Ruh sağlığının korunması ve yaşam kalitesinin artırılmasında psikolojik desteğin önemini her geçen gün daha fazla hissediyoruz. Uzman Klinik Psikolog Betül Cerit Şahin ile gerçekleştirdiğimiz söyleşide; psikolojiye olan ilgisini, mesleki deneyimlerini, danışanlarıyla kurduğu güven ilişkisinin önemini ve geleceğe dair hedeflerini konuştuk. Şahin, psikolojik desteğin bireylerin yaşamındaki dönüştürücü etkisine dikkat çekerken, en büyük hedefinin daha fazla insana ulaşarak onların hayatlarında olumlu değişimlere katkı sağlamak olduğunu vurguladı. Muhabirimiz Memduh Borazan sordu, Uzman Klinik Psikolog Betül Cerit Şahin yanıtladı. İşte o samimi röportaj…
*Sizi tanıyabilir miyiz? Betül Cerit Şahin kimdir?
Ben Uzman Klinik Psikolog Betül Cerit Şahin. Kayseriliyim, evliyim ve yaklaşık yedi yıldır aktif olarak psikoloji alanında çalışıyorum. Lisans eğitimimi Hasan Kalyoncu Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nde, yüksek lisans eğitimimi ise İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji programında tamamladım. Mesleki yolculuğuma üniversite üçüncü sınıfta başladığım stajlarla adım attım ve o günden bu yana kendimi sürekli geliştirerek alanda aktif olarak çalışmaya devam ediyorum. Meslek hayatım boyunca farklı alanlarda önemli sorumluluklar üstlendim. Sarı Psikoloji'nin kurumsallaşma sürecinden önce eğitim koordinatörü olarak görev aldım. Daha sonra 2023 yılından 2026 yılı haziran ayına kadar Sarı Psikoloji Kayseri Şube Yöneticisi olarak hem klinik süreçleri hem de ekibin yönetimini yürüttüm. Yaklaşık iki yıldır da ikinci markamız olan VOI Kids Academy'nin kurucu ortaklarından biri olarak çalışmalarımı sürdürüyorum. Burada çocukların gelişimini destekleyen, ailelere rehberlik eden ve erken çocukluk dönemine yönelik birçok projeyi hayata geçiriyoruz. Mesleğimi büyük bir sevgiyle yapıyor, etik ilkelere bağlı, bilimsel temelli ve sürekli gelişimi esas alan bir anlayışla çalışıyorum. Kendimi yenilemeyi, yeni eğitimler almayı ve danışanlarıma en güncel yaklaşımları sunmayı mesleki sorumluluğum olarak görüyorum. Birçok farklı alanda hizmet vererek çocukların, ailelerin ve yetişkinlerin yaşamlarına dokunabilmek benim için en büyük motivasyon kaynağı. Aynı zamanda Değer Katan Girişimci Kadınlar Derneği üyesiyim. Kadın girişimciliğini destekleyen, topluma fayda sağlayan projelerde yer almayı ve mesleki bilgi birikimimle sosyal sorumluluk çalışmalarına katkı sunmayı önemsiyorum.
*Psikolog olmaya nasıl karar verdiniz?
Psikolog olmaya karar verme sürecim aslında kendimi tanıdıkça netleşti. Küçüklüğümden beri insanların duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışan, onları dikkatle dinleyen ve olaylara farklı açılardan bakmayı seven bir mizaca sahip oldum. İnsan davranışlarının nedenlerini, bireylerin yaşadıkları deneyimlerin kişiliklerini ve yaşamlarını nasıl şekillendirdiğini anlamaya duyduğum merak, beni psikoloji alanına yönlendirdi. Sadece teorik bilgi edinmek değil, bu bilgileri insanların yaşamlarına olumlu katkı sağlayacak şekilde kullanabilmek de benim için çok anlamlıydı. Bir insanın kendini daha iyi tanımasına, yaşadığı zorluklarla baş etmesine ve yaşam kalitesini artırmasına destek olabilme fikri, bu mesleği seçmemde en önemli etkenlerden biri oldu. Mizaç olarak empati kurabilen, sabırlı, gözlem yapmayı seven ve güçlü iletişim becerilerine sahip biri olduğumu düşünüyorum. İnsanları olduğu gibi kabul etmeye, onları anlamaya ve her bireyin kendine özgü bir yaşam öyküsü olduğunu unutmamaya özen gösteriyorum. Bu özelliklerimin psikologluk mesleğiyle büyük ölçüde örtüştüğüne inanıyorum. Psikoloji, benim için yalnızca bir üniversite bölümü değil, aynı zamanda uzun yıllardır ilgi duyduğum ve kendimi geliştirmek istediğim bir alan oldu. Bu nedenle bölüm tercihi yaparken karar vermekte zorlanmadım. İstediğim bölüm psikolojiydi ve bu alanda eğitim alarak hem akademik hem de kişisel olarak gelişebileceğime inandım. Bugün de aynı motivasyonla mesleğimi en iyi şekilde icra edebilmek, bilimsel gelişmeleri takip etmek ve danışanlarıma etik değerler çerçevesinde en iyi desteği sunabilmek için kendimi geliştirmeye devam ediyorum.
