Altılı masa bir yıldır pehlivan tefrikasına dönen aday belirleme toplantılarına devam ediyor. Bu süreçte her kafadan bir ses çıkması, farklı görüşlerin taban tabana zıt açıklamaları ve somut projelerin aktarılamaması kendi bilecekleri bir şey.
Fakat iş öyle bir noktaya geldi ki artık, buna dur demek gerekiyor. Siyasi partiler seçimlere giderken seçmen tercihlerine her şeyden önce saygı duymalıdır saygı.
Seçmeni “tıpış tıpış” gördüklerini biliyoruz. Henüz daha adayları ortada yokken, sandıktan zaferle çıkıp hükümeti kurmuş, cumhurbaşkanlığını kazanmış bir havayla atamaları deklare etmeleri çoğulcu demokratik sistemin özüne de, ruhuna da tamamen aykırıdır. Seçmene büyük saygısızlıktır bu. Diktatörlüğün dik alasıdır.
Avcı Tefrikası gibi
Sanki çok seçim kazanmışlar, her girdikleri seçimde sandıkları patlatmışlar gibi zafer naraları atmaları insana biraz “Avcı Tefrikalarını” anımsatıyor.
Altılı masanın iki tanesi ilk kez bir seçime giriyor. CHP zaten garajda duran bozuk araba gibi çakılı rakamdan dışarı çıkamıyor. Her şeye rağmen seçmenin tercihi demokratik sistemlerde baştacıdır. Hep sandık diyordunuz. Seçim tarihi belirleyin iki günde adayı belirleriz, bu kez mağdur edebiyatının ardına sığınılmaması için Cumhur İttifakı adayına hiçbir itirazımız olmayacak diyordunuz, ne değişti çok merak ediyorum?
Seçmenin tercihinden önce daha adayınız yokken, hangi partinin, hangi ilde, hangi adaylarla gireceği belli değilken; siz oturup yüksek bürokratları belirliyorsunuz.
Hiçbir konuda uzlaşıp anlaşamazken Merkez Bankası YÖK MİT başkanını ne kadar hızlı belirlediniz, hemen nasıl uzlaştınız anlaştınız? Hepsi bir tarafa Türkiye’nin güvenliği noktasında vazgeçilmez kurum olan MİT’i siyasi tartışmalarının odağına nasıl koydunuz?..
Bu ne acelecilik?
MİT Başkanını değiştireceğiz açıklaması ne anlama geliyor şimdiden. ABD’ye mesaj mı yolluyorsunuz? Artık yerli ve milli bir yapıya kavuşan güzide kuruluşumuzu, zamanında olduğu gibi emperyalist dış güçlerin maşası haline getirip, kirli oyunlarına alet eden ülkelere selam mı gönderiyorsunuz?
Neymiş? Cumhurbaşkanına hizmet ediyormuş. Vay be!
Bu duruma Türkiye Cumhuriyeti’nin Başkomutanı ve devlet başkanıyla sistem içerisinde çok uyumlu ve başarılı bir mesai yapıyor denir. Ne yapacaktı ya!
Türkiye Cumhuriyeti’nin MİT başkanı Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet başkanına karşı aykırı olacak, dış mihraklara da bilgi sızdırıp kökü dışarıda olan kişilere mi hizmet edecekti?
Ne güzel! Türkiye Cumhuriyeti’nin kadim medeniyetine hizmet ediyor. Terörle mücadelede Silahlı Kuvvetlerimiz ile kol kola mücadele ederek ulusal güvenliğimiz için hizmet ediyor. Tabi siz o tablolara alışık değilsiniz.
Birilerinin özlediği seçim sistemi:
Açık oy gizli tasnif
Zamanında bu kurumda görev yapmış bir çok kişinin neler yaptığı ortada. Kimi seçilmiş Başbakan’ın altını oyuyor, kimi Başbakan'a yanlış ve eksik bilgi veriyor, kimi başka emperyalist ülkelerle gizli pazarlıklar yürütüyor. Neler yaşandı neler... Siz vatandaşa hizmet etmek için mi gelmek istiyorsunuz? Yoksa birçok kurumu aceleyle parselleyip oralara çökmek için mi bunları yapıyorsunuz?
Fakat İnönü’lü CHP’nin geçmişinde böyle gariplikler çok. Seçmen tercihinin hiç de önemli olmadığı 46 seçimleri gibi. Açık oy gizli tasnif gibi komedi bir seçim sistemini uygulayan ve iktidara gidip orada oturabilen bir mantık demekki zamanla da değişmiyor.
Zaten başka türlü de iktidara gelemiyor ki.
O gün açıktan oy attırıp, gizlice sayım yaparak ancak iktidar olabilenler; bugün ortada daha adayları yokken atamaları yapıp Türkiye Cumhuriyeti’nin en güzide kurumlarını gündelik siyasetlerinin malzemesi yapabiliyorlar.
Çok yazık çok.
Belediyelere kayyum da
atamayacaklarmış
Demokrasinin nimetlerinin ardına sığınıp gerçekleri örterek sözde demokratlık yapmak böyle bir şey olsa gerek. Halkın oyuyla seçilen bir belediye başkanını normal şartlarda görevden alıp yerine bir kayyum atmak elbette doğru değil. Aslolan halkın seçtiği kişinin belediye yönetmesi. Fakat HDP’li belediyelerin durumu öyle mi?
HDP’den belediye başkanı seçildikten sonra başkan göstermelik olarak görev yapıyor. Asıl başkanlığı ise kandilin görevlendirdiği bir bölücü terörist fiili olarak orayı yönetiyor. Resmiyette belediye başkanı olarak gözüken kişi tamamiyle bir kukla. Belediyenin tüm mali kaynakları dağa ve kandile aktarılırken, insan kaynakları da bölücü terör örgütü mensuplarınca dolduruyor.
Bu duruma demokrasi adına göz mü yumulacak? Gizli seçim pazarlıklarınız arasında bu madde mi olacak?
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına ve yerel yönetimin temel ilkelerine bağlı olduktan sonra niye görevden alınıp yerine kayyum atansın? Aslolan sandıktan gelen kişinin belediyeyi yönetmesi ki, nitekim büyük çoğunlukla da öyle oluyor. Başarısızlıkları, zafiyetleri, beceriksizlikleri, acziyeti ortada olan bir çok CHP’li belediye başkanı seçimle geliyor, seçimle gidiyor.
HDP’li belediyelerin teröre bulaşmış olanlarına karşı yapılan kayyum uygulaması zorunlu ve haklı bir yasal müdahaledir.Bu maskelerini düşürmektir. Bu insanımızı terör örgütünün zalim pençesine bırakmamaktır. Bu analarımızın ağlamaması için yapılan bir harekettir. Bu kökü dışarıda olan hainlerin bizim kaynaklarımızı kullanarak bölgede palazlanmasına izin vermemektir.
Terör örgütü her türlü maskeyi ve sahte kimliği kullanarak bu senaryoyu uyguluyor. Kimi kandıracak? Bu kadim medeniyetin çilekeş insanlarını, yokluğa mahkum etmek, kaynaklarımızı dış güçlere peşkeş çekmek, parlak cümlelerin ardına sığınarak, resmiyette başka, fiiliyatta başka maskeli bir sisteme müsaade edilemez.
Bu demokrasiyi açıkça istismar etmektir.
SÖZÜN ÖZÜ
“Kanadın kırılırda maviye uçamazsan, ne güne duruyor al,
kanatlarım senindir. Çaresiz çilelere bir umut bulamazsan,
kendime ettiğim dualarım senindir.” Hz Mevlana













