Nisan’ın son günü…
Takvim yapraklarının bir ayı daha geride bırakmaya hazırlandığı, insanın ister istemez durup düşündüğü bir eşik.
Baharın en taze haliyle yüzünü gösterdiği bu ay, çoğu zaman umutla başlar.
Ağaçlar çiçek açar, günler uzar, güneş içimizi ısıtır.
Ama hayat, sadece doğanın ritmine uymaz; kendi telaşını, kendi yorgunluğunu da beraberinde getirir.
Nisan ayı, bir yandan yenilenmenin simgesiyken, diğer yandan hızla akıp giden zamanın da hatırlatıcısıdır.
Bugün, ayın son günü…
Belki gerçekleştiremediğimiz planları düşünüyoruz, belki de “zaman ne çabuk geçti” diye iç geçiriyoruz.
Oysa her ayın sonu, bir muhasebe fırsatıdır.
Neleri erteledik, neleri başardık, kimleri ihmal ettik, kendimize ne kadar vakit ayırdık?
Bu soruların cevabı, sadece geride kalan ayı değil, gelecek ayı da şekillendirir.
Nisan, çocukların neşesiyle, bayram coşkusuyla, doğanın uyanışıyla dolu bir aydı.
Ama asıl mesele, bu güzellikleri ne kadar fark edebildiğimizdi.
Çünkü çoğu zaman hayatın içinden geçeriz ama onu gerçekten yaşamayız.
Yarın Mayıs…
Yeni bir sayfa, yeni bir başlangıç.
Ama başlangıçlar için takvimin değişmesini beklemeye gerek yok.
Belki de en doğru zaman, tam da bugün; yani Nisan’ın bu son günüdür.
Geçmişi olduğu gibi kabul edip, geleceğe daha bilinçli adım atmak için…
Çünkü her bitiş, aslında yeni bir başlangıcın habercisidir.