*Kaç yıldır bu meslek uğraşıyorsunuz?
Yaklaşık yedi yıldır bu mesleğe ilgi duyuyor ve kendimi bu alanda geliştirmek için emek veriyorum. Üniversite üçüncü sınıfta staja başlayarak mesleki deneyim kazanmaya ilk adımımı attım. Bu süreçte farklı danışan profillerini gözlemleme, vaka süreçlerini takip etme ve teorik bilgilerimi uygulamayla birleştirme fırsatı buldum. Mezuniyetimin ardından mesleki gelişimime ara vermeden devam ettim. Bir yandan aktif olarak çalışırken diğer yandan yüksek lisans eğitimimi sürdürdüm.

*Uzman Klinik Psikolog olarak bu zamana kadar nasıl etik problemlerle karşılaştınız? Bu problemlere nasıl çözüm buldunuz?
Meslek hayatım boyunca karşılaştığım etik konuların başında gizlilik, mahremiyetin korunması ve mesleki sınırların doğru şekilde yönetilmesi geliyor. Özellikle Kayseri gibi insanların birbirini tanıma olasılığının daha olası olduğu bir şehirde çalışırken etik ilkelere bağlı kalmanın çok daha büyük bir sorumluluk gerektirdiğini düşünüyorum. Zaman zaman danışanların yakın çevresi terapi süreciyle ilgili bilgi talep edebiliyor ya da sosyal yaşamda danışanlarla karşılaşma ihtimali oluşabiliyor. Bu gibi durumlarda danışanın mahremiyetini ve gizliliğini her zaman ön planda tutuyorum. Yasal zorunluluklar dışında, danışanın açık onayı olmadan hiçbir bilgiyi üçüncü kişilerle paylaşmıyorum ve terapi ilişkisinin güven temelinde devam etmesini sağlıyorum. Karşılaşılabilecek bir diğer etik konu ise sınır ihlalleridir. Terapist ile danışan arasındaki ilişkinin yalnızca profesyonel çerçevede kalması gerektiğine inanıyorum. Terapistin aynı zamanda danışanının arkadaşı, iş ortağı, akrabası ya da duygusal partneri olması etik açıdan uygun değildir ve terapötik süreci olumsuz etkileyebilir. Böyle bir durum söz konusu olduğunda meslek etik ilkelerini esas alarak gerekli değerlendirmeyi yapıyor, danışanın yararını gözeterek uygun yönlendirmelerde bulunuyorum. Etik ikilemlerle karşılaştığım her durumda önceliğim danışanın yararı, bilimsel yaklaşım ve meslek etiğine bağlı kalmaktır. Gerektiğinde etik ilkeler doğrultusunda değerlendirme yapıyor, ihtiyaç duyulduğunda süpervizyon veya meslektaş görüşünden destek alıyorum. Benim için etik, yalnızca uyulması gereken kurallar bütünü değil; danışanla kurulan güven ilişkisinin temelini oluşturan vazgeçilmez bir değerdir.*Mesleğinizin zorluklar var mı? Varsa nelerdir?
