Allah'ımız hayatta ise mutlaka ana ve babalarımızın dualarını almamızı ister. ‘Cennet anaların ayaklarının altındadır’ sözüyle de buna işaret eder. Bu cümleye dikkatlerinizi çekelim. Cennet kadınların değil, annelerin ayaklarının altındadır. Her kadın anne olamaz. Bazı kadınlar doğursalar da anne olamazlar. Medyadan şahit oluyoruz, kadın 2-3 çocuğunu bırakıp başka kocaya gidiyor, evlatlar ya analığa, ya devletin şefkatli kucağına bırakılıyor. Cennet bu annenin ayaklarının altında olabilir mi?. Ülkemiz korona belasında çok ana,çok evlat yitirdi.Anneler günü kutlanırken bunu göz ardı etmeyelim.Ülkemiz deprem felaketi ile binlerce anayı,evladı aldı.Pek çok insan anasız,pek çok insan evlatsız kaldı.Anneler günü kutlarken bunları mutlaka düşünelim,abartmayalım.Avrupa ülkelerinde ticari olarak yani mal satmak üzere yapılan,ilan edilen günler,haftaları biz neden aynen uyguluyoruz?Hiç bir Avrupa ülkesi bizim adetlerimizi uyguluyor mu?Eskiden aileler izdivaç sırasında dünür giderler,nişan düğün,nikah evlenirlerdi.Şimdi Avrupalı gibi yapıyoruz.Neymiş çok özel bir gösteri ile evlenme teklif edilecekmiş.Ediyorlar…Analarının babalarının elini öpmeyen koç yiğitler hanımların önünde diz çöküp yüzük veriyor.Sinemalar kapatılıyor,havai fişekler.Desinler de,öğünmede sınır yok.Bir gece giyilecek kıyafete çok büyük paralar veriliyor.Neyse,biz asıl konumuza,annelerimize dönelim.Hakları asla ama asla ödenmeyecek gerçek annelere.. Çocuklar ev işlerini yapan, silen, süpüren, yemeklerini yapan annelerinin kıymetlerini her zaman bilemezler. Oysa anneler onların sırrını saklayan yegâne dostlarıdır. Anneler çocuklarının her şeylerini bilirler, saklarlar, göğüs gererler, suçu üzerlerine alırlar. Bazı anneler yavrularını çemkirmelerini, azarlamalarını, bağırmalarını, hakaret etmelerini sineye çekerler. Evlat bu...Ya evlatlar? bağırırlar, her şeyi yaparlar, eve geldiklerinde her şey yapılmış, yemekler pişmiş, çamaşırlar yıkanmış. Birçok çocuk anneliğin sadece bu olduğunu, onun görevlerinin bu olduğunu sanırlar, annelerinin kıymetini bilmezler. Oysa anneler ağır işçilerdir. Çalışma hayatında olanları dikkatli gözlemleyin, evdeki annelerden daha az yorulur, yıpranırlar(istisnalar hariç).Birçok baba çocuklarını içinden sever, neden? Baba otoritedir, serttir, kendi çocuklarından esirgediği sevgiyi başka çocuklara göstermekten çekinmez. Babalar para veren bir kurum gibidir. Maddi ilişki olması nedeniyle korkulur, sayılır. Ya anneler?
Sabahlara kadar uyumayan, her şeyden sakınarak, yemeden içmeden büyüten o ulvi kadınlar.Huzur evlerinde neden çok kadın var? Yani anne var? Çocukken kimse annesini paylaşmaz. Herkesten kıskanır. Gereken saygıyı göstermese de o anne benim annem der. Zira anneler evlatlarına asla küsmezler.Peki, çocuklar annelerine ne zamana kadar düşkündürler? Çocukken benim annem, büyüyünce senin annen... Tanıdık geldi mi?Çocuklarını yetiştirmek adına kendini feda eden anneler dünyanın en ağır işçileridir. Çocukları için her fedakârlığı yapan anneler yaşlanınca iş değişir. Evli kızlar, evli oğullarının yanına sığmazlar. Ya damatlar, ya gelinler istemez. Çocuklar da ‘bizi doğuran, büyüten, saçını süpürge eden annemizden asla vazgeçmeyiz’ demezler. Kimi de ‘anne değil misin, görevini yaptın’ der.Ama bilmezler ki gün olacak, kendileri de aynı duruma düşecekler. Yaşattığını yaşamadan ecel gelmez. Hayatta iseler mutlaka anne ve babalarınızın kıymetlerini biliniz(Biz hem yetim hem de öksüzüz). Dualarını alınız, onlar yaşlılıkta dahi sizi düşünür, mutlu ve huzurlu olmanızı isterler.Unutmayınız, siz de yaşlanacak, belki sığınacak yer bulamayacaksınız. Ne ekerseniz onu biçersiniz. Dünya fani, ölüm ani. Allah sırasını bozmasın ve kimselere evlat acısı yaşatmasın. Hepimize evlatların ve ölümün hayırlısını nasip etsin. Vefat eden ana ve babalarımızın ruhları için bir Fatiha dilerken, hayatta olanların lütfen ellerini öpünüz.Bir ömür anneler günüdür…
Günün sözü...Yeminine bakılıp insana inanılmaz,insana bakılıp yeminine inanılır.













