Bilim Akademisi Üyesi Yer Bilimci Prof. Dr. Naci Görür, 11 Nisan 2022'de Zonguldak'ın Ereğli ilçesi açıklarında 4,4 büyüklüğündeki depremin ardından Doğu Anadolu Fayına dikkat çekmişti.
Prof. Dr. Naci Görür, Doğu Anadolu Fayının 20'nci yüzyılda hemen hemen hiç deprem üretmediğini belirterek:
"Kuzey Anadolu Fayı o yüzyılda, bir dizi 7.0 ve 7'ye yakın depremler üretti. Kuzey Anadolu Fayı böyle aktifken Doğu Anadolu Fayı üzerinde bu tür bir aktivite görülmedi.
Elazığ Depremi olduğu zaman Elazığ'ın güneybatı yönüne doğru depremin enerji transfer etmesi söz konusu. Doğrultu atımlı faylar, herhangi bir yerde deprem ürettiği zaman, her iki tarafına doğru da stres transfer etmiş olabilir.
Doğu Anadolu Fayı üzerinde bundan sonraki depremleri Erkenek, Çelikhan, Kahramanmaraş Türkoğlu yörelerinde olacağını düşünüyorum" demişti.
***
Ülkemiz Erzincan depreminden sonra en büyük felaketi yaşadı.
Sözün bittiği yerdeyiz.
Kayseri, tarihindeki en şiddetli sarsıntıyı bu depremle görmüş olmasına rağmen depremin vurduğu on il arasında sayılmıyor bile, varın gerisini siz düşünün.
Kayseri’de bu denli panik yaşanmasının nedeni, daha önce bu büyüklükte bir depremin yaşanmamış olmasıdır.
Gece yaşanan ilk deprem insanları sokağa dökse de aradan geçen saatlerde hayat normale yavaş yavaş dönmeye başlıyordu.
Ne varki gündüz vakti ikinci bir depremin şiddeti ile binaların sarsılması bu sarsılmayla dökülen yüzey maddeleri ve çıkardığı büyük gürültü adeta bir korku filminin çekimlerini andırıyordu.
Gece 04:17’de yaşanan deprem insanları uykuda yakaladığı için o psikoloji ile daha az etkilenmişlerdi.
Fakat gündüz meydana gelen şiddetli depremin etkisi bina yıkımına yol açmadı ama psikolojik ve travmatik büyük yıkımlara yol açtı.
Tabi Kayseri’de bunlar yaşanırken başta Kahramanmaraş olmak üzere Gaziantep, Osmaniye, Hatay, Şanlıurfa, Diyarbakır, Adana, Adıyaman, Kilis ve Malatya tam bir felaketle karşı karşıya kaldı.
Türkiye bir deprem ülkesi
Kuzey Anadolu fay hattı ile Doğu Anadolu fay hattı kırılmalarla sürekli deprem üretiyor.
Bu gerçeği değiştirme şansımız yok, fakat yıkımları ve kayıpları önleme şansımız var.
Bugün dünyanın en çok deprem meydana gelen ülkesi Japonya’da kaydedilen en yüksek şiddetteki bir deprem bile marketteki bir konserve kutusunu ancak etkiliyor.
Kentsel dönüşümün tamamlanarak dayanıklı ve yaşanabilir konutların hizmete girmesi önemli bir eşik olacaktır bu konuda.
Özellikle değişik yıllarda yapılan yetersiz binaların yeni ve modern yapılara bırakması herkesin görevi olmalıdır.
Politik nedenlerle belediyelerin kentsel dönüşüm projelerine destek vermek şöyle dursun engelleme çalışmaları insanımızın hak ettiği modern yapılara kavuşmasını geciktirmektedir.
Ayrıca deprem ülkesinde yaşayan herkesin bu afete karşı eğitimli ve hazırlıklı olması gerekmektedir.
Bugün gelinen noktada bir çok mesafe alınmış olması, çok hızlı hareket edilerek müdahalede bulunulması kayıpları en aza indirecek olması bakımından çok önemlidir.
Marmara depremini hatırlayacak olursak bugün gelinen noktanın ne derece anlamlı olduğunu daha net görürüz.
Özellikle depreme maruz kalmış ve büyük yıkıma uğramış illere hemen başka illerden destek amacıyla mülki amir gönderilmesi çok yerinde olan bir kriz okuma ve krizi yönetme yöntemidir.
Kayseri belediyelerinin bu tür durumlarda göstermiş olduğu dayanışma ve destek acıların paylaşılarak azaltılması noktasında örnek bir hizmettir.
Gece depremin ilk anından itibaren kalacak yeri olmayanlara belediyelerin hizmet binaları dahil olmak üzere tüm tesislerini açık tutarak orada hem barınma hem de gıda ihtiyaçlarının karşılanması sosyal belediyeciliğin ve insana dokunan yaklaşımın en açık örneği olmuştur.
Melekler ve şeytanlar
Böyle günler turnusol kağıdı gibi insanların karakterlerini ortaya çıkarıyor.
Deprem bölgelerine yardım ulaştırabilmek için varını yoğunu ortaya koyanları gördük.
Hiçbir şeyi olmamasına rağmen dağcılık eğitiminden edindiği bilgileri bölgede enkaz altında kalanları kurtarmak için arkadaşlarıyla beraber ilk andan itibaren zor şartlar altında ulaşma çabası içerisinde olan yiğit insanlar gördük.
Duygulandık, gözlerimiz doldu insanlık namına.
Mevlamıza şükür ettik böyle insanların da burada olduğu için.
Bir de madalyonun diğer tarafı var ki hangi kelimelerle anlatacağımı bilemiyorum.
Bölgede bir şişe suyu fahiş fiyatla satmak isteyen ve ardından da “alırsan al almazsan alma’’ diye felaketzedeleri azarlayabilen kahpeleri gördük.
Bırakın aynı bölgede yaşayanlara yardımcı olmayı, onların bu durumundan maddi çıkar sağlamaya çalışan, insanlık erdeminden nasibini almak şöyle dursun aşağılıklarını tarif edecek kelime bulamadığım tipler şeytandan daha aşağılık varlıklardır.
Yiğitler ve kalleşlerin içiçe geçtiği bir dünyada yaşıyoruz.
Sanırım önemli olanda bu.
Yardımseverlik de iyilikte acıları paylaşarak azaltma çabasında, insan olan fakat kanatsız melek olarak yücelen insan.
Yine insan gibi gözüken fakat şeytana pabucunu ters giydirecek kadar aşağılık olanlar. Bunlar insan değil. Hayvan desem hayvana da saygısızlık olacak, şeytan desem şeytandan daha aşağılık hiçbir kelime bulamadığım için lûgatte siz anlayın.
Bu felakette ebediyete intikal eden tüm vatandaşlarımıza Mevlamdan rahmetler niyaz ediyorum.
Yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Enkaz altında kalan insanlarımızın bir an önce sağ salim dönmelerini de yüce Rabbim’den niyaz ediyorum.
Acımız büyük...













