Dikkat ederseniz bir olay vuku bulduğunda üç - dört gün konuşuyor ve unutuyoruz. Ne zaman tekrar ederse yeniden konuşmaya başlıyoruz. Ülkemiz bir süre çocuklarımıza uygulanan tecavüz, öldürme olayları ile çalkalandı. Hepimiz başka ana babadan doğsa da tacize uğrayan, öldürülen yavrular için kendi çocuklarımız gibi göz yaşı döktük, üzüldük. Şimdi bu olaylar bitti mi?
Tacize uğrayan yavrularımıza bu eylemi yapan babası belli olmayan yaratıklar kadar, o yavruların aileleri de sorumludur.
Hep birlikte gözlemleyelim; yaz ayları düğünlerin çokça yapıldığı bir mevsim. Gelenek diye, iyi ya da kötü konvoy düzenleniyor. Süslenmiş, havlu asılmış araçlara yaşlı başlı aileler doluyor ve klakson çalarak şehir turu atılıyor. Kimi ‘bakın ben kestirmeye gidiyorum, sünnet oluyorum’ diye çalıyor, kimi de ‘bakın ben şeye gidiyorum, evleniyorum’ diye çalıyor. Rahatsız olan var, olmayan var ama kimsenin umurunda değiller. Araçlar kavşaklarda yavaşlayınca nereden çıktıkları belli olmayan çocuklar zarf almak için arabaların önüne atlıyorlar. Allah korusun kaza her an hazır. Kimi boş kimi dolu zarfları alıp yeni konvoya koşuyorlar, araçlara asılıyor, önlerine atlıyorlar. Ya araç duramasa? Peki, bu çocukların aileleri nerede?
Kavşağa geldiniz ve kırmızıda durdunuz. Hiç bir kavşak boş değil, çok şükür. Ya mendil satma ayağından dilenenler, ya cam silen şarapcılar ve ya da çocuklar. Mutlaka varlar. Peki bu çocukların aileleri nerede?
Belediyelerimiz pek çok mahallede şahane parklar, oyun alanları yaptılar. Allah razı olsun. İnanın gece 2 -3’e kadar ilkokul çağında çocuklar parklarda oynuyorlar, sigara içiyorlar, peki aileler hiç mi merak etmiyor çocuklarımız nerede diye?
Kaç aile çocuklarının günlük yaptıklarından haberdar? Arkadaşları kim, nerelere gidiyor, neler yapıyor, kötü arkadaşları var mı?
Kimse kusura bakmasın, anneler rahat edeceğiz, iki dedikodu yapacağız diye yavrularını sokağa salmamalıdırlar. Çocuk bu, basit şeylere kanabilir, aldanabilir. Sapıklık bir hastalıktır. O nedenle sokaklarda sapıklar her zaman bulunabilir. Biz aileler olarak tedbir alıp, takdiri Allah'a bırakmalıyız.
Dış ülkelerde çalışan, yaşayan gurbetçilerimiz geldiler. Alış-veriş merkezlerinde, millet caddesinde alış verişe çıkıyorlar. Ama para diye eteklerine yapışan çocuklardan bıktılar. Kim engel olacak? Elbette aileler.
Bakınız bizzat yaşadığımız bir olayı anlatacağız. Ramazan ayında bir arkadaşımız hayrına alış veriş çeki dağıttı. Bir bakıyorsunuz bir hanım elinde bir çocukla fiş istemeye gelmiş, fişi alan gidiyor kısa süre sonra o çocukla bir başkası fiş almaya geliyor. Çocuklarımız sanki oyuncak bebek.
Her işin başı eğitim diyeceğiz ama öğretmen sınavlarında, öğretmenlerin nasıl başarısız olduklarını görünce bu düşünceden vazgeçtik. Her işin başı ailedir. Her aile doğumuna öncülük ettiği yavrusuna sahip çıkmalıdır. Yakından ilgilenmeli, sokağa atmamalıdır.
Toplum çocuklara sahip çıkma noktasında hazır olsa da, ilk sahip çıkması gerekenler o çocukların aileleridir. Ailelerin sorumsuzluğu nedeniyle yaşanan iğrenç olaylar toplumda derin yaralar açmakta, insanımıza sapık gözüyle bakmamıza sebep olmaktadır.
Aileler, asla ama asla yavrunuzu bir başkasının (kız olsun, erkek olsun) bir başka erkeğin kucağına almasına, sevip okşamasına, öpmesine, şekerleme vermesine asla izin vermeyiniz. Sevecek adam o sevgisini kendi yavrularında göstersin. Avrupa ülkelerinde bir başkasının çocuğuna sevmek için dokunamazsınız. Orada, mendil satanları, konvoyların önüne atlayanları, gece yarılarına kadar sokaklarda olanları göremezsiniz.
Hiç ilgilenmediğimiz yavrularımızın başına bir şey gelince de aman polis, yok asılmalı vs. İyi de biz aile olarak sahip çıktık mı?
Tek sorumlu, sorumsuz ailelerdir.













