AK Parti Kayseri Milletvekili Şaban Çopuroğlu, röportaj konuğumuz oldu. Genel Yayın Yönetmenimiz Metin Sönmez sordu, Milletvekili Çopuroğlu tüm içtenliğiyle yanıtladı. Memduh Borazan’ın kaleme aldığı röportajda birbirinden ilginç mesajlar çıktı.
- CHP inkâr ettiği baklava kutularını şimdi kabul etmek zorunda kaldı. Genel Başkanları Özgür Özel bile “Pis kokular geliyor” demek durumunda kaldı.
- Pastırma, sucuğu elimizden almaya çalıştılar. Bari yağlamayı tescilletelim. Kayseri’nin bu şahane lezzetini dürüme dönüştürelim istiyorum, sembol olsun.
- Kayseri’nin bir rengi olmalı… Mesela Erciyes’in beyazını alalım, simgesel bayrak yapalım, güvenilirliğin ifadesi olarak seçili işyerlerine asalım.
- Çeşmeden içilebilir suyumuzu ön plana çıkaralım. Bu konuda yapmamız gereken çok şey var ama şehir olarak bir araya gelmeliyiz.

-CHP’ye yapılan operasyonlarla başlayalım. Biri bitiyor diğeri başlıyor. Büyük Kongre bile mahkemelik. Bu bir siyasi operasyon mu, siz nasıl değerlendiriyorsunuz?
CHP’ye yapılan operasyon gibi söylediğinde belki tam amacına ulaşmamış bir ifade olabilir. Ne zaman başladığı bu iş kongre ile başladı. Ne kadar doğru ne kadar yanlış bilmiyorum. Bunu vatandaşımızın takdirine bırakmamız lazım. Cep telefonundan bilmen ne kadar büyüklükte ikramlara göre hediyelere göre birçok şey konuşuluyor. Bunu biz söylemiyoruz kendileri söylüyorlar. O zaman çıktı bu problemler. Ondan sonra arkası kesilmedi, kesilmeyince birileri şikâyet etmeye başladı. Aslında operasyon CHP’ye değil yanlış iş yapan belediyelere. Peki burada onu özdeşleştirdiğimiz zaman karşımıza nasıl manzara çıkıyor, kendi aralarındaki yapı gün yüzüne çıktı. Bir kişi itirafçı olup çıkabilme adına bildiği ne varsa söylüyor. Eğer yalansa memlekette yeteri kadar hâkim var, savcı var zaten. Yalansa hesabını verecek. Doğru ise devlette hesabını soracak. Ama şu bir gerçek son dönemde bunu sanki ayakkabı kutusu, baklava kutusu derken önceleri tiye alanlar şimdi baklava kutularını kabul ettiler. Niye kabul ettiler gerçekten bu çıktı. Bunu bize soruyorlar niye böyle oldu diye emniyet zaten takibe almış. Bir kafedeki pazarlık yapılmış. İşin özeti şu Özgül Özel pis kokular geliyor manasında bir şey söyledi. Yapılan bu işlerle alakalı çokta kabul etmedikleri bir durum söz konusu değil.
Ekonomiye genel bakış açısı içinde insanların ciddi manada bir şikayeti söz konusu Bu şikayetler eminim ki size de geliyor. Dar gelir adına ne yapılabilir? Ne yapılmalı? AK Parti bu problemi nasıl çözecek? Çözme adına ne gibi projeler var?