Her meslekte olduğu gibi klinik psikologluk mesleğinin de kendine özgü zorlukları bulunuyor. En önemli zorluklardan biri, danışanların yaşadığı yoğun duygusal yük ve travmatik yaşam deneyimlerine profesyonel bir şekilde eşlik ederken aynı zamanda kendi psikolojik dayanıklılığınızı da koruyabilmektir. Bu nedenle mesleki sınırları korumak, düzenli süpervizyon almak ve öz bakım uygulamalarına önem vermek oldukça değerlidir. Bir diğer zorluk ise her danışanın ihtiyaçlarının ve yaşam öyküsünün birbirinden farklı olmasıdır. Bu nedenle tek bir yöntemle ilerlemek yerine bilimsel temelli yaklaşımları danışanın ihtiyaçlarına göre uyarlamak gerekir. Bu da sürekli öğrenmeyi, güncel bilimsel gelişmeleri takip etmeyi ve mesleki gelişime yatırım yapmayı zorunlu kılar. Bunun yanı sıra toplumda ruh sağlığıyla ilgili önyargılar ve psikolojik destek almaya yönelik yanlış inanışlar da zaman zaman mesleğimizi zorlaştırabiliyor. Danışanların terapiye başlamadan önce yaşadığı çekinceleri gidermek ve terapi sürecine dair doğru bilgilendirme yapmak da mesleğimizin önemli sorumluluklarından biridir. Tüm bu zorluklara rağmen, bir danışanın yaşadığı değişime tanıklık etmek, yaşam kalitesinin arttığını görmek ve iyileşme sürecine katkı sağlayabilmek mesleğimin en anlamlı ve motive edici yönüdür.
*Sizden vatandaşlar en çok neyi tercih ediyor?
Son yıllarda ruh sağlığına yönelik farkındalığın artmasıyla birlikte psikolojik destek alma konusunda da önemli bir bilinç oluştu. Danışanlarımın en sık başvurduğu konular arasında kaygı (anksiyete), depresyon, stres yönetimi, panik atak, ilişki ve aile problemleri, özgüven sorunları, travma sonrası yaşanan güçlükler ve duygu düzenleme becerilerini geliştirme yer alıyor. Bunun yanı sıra, sadece bir ruhsal sorun nedeniyle değil, kendini daha iyi tanımak, yaşam kalitesini artırmak, sağlıklı iletişim becerileri geliştirmek ve kişisel gelişimini desteklemek amacıyla terapiye başvuran danışanların sayısı da giderek artıyor. Vatandaşların en çok önem verdiği konuların başında ise güven, gizlilik ve kendilerini yargılanmadan ifade edebilecekleri bir ortam bulabilmek geliyor. Danışanlar, bilimsel temellere dayanan, etik ilkelere bağlı ve kendilerini güvende hissettikleri bir terapi sürecini tercih ediyor. Ben de terapi sürecinde her danışanın ihtiyaçlarını bireysel olarak değerlendiriyor, güvene dayalı ve etik ilkeler çerçevesinde ilerlemeye özen gösteriyorum.
*Sizi ve ekibinizi diğer psikologlardan ayrı tutan şeyler nelerdir?
Bizi diğerlerinden ayıran en önemli özelliklerden biri, Sarı Psikoloji olarak kurumsal bir anlayışla hareket etmemiz ve Türkiye genelinde güvenilir bir marka olma hedefiyle hizmet vermemizdir. Kurulduğumuz günden bu yana önceliğimiz, danışanlarımıza etik ilkelere bağlı, bilimsel temelli ve yüksek kalite standartlarında psikolojik destek sunmaktır. Sarı Psikoloji bünyesinde görev yapan ekibimiz, alanında uzman, gerekli eğitimlerini tamamlamış ve mesleki gelişimini sürekli sürdüren uzmanlardan oluşmaktadır. Psikoloji sürekli gelişen bir bilim dalı olduğu için biz de eğitimler, kongreler, seminerler ve güncel bilimsel yayınları yakından takip ederek kendimizi sürekli yeniliyor, danışanlarımıza en güncel ve etkili terapi yaklaşımlarını sunmayı amaçlıyoruz. Bunun yanında her danışanı tek bir yöntemle değil, bireysel ihtiyaçları ve yaşam öyküsü doğrultusunda değerlendiriyoruz. Danışanlarımızın kendilerini güvende, anlaşılmış ve yargılanmadan ifade edebilecekleri bir terapi ortamı oluşturmayı önceliğimiz olarak görüyoruz. Gizlilik, etik ilkeler ve mesleki sınırlar konusunda taviz vermeden çalışıyor, her süreci profesyonel bir bakış açısıyla yürütüyoruz. Bugün Sarı Psikoloji'yi farklı kılan en önemli unsurlardan biri de yalnızca bulunduğumuz şehirde değil, Türkiye genelinde güven duyulan bir marka olma vizyonuyla hareket etmesidir. Bizim için başarı; sadece danışan sayısıyla değil, danışanlarımızın bize duyduğu güven, memnuniyeti ve hayatlarında oluşturabildiğimiz kalıcı ve olumlu değişimle ölçülür.*Bir uzman klinik psikolog olarak psikoloji öğrencilerine ya da psikoloji okumak isteyen öğrencilere psikolog olmak ile ilgili ne söylemek istersiniz?
