Bugün milletvekili aday adaylarıyla ilgili bir yazı kaleme almayı planlamıştım. Fakat Ali Babacan’ın son günlerdeki sıra dışı açıklamalarına İHA Siha Kızıl Elma gibi yerli ve milli üretimin yüz akını gerçekleştiren BAYKAR ile ilgili iddiaları gündeme bomba gibi düşünce o konuyu haftaya bırakıp Türkiye’de yerli ve milli üretim sürecinin başına gelen bu son talihsiz olay da dahil konuyu ele almaya karar verdim. Kayseri’nin artık merkezinde kalan ve kapısında tayyare fabrikası yazan uçak fabrikasının inanılmaz entrikalarla bitirilmesi Nuri Demirağ'ın dramatik mücadelesi, devrim otomobilinin başına gelenler tarihte kalan acı bir hikâye gibi anlatılır hep. Bu kadarla kalsa iyi.
*
Bu kadim medeniyetin milli sanayi hamleleri sadece bu projelerle sınırlı kalmamış yapılan her çalışma emperyalistlerin ve onun yerli işbirlikçilerinin akıl almaz entrikaları sayesinde ne yazık ki sonuçlanamamıştı.
Tarihinden aldığı yapısıyla esarete düşmemiş, inancından aldığı güçle de kıtalara hükmetmiş bu medeniyetin evlatları her dönem egemenliğin teknoloji ve savunmada da en ilerde olmak gerekliliğini çok iyi bildiğinden, öncü birçok projeye imza atmak için samimi gayret göstermiştir. Bu mücadeleyi engellemek isteyen emperyalistler ise açık ve örtülü saldırılarının yanında içerden de satın aldıkları işbirlikçileri aracılığıyla her türlü anti propaganda yöntemini kullanarak çoğu kez amaçlarına ulaşmışlardır ne yazık ki.
Bugün Cumhuriyet döneminin birçok başarılı hamleleri akıl almaz engellemelerle karşılaşmış komedi filmlerine taş çıkartacak argümanlarla bir bir sonlandırılmıştır.
Bugün Kayseri dünyanın en büyük uçak üretim merkezlerinden biri olabilirdi o fabrika devam etseydi.
Devrim otomobili yolda kaldı diye rafa kaldırılmasaydı bugün dünyada söz sahibi otomotiv endüstrisi alanında bir ülke olurduk.
Güvenlik nedeniyle yakıt ikmali ilk gösteri yerinde planlandığından o telaşla da orada yeterli yakıt konulmadığı için yolda kalan olay efsane gibi anlatılır.
Fakat hemen ikinci otomobilin devreye girdiği ve onunla tüm gezilerin yapıldığı hiç anlatılmaz.
Çalışmıyor denilen otomobil bugün bile yollarda gidiyor.
İşin garipliğine bakın ki tüm testlerde tıkır tıkır çalışan uçaklar ve iki otomobil hep gösterilerin yapıldığı gün ve saatte ortada kalıyor. Çok açık değil mi?
Mazlum ve mağdur coğrafyanın umudu olan bu ülkenin sanayi ve teknoloji alanında çığır açmasını bırakın hep el açan ve dışarıya muhtaç bir ülke olması isteniyor.
*
Belli bir zihniyet yerli ve milli üretimi desteklemek şöyle dursun gümrük duvarları örmek suretiyle gelişmiş teknoloji transferini kapattılar. İçerde sadece kaportasını üreterek tenekeden otomobilleri millete fahiş fiyatlarla sattılar. İşte bugün söyledikleri rekabet o zaman yoktu.
İtalya’nın hatalı çamaşır makinası üretim hattını getirerek ürettiklerini aziz milletin gariban evlat- larına sattılar. Alternatifi yoktu.
Çamaşır makinası çalıştığında yerinde duramıyor, iple bir yere bağlanması gerekiyordu.
Birilerinin istediği öyle bir
Türkiye'nin devamı
Halka açıyoruz sözde oyunuyla fabrikalarını borsaya kote ettiler.
Sonra halka açık olmayan pazarlama şirketi kurup çok düşük karla tüm ürünlerini pazarlama şirketine sattılar.