Tabii bu bizim sahada ziyaretlerimiz sırasında emekli abilerimiz, ablalarımızın genellikle sordukları söyledikleri şeyler. Bu konularla alakalı Sayın Cumhurbaşkanımıza iletin diye söylediklerine çok şahit oluyoruz. Tabii bu konunun bakanlık nezdinde vesaire de bilindiğini zaten sizler de bizler de biliyoruz. Ancak önümüzdeki dönemlerde özellikle bu emeklilerimize alakalı iyileştirmeleri açıkçası beraber inşallah şahit olacağız. Ama bunun süreciyle alakalı şimdiden bir tarih verebilir misiniz deseniz? Tabii ki bu bakanlığın bir projesi önümüzdeki dönemle alakalı, bütçeyle alakalı bir gösterge. Ama şunu unutmamak lazım. Sanki bundan habersiz Ankara'daki bakan, Sayın Cumhurbaşkanımız bundan habersiz falan algısı olmaması lazım. Bu önümüzdeki dönemler içinde, şimdiki dönemler içinde bize oy verenler içinde verilmeyenler içerisinde konu biliniyor, bilinmiyor zannedilmesin. Özellikle ve özellikle belki buradan gelmek isteyeceğim nokta şu, fahiş fiyat uygulaması. Bu işte belki de hemen yanında yer alan bir uygulama. Fahiş fiyatla alakalı biraz yol aldık ama yeter kadar yol alabildik mi. Yeter kadar yol alamadık. Güzel bir noktaya geldik. Bakın, bazen arabada hava basıncı düşük olduğu lastiğe basınç yapmak hava basıncı yapan cihazlara. Genellikle de bozuk diye yazmıyor da arızalı diye yazıyor. Bozukla arıza arasında büyük fark olduğunu ben o zaman gördüm. Bozuk olunca ceza yazıyorlarmış, arıza olunca yazmıyorlar. Siz 36 basabiliyorsunuz ama 34 de basabilir, 38 de basabilir manasına. Kalibrasyonu bozuk. Arıza olunca fiziksel bir arıza var. Meğer bu duruma. İki ayrı bakanlık bakıyormuş. Tabii arıza bir bakanlık, yani arıza ile alakalı cihazı. Kalibrasyonla problem varsa bir başka bakanlık bakıyormuş. Öyle ayarlamışlar yıllar önce. Mesela hava basıncıyla alakalı, biz bununla alakalı bir girişimde bulunmuştuk. Niye yaptınız mı diyeceksiniz. Gerçekten mola verdiğiniz yerlerde insanların en büyük ihtiyaç duyduğu, belki su kadar ihtiyaç duyulan bir şey. Arabanızın lastiğinde bir problem varsa basmadan gidemezsiniz. Bu konumuzla bu fahiş fiyatla ne alakası var. Şöyle bir alaka koyuyoruz. İnşallah becerebiliriz. Girişimlerimiz oldu. Bakanlık seviyesinde, biraz daha yukarılarda girişimlerimiz oldu. Bunları da sosyal medyada paylaştık. Şimdi Türkiye'de kaç tane benzin istasyonu ve hava basıncı cihaz var bilinmiyor ama zannımca 10 bin tane vardır. 10 bin benzin istasyonundaki akaryakıt, hava basıncı cihazlarını kontrol edecek, herhalde Meteoroloji Çevre Şehircilik Bakanlığı, Meteoroloji Genel Müdürlüğü bakıyormuş hava basınçlarına. Burada, Kayseri'de bildiğim kadarıyla 35-40 kişi çalışıyor. Kayseri'deki belli sayıdaki benzin istasyonları şu kadar var. Bunu haftada bir kontrol edip memur yetmez. Geldiğimiz nokta şu, şunu teklif ettik. Siz benzin istasyonundan bir su aldınız. Fiş veriyorlar çünkü fişin üzerinde bir karekod var. Aynı alışveriş platformları. Doğrudur. Yani giriyorsunuz. O firmaya değil de platforma güveniyorsunuz. Alışveriş yaptıktan sonra, ürün size geldikten sonra size birkaç gün süre tanıyorlar yorum yapmak için. Biz de orada alışveriş yaptıktan sonra karekodu okutup, orayla alakalı burada, affedersiniz wc’si temiz değil veya