Psikoloji okumayı düşünen veya bu alanda kariyer hedefleyen öğrencilere öncelikle şunu söylemek isterim: Psikolog olmak, yalnızca bir meslek seçmek değil, aynı zamanda yaşam boyu öğrenmeyi ve kendini geliştirmeyi kabul etmektir. Psikoloji sürekli gelişen bir bilim dalıdır ve iyi bir psikolog olabilmek için lisans eğitiminin yanı sıra eğitimler, süpervizyonlar, yüksek lisans ve bilimsel çalışmaları takip etmek büyük önem taşır. Bu mesleği tercih edecek kişilerin insanı gerçekten anlamaya istekli, empati kurabilen, sabırlı, etik değerlere bağlı ve sorumluluk sahibi olmaları gerekir. Psikolog olmak sadece insanları dinlemekten ibaret değildir; bilimsel bilgiye dayalı değerlendirme yapmayı, mesleki sınırları korumayı ve her danışana önyargısız bir yaklaşımla destek olmayı gerektirir. Öğrencilik yıllarını sadece derslerle sınırlamamalarını tavsiye ederim. Mümkün olduğunca erken dönemde staj yapmaları, farklı alanları deneyimlemeleri, seminer ve kongrelere katılmaları, alanın güncel kaynaklarını takip etmeleri ve kendilerini geliştirecek eğitimlere yatırım yapmaları mesleki gelişimleri açısından büyük katkı sağlayacaktır. En önemlisi ise bu mesleği gerçekten severek ve insan hayatına dokunma sorumluluğunu hissederek seçmeleridir. Çünkü psikologluk, emek, sabır ve sürekli gelişim gerektiren; ancak insanların yaşamlarında olumlu değişimlere tanıklık etme fırsatı sunan son derece değerli ve anlamlı bir meslektir. Bu mesleği tutkuyla yapan, etik ilkelerden ödün vermeyen ve kendini geliştirmeye açık olan herkesin başarılı olacağına inanıyorum.*Önümüzdeki süreç için planlarınız nelerdir?
Önümüzdeki süreçte en büyük hedefim, daha fazla insana dokunabilmek ve onların yaşamlarında olumlu değişimlere katkı sağlayabilmek. Psikoloji sürekli gelişen bir alan olduğu için ben de kendimi sürekli yenilemeyi, güncel bilimsel gelişmeleri takip etmeyi, yeni eğitimler almayı ve mesleki olarak aktif kalmayı önemsiyorum. Çünkü danışanlarıma en doğru ve en güncel yaklaşımları sunabilmenin ancak sürekli öğrenmeyle mümkün olduğuna inanıyorum. Kurumsal olarak ise Sarı Psikoloji'yi büyüterek daha fazla bireyin nitelikli ve güvenilir psikolojik desteğe ulaşmasını sağlamayı hedefliyoruz. Bununla birlikte ikinci markamız olan VOI Kids Academy ile de özellikle çocukların sağlıklı gelişimini destekleyen, ailelere rehberlik eden ve erken dönemde koruyucu ruh sağlığı çalışmalarını önemseyen bir anlayışla büyümeyi amaçlıyoruz. Bizim için sadece hizmet vermek değil, çocukların, ailelerin ve tüm danışanlarımızın hayatına değer katabilmek çok kıymetli. Bu nedenle önümüzdeki dönemde de hem Sarı Psikoloji hem de VOI Kids Academy çatısı altında daha fazla kişiye ulaşmayı, kaliteli hizmet anlayışımızı sürdürmeyi ve toplum ruh sağlığına katkı sunmaya devam etmeyi hedefliyoruz.
*Değer Katan Girişimci Kadınlar Derneği üyesisiniz. Dernek sizin için ne ifade ediyor?