Rekabetsizlikten çok yüksek satış rakamlarına ulaşan fabrika kar edemezken sadece kendilerine ait olan pazarlama şirketinin karlara doymayan hırslarına kat kat haksız kazanç sağladılar.
Birilerinin özlediği Türkiye bu.
Zaman zaman nasıl olur bu kadar açık ve net milletin menfaatine olan projeler engellenir yapanlar şaibe altında bırakılarak itibarsızlaştırılır diye SORULAR gelirdi.
İşte şu anda yeni bir itibarsızlaştırma hareketinin yine servise konduğunu görüyoruz.
Unutmayalım: zamanında İsrail’den alınan sınırlı sayıdaki İHA’ların zamanın genelkurmay başkanı tarafından öve öve bitiremediği olayı.
Ballandıra ballandıra anlatırken bir de BBG evinden örnekler vererek artık tüm terör üslerini BBG evi gibi görüyoruz.
Gereği yapılacaktır demişti.
Ne oldu yıllar geçti gereği yapıldı mı? İsrail İHA’larını aldı götürdü kısa bir süre sonra. Bugün dokunmak isteyen çok yapılanlara. O gün dokundular mı? Neden bir şey yapılmıyor diye. Siyasilere ayar vermekten ve telefonlarını kapatıp Antalya’da golf oynamaktan başka ne yaptılar?..
Bu coğrafyanın kötü bir kaderi var. Hep yapılan işlerin hesabı sorulur. Kimse yapılmayan işlerin hesabını sormuyor ne yazık ki.
Yapmaya çalışanlar milli üretim peşinde koşanlar bedel ödüyorlar, hızları kesiliyor, moralleri bozuluyor. Bu da yetmiyormuş gibi zan altında bırakılıyorlar.
Rekabetten bahsediliyor. Milli üretim için sıraya mı giriliyordu bu ülkede.
Milli üretim uzun uğraşlar ARGE’ler, sabır, çelik bir irade, yüksek bir kararlılık, fedakarlık ve vatanseverlik ister.
Her türlü engellemelere karşı yılmak şöyle dursun daha da başarı hırsıyla gece gündüz çalışmak ister.
Tamamen milli olması seri üretimin yurtdışına ihracatını da mümkün kılar.
Çok karlı değildir. Kaynakların bir çoğu da üretim başlamadan araştırma ve geliştirme faaliyetlerine gider.
İşte bu yüzden milli üretim faaliyetlerine özel sektör uzak durmuştur.
*
Hatırlayın TOGG otomobil fabrikasının yapılma sürecini. Babayiğitler arandı. Kimse çıkmadı. Herkes olamayacağını olmaması gerektiğini, artık dünya pazarında maliyetlerin düştüğünü, ölü yatırım olacağını söyleyerek destanlar yazdılar.
Hangi rekabetten bahsediyorsunuz?
Sektöre girmek isteyen mi vardı ki rekabet olsun.
Tamamı dışarıdan alınan uçakların tek bir parçası eksik olduğunda uçamadığı günleri çok gördük.
Terörle mücadelede bırakın ileri teknolojiyi tüfeklerimizi kullanamazsınız diye bir çok ülkeden ültimatom gelmişti.
Şimdi kendi gelişmiş tüfek ve silahlarımızı kullanıyor kahraman ordumuz.
İçerden emperyalistlerin işbirlikçilerinden bahsetmiştim.
İşte milli tüfeğimizin sırlarını Ankara Çukurambar‘da bir kafede yabancılara satarken bir hain yakalandı.
Şimdi ne demek istediğim daha net anlaşılıyordur sanırım.
Bırakın ileri teknoloji İHA'ları, sihaları, kızıl elmaları, kendimizin geliştirdiği bir piyade tüfeğine bile tahammül edemiyorlar.
Şimdi de yeminli Türk düşmanı okyanus ötesindekilerle aynı düzlemde hareket edenler ya haindir ya gafildir.
Gafletten belki uyanabilirler ama ihanetten asla.
GÜNÜN SÖZÜ
Üzülme herkes ölür; kimi toprağa gömülür, kimi yüreğe...
Hz Mevlana