basınç sağlayan cihaz çalışmıyor veya kalibrasyonu bozuk diye buradan yorum yapabilir bir formata gelmesini teklif ettik. Peki bunun için aplikasyon mu yapılması lazım? Yok, aplikasyon falan yapılmasına gerek yok. Herkes eğer devletine girer bu işi yaparsa olur dedik. Bu ilginç ama geleceğe olan bir çalışma. Bu çerçevede de getirmek istediğimiz nokta şu. Bir yerde peynir alacaksın. Aynı marka peynir. Bir yerde 10, bir yerde 11. Gerçekten bunu hep yaşıyorlar insanlar. Bizler de yaşıyoruz. Kesinlikle. Yani aynı marka. Ben sordum bir sefer. Ben sordum bir sefer bir ürünle alakalı. Dedi ki bizim malımız çok kaliteli dedi. Üreticiye görüşüyoruz. Bizim malımız çok kaliteli. Sizin malınız zaten orada satılan dedim. Siz 100 istiyorsunuz. Adam 90'a veriyor. Üretici. Enflasyonunu rica etti. Onun önünde maliyet eskidir falan demek gibi bir köşeye topu attı. Geldiğimiz noktada eğer. Yani bu çalışmanın sonucunda şu noktaya geldik. Eğer kişi sosyal medyasından lokasyon ve fotoğraf paylaşırsa ihbar kabul ediliyor. Eğer E-devletten girerseniz, şikayetlerseniz hangi bakanlığa düşüyorsa bu. Yani tarım, çevre bakanlığı, işte maliye oraya seçilecek. Amacımız o. Ama şu anda sosyal medyadan yaptığınız paylaşımlar ihbar kabul ediliyor. Peki bunun vatandaşın nasıl bir faydası var. Mevcut yapıdaki memur sayısını buralara yönlendirmek suretiyle daha hızlı yol almak mümkün mü? Mümkün. Ufak tefek başladı mı bu iş. Başladı ama ufak tefek. Vatandaşlarımızdan hasretten istediğimiz şu. Vatandaşlarımızdan bir spesifik örnekleri var ama sayı yetmiyor. Niye yetmiyor. Tabirimi hoş görün, lütfen kimse de alınmasın da. Siz elektronik satış platformunda alışveriş yaparken firmaya değil de yorumlara bakıyorsunuz. Çünkü yorumlar kontrol edilemiyor orada. Yorum yapabilmek için sizin müşteri olmanız lazım. Sonra satıcı silemiyor yorumu. Dolayısıyla siz oraya yorum yazarken ki bir hassasiyetiniz var. İnsanlar hiç tanımadığı insanlara güveniyorlar, yorumlara bakıyorlar. Geldiğimiz noktada bu benzin istasyonundaki basınç ölçüm cihazlardan geldik. Peynir satıcısına, zeytinyağı satıcısına, Ayçiçek yağı satıcısına, ekmek satıcısına bunu eğer bu şekilde yaparsak daha az elemanla daha efektif işler yapabilir miyiz, yaparız. Bu alım gücüyle alakalı, emekli maaşlarıyla alakalı dedik ya, hem orada gelişme olması hem de fahiş fiyat önüne geçilmesi aslında bir yerde dengeyi getirmek için iyi bir alternatifi olduğunu düşünüyorum. Siz çok nazik söylediniz ama fahiş fiyatın. Evet. Erken kalkanı zammı yapamadığı bir şey olması lazım.

- Kayseri'nin her problemiyle çok yakınlarla ilgilisiniz. Bakanlık bakanlık kapı kapı geziyorsunuz, haberleştiriyoruz, dikkat ediyoruz. Son zaman dilimi içinde Kayseri'ye dair verebileceğiniz bir müjde var mı?
-İnşallah önümüzdeki günlerde vereceğiz bir tane müjde. Vereceğiniz bir müjde var Kayseri adına. Serbest bölgeyle alakalı.
-Kayseri'deki çalışmalarınızda belediye hizmetlerine bir AK Partili milletvekili olarak da değil de sade vatandaş Şaban Çopuroğlu gözüyle bakınca ne görüyorsunuz?. Bütün metropol için ya da ilçeler için konuşabilirsiniz bunu. Bakınca ne görüyorsunuz? Beklenilen, arzu edilen noktada mı Kayseri? Ya da daha neler yapılabilir?