Değer Katan Girişimci Kadınlar Derneği üyesi olmak benim için yalnızca bir sivil toplum kuruluşunun parçası olmak değil, aynı zamanda üreten, gelişen ve birbirini destekleyen güçlü kadınların arasında yer almak anlamına geliyor. Kadın girişimcilerin bilgi ve deneyimlerini paylaşabildiği, birbirine ilham verdiği ve birlikte değer ürettiği bu yapının bir üyesi olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Hem bir uzman klinik psikolog hem de girişimci olarak, kadınların ekonomik, sosyal ve mesleki anlamda güçlenmesinin toplumun gelişimine önemli katkılar sağladığına inanıyorum. Bu dernek, ortak projeler üretmeyi, dayanışmayı ve topluma fayda sağlayacak çalışmalar içinde yer almayı teşvik eden çok kıymetli bir platform. Ben de kendi alanımdaki bilgi ve deneyimimi paylaşarak ruh sağlığı konusunda farkındalık oluşturmayı, özellikle kadınların, çocukların ve ailelerin psikolojik iyi oluşuna katkı sunmayı önemsiyorum. Değer Katan Girişimci Kadınlar Derneği'nin bir parçası olmak hem kişisel hem de mesleki gelişimime katkı sağlarken, topluma birlikte değer katabilmenin de güzel bir örneğini oluşturuyor.*Değer Katan dergisi büyük ses getirdi. Bunun için neler söylersiniz?
Değer Katan Dergisi'nin kısa sürede bu kadar ilgi görmesi ve ses getirmesi gerçekten çok kıymetli. Çünkü dergi, yalnızca başarı hikâyelerini anlatan bir yayın olmanın ötesinde; kadın girişimcilerin, farklı sektörlerden uzmanların ve topluma değer katan insanların deneyimlerini, bilgi birikimlerini ve ilham veren yolculuklarını görünür kılan önemli bir platform haline geldi. Bence bu başarının en önemli nedeni, samimi ve nitelikli içerikler üretmesi, gerçek hikâyelere yer vermesi ve topluma fayda sağlayan bir bakış açısıyla hazırlanmasıdır. Bu sayede hem girişimcilere ilham oluyor hem de farklı alanlarda farkındalık oluşturuyor. Böyle değerli bir çalışmanın içinde yer almaktan mutluluk duyuyorum. Değer Katan Dergisi'nin önümüzdeki dönemde de daha geniş kitlelere ulaşarak birçok kişiye ilham vermeye, bilgi paylaşımını artırmaya ve yeni başarı hikâyelerine ışık tutmaya devam edeceğine inanıyorum.*Son olarak neler söylemek istersiniz?
Son olarak şunu söylemek isterim; ruh sağlığı, en az fiziksel sağlık kadar önemlidir ve psikolojik destek almak bir zayıflık değil, kişinin kendisine yaptığı en değerli yatırımlardan biridir. Toplum olarak bu konuda farkındalığımızın her geçen gün artmasını çok kıymetli buluyorum. Ben de bir uzman klinik psikolog olarak, mesleğimi etik ilkelerden ödün vermeden, bilimsel temellere bağlı kalarak ve her zaman kendimi geliştirerek sürdürmeye devam edeceğim. Amacım, daha fazla insana ulaşmak, onların yaşamlarına olumlu anlamda dokunabilmek ve ihtiyaç duydukları güvenli desteği sunabilmektir. Aynı zamanda Sarı Psikoloji ve VOI Kids Academy çatısı altında çocuklara, ailelere ve yetişkinlere yönelik nitelikli hizmetlerimizi büyüterek daha fazla kişiye ulaşmayı hedefliyoruz. Çünkü inanıyorum ki güçlü bireyler, güçlü aileleri; güçlü aileler ise daha sağlıklı bir toplumu oluşturur. Bu güzel röportaj için teşekkür ediyor, ruh sağlığı alanında farkındalık oluşturan her çalışmanın toplumumuz için değerli olduğuna inanıyorum. Herkese kendisine iyi bakmasını, gerektiğinde destek almaktan çekinmemesini ve psikolojik iyi oluşunu yaşamının önemli bir parçası olarak görmesini tavsiye ediyorum.(Röportaj: Memduh BORAZAN)







