem riski bulunduğuna dair rapor gelince hükümet depremde riskli bölge ilan etti, yıkılacak. Ancak belediye başkanının organizesi ile mahkemeye taşındı, toplantılar yapıldı, vatandaşlar da itiraz etti. Mahkeme deprem bölgesi ilanını durdurma kararı verdi. Bunun üzerine devlet bu mahalleler için alınan kararı geri çekti. Şimdi yıkılan o mahalleler için başkan ve bazıları diyor ki, Tayyip Erdoğan o bölgelerin deprem riski kararını kaldırdı. Karara itiraz edenler, mahkemeye koşanlar, durdurma kararı verenler ne olacak?
Hatay ilimizle devam edelim. Hatay merkezde kentsel dönüşüm yapılması kararı Bakanlıkça alındı. Ama Büyükşehir Belediye Başkanı ve arkadaşlarınca 2019 yılında meydanda kentsel dönüşüme hayır mitingi yapıldı. Kentsel dönüşüm neden yapılmadı diyenler iyi okuyun, engel olanları görün.
Deprem bölgelerine gidenler, ekranlardan, sosyal medyadan takip edenler, hangi gözle bakarlarsa onu görürüler. Mesela kötü niyetli biri neden çadır yoktu der. İyi de bu felaket asırlar sonra oldu, diyelim ki 10 milyon çadır üretip depoladık, lazım olmadı, çürür...
O nedenle şu neden şunu yapmıyor, bu eksik diye hata eksiklik aramak yerine ben ne yapabilirim demek gerekir.
Bu arada MHP’den ANAP’a kadar pek çok parti gezen Yaşar Okuyan'ın Meral Akşener hakkında söyledikleri asla unutulacak gibi değil. Video ve haberleri sosyal medyada duruyor, 6’lı Masa’dan kalkması halinde Meral Akşener hakkındaki dosyayı, belgeleri açıklayacağı tehdidinde bulundu. Neyse sanırız bunu kullanmayı iktidar aklına getirir.
Yalanlarla ele ne geçecek? ‘Hatay barajı yıkıldı kaçın’ deyip kurtarma ekiplerinin bölgeden uzaklaşmasına vesile olanın eline ne geçti? Bu kadar alçakça bir yalan olur mu?
Kurtarma bölgelerinde çalışan valiler, bakanlar, belediye başkanları sosyal medyadan üretilen yalanlara cevap yetiştirmekle meşgul edilmemeli. Adana Belediye Başkanı’nın “Coronada sahra hastanesi yaptık” söylemine karşılık, ‘hastane nerede?’ diye sormak gerekir.
Yalanlara bakalım, biri üretmiş, güya AFAD açıklamış, 8,5 şiddetinde deprem olacakmış. Samsun’da 1 saat içinde 6.3 şiddetinde deprem olacak. Deprem bölgesinde asker yok, deprem bölgesinde AFAD yok. Atatürk Barajı’nda çatlaklar oluştu. Hatay Havaalanı Ankara Büyükşehir tarafından onarılıyor. Bölgeye giden iş makineleri engelleniyor. Kızılay’ın deprem bölgesinde hiç çadır yok. Antep Kız Yurdu yıkıldı 1 kişi kurtuldu. Depremzedeler çıkarılırken başka ekip gelip el koydu. Suriye sınırı yıkıldı akın akın geliyorlar. Hasar tespitini imamlar ve öğretmenler yapıyor. Belediye başkanı gelince kurulan çadırlar başkan gidince söküldü… Bunlar utanmadan, sıkılmadan, hangi amaçla yapıldığı bilinmez hayâsız yalanlar.
Allah akıl fikir versin, Allah bu millete bu tür afetler bir daha göstermesin, içimizdeki pislikleri, art niyetlileri temizlesin...
GÜNÜN SÖZÜ: İnsanların seni en çok sevdiği zaman, işine en çok yaradığın zamandır…