-Geldiğimiz noktada belediye başkanlarımız genç. Dolayısıyla teknolojiye yatkınlıklar var. Yatkınlık olunca bundan sonraki süreçte bence teknolojinin had safhaya geldiği bir Kayseri önümüzde bizi bekliyor. Nasıl bekliyor. Yıllar önce deseydik, gülerdik yani otobüs beklerken cep telefonuna bakıyorsun otobüsünün bir dakika sonra geleceği falan görüyorsun. Otobüse biniyorsunuz, telefondan okutturuyorsunuz. Tabii dünya gelmiş bu noktaya, bizim de gelmemiz çok normal. Bundan sonraki süreçte çok teknolojik bir Kayseri olabilir. Nasıl olabilir. Yani akıllı şehir mükemmel bir şeymiş gibi algılanıyor ya onu yapmak lazım. Tabii burada şahsen ben Kayseri'yle alakalı belediye başkanlarımızın çalışmalarıyla alakalı tabii ki eksik bulduğumuz bir durum varsa, şurada şöyle bir şey olabilir mi başkanım diyoruz. Kendilerine de ben teşekkür etmek istiyorum. Hiçbiri telefonumuza çıkmamazlık yapmıyorlar. Söylediklerimizde açıkçası kulak arkası eskiden ustalar kulakların arkasında kalem koyarlardı. Onun gibi kalem ve kulak arkası yapmıyorlar. Ancak ben şahsen şehirle alakalı bir düşüncem var. Nedir? Lastik tekerlekli toplu taşıma araçlarının önümüzdeki dönemde ne zaman yapılır? Mesela raylı sistem gelecek. Erkilet’ten şehir merkezine gelmesi planlanan. Aslında belli de bir yol alanı var. Ama bu raylı sistemin hakikaten altyapısının yapılması, test süreci, sinyalizasyon süreci gerçekten hem bir zaman alıyor hem de vatandaş memlekette bir yere gidecekken işte orada toplu taşıma varsa burayı daha çok tercih ediyor. Ben lastik tekerlekli olan toplu taşıma araçlarının hayata şimdiden geçirilirse yani bölünmüş yollarla lastik tekerlekli araçlar şimdi hayata geçirilmiş olursa diğer günlerde yapılacak raylı sistemin o lastik tekerleklerini kaldırıp yerine yapılabileceğini görüyorum.
Şöyle bir şey var, başkanlarımız gayret ediyor, hakikaten yani yeni yol yapmaya çalışıyorlar falan ama toplumda da şöyle bir şey var. Bir yere giderken, eğer alışveriş yapacaksa, varsa arabası, arabamla gideyim, dükkânın önüne koyayım, orada alışveriş yapayım diye istiyor . Ama vatandaş şunlarında rahatsız. Neyden rahatsız. Oraya eğer toplu taşıma aracı olursa, ben niye araba açtım, aracımla gideyim ki, diyor. Şimdi, eğri oturup doğru konuşalım. Arabayı park etmesi problem, koyması, koyduğun yerde alınması problem. Şimdi götürüyor, herhangi bir yere park ediyor, trafikte gelip çekiyor. Şimdi adam arabayı götürse ne yapsın, parka koysa uzakta kalıyor. Getirse, olmuyor. Eğer bu toplu taşımla alakalı, bu lastik tekerlekli mutlaka düşmüştür, belediye başkanlarımız. Mesela Osman Kavuncu Caddesi. Nereden diyelim ki, tramvay DSİ’den sonra dönüyor ya, ondan sonrasında atıyorum, Ambar’a kadar gitsin. Hatta ring yapsın. Ortam müsait, şehir müsait. Niye rahatlatırız? İnsanlar konforlu bir şekilde biner. Bizi hep şeyle kandırmışlar, Almanya'da, Finlandiya'da, Norveç'te. Zannediyoruz ki, bisikletle, her gün sabah güzelce, arka tarafa da bir tane tost, çift kaşarlı tost koymuş oluyor, onunla işe gidiyor falan anlatmışlar. Biz hep böyle bir şeyle, hayalle büyümüşüz. Gidip gördüğümüzde hiç manzara bile değil. Ama toplu taşımı kullanabiliyor mu bunlar? Kullanabiliyor. İsterse binebiliyor. Bunu sağlamak lazım. Ben buradan şunu da söylemek istiyorum. Belki buradan bir çağrı olabilir. Sizin aracınızla bu çağrı da yapmak istiyorum. Biz gençlerden, bu işlere yatkın olan gençlerden, 7'şer kişilik gruplar oluştursak, 7 tane 7 kişilik grup oluştursak, 7 çok demek yani. Ya da 38 diyelim biz neyse. 38 öğrenciyi 6 gruba bölsek, 6'şar kişi olsalar, 7'şer kişi olsalar, bunları yurt dışında, şehircilikle alakalı, yerlere göndersek. Bu üniversite öğrencisi de olsa, lise de olsa, ortaokulda olsa. Bunlar orada birkaç gün süreyle gezseler, nottan alsalar, hayaldeki şehri ya yazsalar ya çizseler. Onlar yaşayacak bu şehirde. Yaşayacağı şeye sahip çıkar.
-Son yerel seçimlerde kaybettiğiniz ilçeler, Sarız, Pınarbaşı, Akkışla, Felahiye oralara hiç dönüp bakma fırsatınız oldu mu?
Geçen Pınarbaşı ve Sarız’a gittik. Sarız ve Pınarbaşı’na niye gittik. Toplantılar yaptık, Maraş'a geçtik vs. Oradaki teşkilatı da ziyaret etmemiz bizim için önemli. Orada şunu söyledim, biz buraları kaybettik. Önceden 17-0 teslim etmiştik. Seçimlerine ne vadettiler, şimdiye kadar hangi sözlerini tuttular dedim. Şimdi oraya çalışıyorlar. Pınarbaşı’nda, Sarız'da, Felahiye'de, Akkışla’da ve Tomarza da farklı parti kazandı. Ama neyi taahhüt etti, neyi yaptı. Öncesi sonrası. Bunlar alakalı çalışmalar yapıyorlar. Yakında bize veya ilgililerine gönderirler, il başkanımıza da gönderirler. Mesela benim aklıma kalan şuydu, Adana Belediyesi herhalde asfalt sözü vermişti. Bunu çıkın, ilçe başkanımız çıksın açıklasın. Veya yok, ilçe başkan açıklamıyorsa, biz, il başkanımız veya biz kimse veya farklı bir milletvekili olabilir. Yani partimizde herhangi bir milletvekili de olabilir, çok fark etmez. Meclis Kürsüsünden, hani her şey güzel olacaktı? Pınarbaşı’nda niye olmadı. Olmamış mı? Şimdi mesela asfalt işi. Yani ben, siz gördünüz ki yani. Bizim orada gördüğümüz olmamış. Yani her şey güzel olmamış. Yani. Açıkçası her şey güzel olacaktı. Seçimlerinden üzerinden 1,5 sene falan geçti. Bir sene, dört ay oldu. Kesin. Tabii. Ben öyle olduğunu düşünüyorum. Çünkü siyasette eğer bir adama iftira etmiyorsanız, doğruları da söylememiz lazım. Siz ne demiştiniz seçimden önce? Şunu yapacağız. Yap o zaman.
Kayseri adına siz seçildikten bu yana hedeflediğiniz, istediğiniz şeyleri hayata geçirebildiniz mi? Yani uğraştığınızı biliyorum, tanıttık hep birlikte, yani iyi bir performans var milletvekilleri sıralamasında. Daha ne yapılabilir? Kayseri devlet yatırımlarından yeterli payı alabiliyor mu? Yoksa muhalefetin iddia ettiği gibi, yok kardeşim, hiçbir devlet yatırımı yok burada, işte hızlı tren hala kaplumbağa hızı, işte tamam evet, havalimanı tamamlandı, ama işte otoban vesaire burada eksik kalan şeyler var. Buraya dair de bir düşüncelerinizi öğrenmek isterim.
-Şimdi hızlı trenden konu açılmışken, orada açıkçası haksızlık etmemek lazım. Hızlı tren zaten teslim süresi 2028 yılı. Çünkü bu iş için finansman 5 yıllık sağlanmıştı, o da 2028'e denk geliyordur. Yok da desek, evet de desek, inşallah seçimin bitmiş olacak, trene binmiş olacak. Peki, burada bir anekdot anlatmak istiyorum. Akşam saat 22.00’yi geçiyor, sanayide bir yeri ziyarete gittik gece, arkadaşları toplantı haline inmiş, orada 15 kişi falan bir grup vardı, genellikle Sanayi'nin eski profesörleri. Dedi ki, hızlı treni boşuna anlatma, ya bu hızlı tren gelmeyecek dedi. Bir ağabeyimiz biraz da sosyolojiyi iyi biliyor, gerçekten.. Bu gelmez, çok söylendi bu gelmez falan dedi. Abi işte onun için geçen hafta gittik, çekimleri yaptık, bunu sosyal medyaya paylaştık. Ya gelmez dedi ya gelse gelse dedi, belki işte atıyorum şu kadar 10 sene, 20 sene, neyse sonra gelir falan. Yok dedim, bu parasal problemi yok. Şimdi vatandaş diyor ki, bu ekonomik gidişatıyla alakalı nasıl tasarruf genelgeleri yayınlanıyorsa. Trenin bir problem olduğunu soruyor. Biraz da bizim şeyimizi ölçüyor, bilgimizi. Dedim ki adam, 3 tane büyük şirket aldı bunu, adam iş yaptıkça parayı yurtdışı finansmanından sağlayacak. İşi bitir, parayı al diyorlar. O zaman olur dedi. Ağabeyi ikna ettik ama hızlı tren için darboğaz bir konu var. Yani hızlı trenin önündeki en büyük engel, tünel. Tüneller 8 veya 9 tünel vardı. 2 tüneli birleştiler. 3.300 metre, 3.800 metre büyüklükte tünelin önündeki tünelimiz oldu. Bunlar 8 tünele düştü. 8 tünelin 4 tanesi bitti. Yani belki de bu 5. de bitmek üzeredir. Bu tünel bitince rayın döşenmesi, ulaşım altyapılarının yapılması falan hızlanıyor. Önümüzdeki dönemde inşallah, Allah Allah, ne zaman başladılar diyeceğimiz döneme geliyoruz. Ne zaman bu, 2026'un sonunda, Allah Allah diyeceğiz yani. Tabiri caizse Yerköy tarafında tünel yapılıyor, işte yol yapılıyor, işte rayın döşenin altyapı çalışmaları yapılıyor. Ama burada, içeride, şehir içerisinde bir hareketlik olmayınca insanlar diyor ki, yapılmıyor herhalde. Hızlı tünel şantiyesine. Çalışmalarla alakalı gerçekten işi bilen adamlar var. İyi bir brifing veriyorlar. Birlikte brifingde biz de kendi kafamıza göre soruyoruz. Önceki sorduğumuzla sonraki sorduğumuz arasında bir korelasyonda sıkıntı yoksa, tamam. Ben şahsen şuna kaniyim. Santimine ne kadar takip ediyorlar. Çünkü, şöyle bir detaydan bahsettiler oradaki makine ve teçhizat, hızlı tren şantiyesindeki makine ve teçhizat tamamı sıfır. Kalıplar tamamı sıfır. İtalya’dan gelmiş. Bir taneden gelmiş. Bunun ne faydası var? Makine ve teçhizatla alakalı bir yorulma, kırılma, bozulma olayı olmadığı için süreçle alakalı bir soru işareti Allah'ın izniyle yok gözüküyor.
Bir, bu artık devletten çıktı. Kimde üç tane büyük şirkette. Şirketlerden bir tanesi Doğuş Holding, Çelikler ve Özkar Bunlar tamamen yurt dışı kaynaklı krediyi almışlar. İş yaparlar ise paralarını alacaklar. Peki burada başka problem olabilecek yer var mı? Olabilecek yolu geçmişler. Nasıl geçmişler? Yol güzergahında vatandaşa ait arazi çok az. Kamuya ait çok olunca istimlak problemi yok. Bu problemlerin hepsi bitip tünel boyutunda geçtikten sonra, Allah Allah buraya bu ne zaman yapılmış diyeceğimiz günden çok yakın olduğunu biliyorum. Bizde burada şöyle bir soru geliyor. Bu soruya çok gerçekten inanan oluyor. Ama ben hakikaten şaşırıyorum. Diyorlar ki biz buradan trene bineceğiz. Yerköy’de valizi alacağız Sivas'tan gelen trene mi bineceğiz. Diye soruyorlar gerçekten bende diyorum ki İldem’den bindiniz. Organizeye gideceksiniz veya Talas'tan bindiniz. Organizeye gideceksiniz. Bir yerde inip hat mı değiştiriyorsunuz. Üzerinde yazıyorsa şuraya gidecek diye o tren buraya gidecek.
Şimdi bu oraya gidip oradan dönmüyor. Sıkıntı ne burada. Yani biraz suçu kendimizde aramamız lazım. Kayseri-Yerköy hattı bağlantısı demişiz. İfadeyi şöyle deseymişiz belki teknik olarak doğru değil. Siyaseten şöyle denememiz lazım. Kayseri-Ankara hızlı töreni veya Kayseri hızlı töreni. Şimdi durup dururken insanın kafasına yani biz valizleri Yerköy'de alacak mıyız? Öyle bir şey yok. Şimdi siz buradan bindiğinizde üstte ne yazıyor? Ankara, İstanbul. Ne yazıyorsa, üstte yazan ne ise orada ineceksiniz. Çünkü Kayseri-Yerköy hızlı töreni hatırlamışız Haksız mı? Haklı yani vatandaş burada. Doğrusu Kayseri-Ankara YHT Hattı.

Otoyola gelirsek?
-Otoyol ile alakalı proje aşamasında şu anda. Otoyol nereden geçeceğiyle alakalı. Yanlış bilmiyorsunuz, Avanos civarından geçmesi planlanıyor. Bunun istimlak süreci ve sadece gerçekçi olmak lazım. 1-2 sene sürer. Proje çalışması, güzergahın teslim edilmesi. Herhalde bu şeyden çıkıyor. Proje ihalesi yapılıyor ya. Millet o proje ihalesini kepçeleri getirdiler çalışmalara başladığı zannediyorlar. Devlet yavaş gidiyor ama gideceği yere varır. Menzile varır. Aynı şey havalimanı için de söylenmişti. Havalimanı şu anda çalışıyor problem yok. Hatta millet bahçesi için söylenmişti. Ne denmişti millet bahçesi için? Onlar dedikleri biz oluyoruz. Onlar oraya çok katı yine yapacaklar demişlerdi. Kütüphaneden daha büyük yok bina yok orada. Dolayısıyla burada muhalefet olsanız gerçekçi olmanız lazım. Söylediğiniz şeyin temeli yoksa, kısa bir süre sonra, eskiden yatsıya Kadarmış, X’te anlık süresi var.
Artık yavaş yavaş sona geldik. Benim acaba sormadığım bir şey kaldı mı diye düşünüyorum. Ya da sizin ilave etmek istediğiniz bir şey var mı? Kayseri’ye dair bir mesaj, bir söz bırakalım buraya…
Öncelikle ben Kayseri özelinde şunu düşünüyorum, burada muhalefete takılmamak lazım. Muhalefet önce başka bir şey diye bağırıyordu, şimdi başka bir şey diye bağırıyor, yarın başka bir şey diye bağıracak. Önceden her eve bir traktör vereceklerdi, kesmedi üstüne bir de küçük altın, küçük mü büyük mü bir altın vereceklerdi, o da kesmedi emekleri 10 bin TL para vereceklerdi, o da kesmedi. Yani burada kısır siyasette uğraşmamak lazım. Bizim öncelerimiz tabii ki Türkiye Cumhuriyeti. Ancak Kayseri'yle olunca da bizim en büyük önceliklerimizden bir tanesi de Kayseri. Önümüzdeki Kayseri'yi nasıl görüyorsunuz? Gelin buradan çağrı yapalım. Üniversitede, lisede, ortaokulda, hatta ilkokul dahil olabilir. Bir yarışma başlatalım. Nasıl bir Kayseri bekliyorsunuz? Mutlaka içine siyaset girecektir ama içinde güzel numune olabileceğimiz örnekle olacaklardır. Bunlar iyi bir atmosferde, iyi bir platformda, tamamen şeffaf, herkesin kanaatini izah ettiğinde belediye başkanlarına veya yöneticilerine veya milletvekillerine kadar rahatça gidereceğine emin olduğunuz bir platform olsun istiyorum. Burada net olarak söylüyorum, 5 yıl sonra, 25 yıl sonra nasıl bir Kayseri görmek istiyorsunuz? Şimdi hem de dünyanın üzerinde nerede olduğumuz, nasıl olmamız gerektiğini. Mesela burada Şaban Çopuroğlu olarak senin teklifin, talebin nedir? Yani kuru kuruya bir şey mi talep ediyorsun? Kuru kuruya çalıştay mı diyorsun? Çalıştay çok kolay yapılır. Kuru kuruya çaylar içersiniz, kahveler içersiniz. Yani toplamışsınız harika falan. Ben size şahsi kanaatim, kendi Kayseri için hayal ettiğim şeyler söylemek istiyorum.
Kesinlikle Kayseri’de yağlama tüm Türkiye'de konuşuluyor. Mantının önüne geçmiş durumda. Ne yapacaksak, Ticaret Odamız, Sanayi Odamız, pastırmadan, sucuktan, Afyon kriter oldu. Bize nerede ne düşüyorsa, inanın bakanlık bakanlık biz geziyoruz. Varsa bize düşen bir şey, herkes üzere düşeni yapsın. Yapması da lazım. Bu yağlamada şuna gelmek istiyorum. Bunları değerlendirmek gerekiyor ama. Şimdi dışarıda yemek yemenin çok pahalı olduğu bir dönemden geçiyoruz. Bu bir, bir daha ikinci. Yani realite neyse onu söylemek lazım. Mesela sanayicilerimize, buradan lokantacılarımıza, odalarımıza veya restoranlarımıza ben biraz Kayseri milliyetçisiyim restoran ifadesi lokantacı demeyi daha çok tercih ediyorum. Bir talebim, teklifim olacak. Yağlama, dürüm yapın. Yani yağlama, dürüm. Ekonomik, doyurucu Kayseri’yi temsil eden. Yalnız lütfen öncesinden tesciline müracaat edin.
Ben mesela şöyle söyleyeyim. Ürün geliştirmemiz lazım. Şimdi biz açıkçası ecdadımızdan kalmış lezzetlerle. Yani günü geçirmeyelim. Mesela Kayseri'nin başka özelliği daha var. Yani içimi döküyorum ama kusura kalmayın. Mesela Kayseri'nin bir rengi olması lazım. Kayseri'nin bir rengi. O yüzden Kayseri rengi dememiz lazım. Biraz reklamcılıkla kitaplar okudum da gençken onlar aklıma geliyor, oradan bu yorum yapıyorum. Mesela bir sigara firmasının kırmızısı kendi markasıyla anılır falan kırmızısı diye. Şimdi ben de diyorum ki Kayseri'nin bir rengi olması lazım. En çok yakışan renk ise Erciyes’in beyazıdır.
Biz buradan şöyle bir şey yapmamız lazım. Kayseri Ticaret Odası, Kayseri Sanayi Odası, sivil toplum kuruluşları, belediyelerimiz, valiliğimiz falan bu o beyazı, Kayseri beyazı diye bir renk icat edeceğiz. O beyazı işini doğru yapan işletmelerin kapısına işte valiliktir, büyükşehirdir, ticaret odasıdır falan hepsini logosuyla asalım.
Kayseri'yi siyasete alet etmeyelim. Allah razı olsun.. Çok daha ilginç bir şey var. Ben her gittiğim yerde söylüyorum Kayseri'de musluklardan akan su içilir diyorum. Bizim her tarafta, eskiden çarşı musluklar oluyordu çarşıda giderdik işte dükkândan. Dükkândan plastik şişe olmaz da, başka kapları doldurulur, cam sürahileri falan var. Şimdi pet şişeler falan çıktı. İnsanlar gidip oralarda suyunu doldurabilmesi lazım. Mesela buradan gelmek istediğim yer şu. Çevreci şehir. Plastik attığı bu şehirde çok az diyebilmeliyiz. Nasıl sağlayabiliriz bunu? Şehrin birçok noktasında Allah lütfetmiş, bize Erciyes gibi bir nimet vermiş, iyi çalışan bir KASKİ’miz var. KASKİ’mizin kaliteli getirdiği suyu biz oralarda vatandaşa vermemiz lazım. Özellikle yazın soğuk. Mesela bir şehre gittiniz. Geçtiğimiz günlerde bir meclis bizi yurt dışında Finlandiya'ya götürdü. Finlandiya'da musluktan akan sular içiliyor. Ama Kayseri şartlarında bu coğrafyada, Finlandiya'nın her tarafı zaten açıkçası doğa harikası. Her taraf su. Orada çok normal gibi. Ama yanı başımızda hemen hemen hiçbir yerde içilemiyor. Böyle bir nimet var yanı başımızda. Biz bunu niye pazarlamayalım? Şehir mi diyorsun? Bizde akan sular içilir.
Dördüncüyü de söyleyip bitireceğim. Yani Kayseri gibi bir şehirde, başka şehirlerde bir lavaboya gitmek isteseniz, karşılaşacağınız manzara hem ücretli hem temizlik noktasında. Bunu patlatmamız lazım. Mesela durup dururken dört taraflı O ile başlayan bir benzin istasyonuna gidip duruyoruz. Niye duruyoruz? Tuvalet temizdir diye. Şimdi adam Kayseri'ye geldiğinde giderken diyecek ki su içilebiliyor, tuvalet temiz, lezzetler hiç pahalı değil. Çok da kaliteli. Bitti.
Röportaj: Memduh BORAZAN








